İslamcı İttifakın Sonu

Mısır’da geçen Temmuz ayında yapılan darbe Ortadoğu’da yeni bir ayrılık oluşturdu ve Körfez monarşilerini Müslüman Kardeşler’den uzaklaştırdı. Bölgenin stratejik sahasında yaşanan bu kritik değişim anı gelecek yıllarda hükümetlere ve bölgesel ittifaklara tesir etmeyi vaat ediyor

Onlarca yıl Suudi Arabistan ve Müslüman Kardeşler silah arkadaşlığı yaptılar. Onlarınki İslami bir ittifaktı ve Mısırlı General Cemal Abdul Nasır’ın seküler Arap milliyetçiliğine karşı vaziyeti savunmak için 1950li yıllarda kuruldu. İttifak Nasırizmin sona ermesinden sonra da ayakta kaldı ve 1980li yıllardan beri İran’dan gelen Şii rekabete karşı Sünni İslami liderlik iddiasını savundu.

Suudi Arabistan Arap dünyası boyunca aktif olan İhvan tebliğci nesillerine sığınak ve evsahipliği temin etti ve Suudiler ile İhvan arasında mevcut olan halk yönetimi ve mutlakiyetçilik bağlamındaki farklılıkları öne çıkarmadı. İhvan aydınları Suudi Arabistan’da kendi ideolojilerini daha da elden geçirdiler ve Müslüman dünya boyunca benzer düşünen İslamcılarla ilişkiler geliştirdiler. Cidde’de öğretmenlik yapan sürgün bir Suriyeli İhvan aktivisti, genç Usame bin Ladin’i İslamcılığa ikna etti. Suudi desteği ile İhvan savaşçıları 1980li yıllarda Afgan cihadına katıldı ve El Kaide’ye uzanan bir yol bulabildiler.

Bu ittifak Suudi ailesinin İslami meşruiyetini güçlendirdi. Ayrıca Arap siyasetine daha fazla tesir etmesini sağladı. Suudi Arabistan İhvan ile olan ilişkilerini kullanarak Mısır’ın 1970’de Nasır’dan Enver el Sedat’a geçiş yapmasına yardımcı oldu. Arabuluculuğu yapılan anlaşma sokak çatışmalarına giren İslamcılara karşı Sedat’ın lehineydi ve Nasırizm’den geriye kalan yapılara karşı da perde arkası manevralara girişilebiliyordu. Bu geçiş krallığın en güçlü Arap düşmanını da elimine ediyor ve onlarca yıl Suudilerin Arap siyasetinde önde oluşlarını da garanti altına alıyordu

İttifak ayrıca Suudi rejiminin uzamasını da sağlıyordu. Böylelikle bir yandan Arabistan’da gelişen moderniteyi ve petrol zenginliğinin getirdiği refahı reddeden İslamcılığa karşı koruma, bir yandan da Suudi ailesinin Amerikan eksenine tedrici hareketi sağlanıyordu. İhvan Arabistan kanatları altındayken Suudi Arabistan hem İslami hem Batı taraftarı olmayı, bir yandan İslami amaçları desteklerken bir yandan İhvan’ı siyasi güçten meneden Mısır’ın Hüsnü Mübarek’i gibi seküler rejimleri desteklemeyi başarabiliyordu.

Bunların hepsi 2012’de İhvan’ın Mısır’da cumhurbaşkanlığı seçimini kazanması ve iktidarı devralmasıyla değişti. Seçim İslam için konuşmaya ve Arap dünyasını kendi imajında şekillendirmeye istekli hırslı bir ideolojik rejim üretti. Bu duruşlar Suudi Arabistan sağlam monarşisi için Nasır’ın seküler Arap popülizminin ürettiği derecede bir tehdit oluşturdu. Suudi monarklar bir devletin eşit hükmedicileri olarak değil ama güçsüz talipler olarak İhvan’dan memnundular. Sonuç olarak Riyad Temmuz’daki Mısır ordusunun darbesini destekledi.

Müslüman Kardeşler bir Mısır monarşisine karşıtlık temelinde 1928’de doğdu. İhvan’ın ideolojisi İslam ile Arap milliyetçiliğinin birbirine karıştığı otokrasi ve Batı’nın lanetlendiği bir yapıya sahip. Suudi monarşisine keskin bir karşıtlık olarak ideal bir “Cumhuriyet” içinde hem halkı hem İslami hukuku güçlendirmeyi vaat ediyor. Suudi kimliği İslam’ın püriten (selefi, Süreç Analiz) bir yorumu ile harmanlandığından ve Suudi Arabistan milliyetçiliği Mekke ve Medine’nin İslami inanca göre arzettiği merkeziyet temeline dayandığından seküler demokrasi henüz güçlü bir Suudi kitlesi bulamamaktadır. Fakat adalet ve eşitlik kadar din ve siyasette bireyin güçlendirilmesi sözü veren İhvan’ın popülist İslamcılığı pek çok işsiz ve istikrarsız genç Suudi de yankı buluyor.   

İçerde gücünü koruma adına İhvan ile yollarını ayırmakla Suudi hükmediciler yanlış bir hesaplama içinde olabilirler. İhvan bölgesel bir güçtür. Onun temas noktaları Kuzey Afrika’dan Ortadoğu’ya uzanıyor. İhvan’dan desteklerini çekerek ve tüm desteklerini Mısır ordusunu arkalamaya –ve diğer İhvan’ı parçalamak isteyen rejimlere- vererek Suudiler İhvan’ı daha aşırı olmaya ve monarşi karşıtlığını daha keskinleştirmeye itiyor olabilir ve bu bütün Arap monarşilerinin meşruiyetini tehdit altına sokabilir.

Önümüzdeki yıllarda Suudi Arabistan’ı bekleyen daha büyük stratejik sorun şu ana kadar olduğu gibi İran olmayabilir. Fakat İhvan olabilir. Bu yeni düşmanlık bölge boyunca kilitlenmiş çatışmalara neden olabilir ve Filistin-İsrail barışını sağlamaya ve İran etkisini kuşatmaya dönük çabaları olumsuz etkileyebilir. 

Daha şimdiden bu düşmanlık Birleşik Devletler’i etkiliyor. Geçen hafta Amerika’nın İran ve Suriye’deki politikaları Suudi yetkililerden açık bir eleştiri çekti. Eleştiriler Washington ile ilgili genel Arap öfkesine oynarken arka planda da Washington’ın Bay Mübarek’in 2011’deki devrilmesinden, darbeyi ve Mısır ordusunun İhvan’ı bastırmasını desteklememesine kadar Suudi kızgınlığını ortaya döküyor. Ancak hala Amerika’nın bu ayrılığın yol açacağı zararı azaltmak için yapabileceği şeyler var.

Anahtar burada ekonomisini inşa etme ve yıpratıcı siyasi çıkmazına son verme noktasında Mısır’ı ihmal etmeyi durdurmak olacaktır. Mısır’ın geniş ekonomik ihtiyaçlarına cevap vermek için uluslar arası bir çabayı bir araya getirmeyi yalnızca Amerika yapabilir ve Amerika kendi kaldıraç gücünü Mısır’ın hükümranlarını ikna edici bir şekilde demokratik yönetime yönlendirmek için kullanmalıdır. Eşit derecede önemli olacak başka bir şey daha fazla Amerikan dikkatinin Fas, Tunus ve Ürdün’e gösterilmesidir. Bu ülkelerdeki gönüllü İhvan unsurları seküler demokratlarla geniş tabanlı koalisyonlara dahil edilebilirler.

Uzun vadede bütün bu ülkelerde ekonomik ilerleme ve siyasi istikrarı kurmak istikrarsızlığın monarşilere yayılacağına dönük Suudi korkularına cevap vermek için en iyi yol olacaktır. Bu Mısır’ın mevcut acılarının bütün bölgeye olan etkisini azaltmak için de çok iş yapacaktır.

Vali R. Nasr John Hopkins Üniversitesi İleri Uluslararası İlişkiler Çalışmaları Okulu Dekanıdır. Nasr Seyyid Hüseyin Nasr’ın oğludur. 

Çeviren: Süreç Analiz

(NYT, Vali R. Nasr, Islamic Comrades No More, 28 Ekim 2013)

Çeviren: 

Süreç Analiz

Yazarın Tüm Yazıları

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org