IŞİD’in Mezhebi El Kaide’yi Aratıyor

BAĞDATİslam Devleti’nin lideri halife İbrahim tipik bir ramazan vaazı sırasında kendisini sakin ve duygusuz bir şekilde Müslüman dünyasının lideri ilan ettiği zaman herkesi şaşırtmıştı. En ılımlılarından en radikallerine kadar tüm Müslüman âlimleri bu ilanın geçersiz olduğunu söyleyip onu büyük bir yalancı olarak gördüler ve dünya büyüyen ve giderek artan bu kirli cinayetleri izlemekten başka bir şey yapmadı.

Gerçi, onun bu acımasız inancının kökleri 18. yüzyıl Arap yarımadasına dayanıyor. Suud kabilesi, tutucu âlim Muhammed ibn Abdülvahhab ile bir ittifak kurdu. Ve onlar çölün savaşan kabilelerini ele geçirmesiyle birlikte, Abdülvahhab’ın sade ve katı İslami yorumu Suudi devletinin temelini oluşturdu.

Aynı düşünce şimdi İslam Devleti’nin temelini oluşturarak Ebu Bekir el Bağdadi olarak bilinen halife tarafından canlandırılıyor.

Princeton’da bilim adamı olan Bernard Haykebunun bir tür evcilleştirilmiş Vahhabilik olduğunu dile getirdi. “Bunun en yakın akrabası Vahhabiliktir’’ dedi.

Suudiler ve Basra Körfezi devletleri yöneticileri- bütün monarşiler- şimdi İslam devletine karşı birleşmiş durumda, keza İD’nin dışarıdan kendilerine saldırması veya ülkelerinin içinde destekçi kazanması ihtimali bu devletlere korkutucu geliyor olabilir. Bahreyn, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri İslam Devleti’nin Suriye’deki kalelerine olan saldırılarda tümü Washington ile hareket ettiler.

IŞİD veya İD olarak da bilinen, İslam Devleti liderleri, temel yol gösterici ilkeler olarak, Sünni İslam’ın Vahhabi hareketine olan özel bağlılıklarını açık ve kesin bir şekilde dile getirmektedirler. Grup, Suudi Arabistan’ın denetlediği okullardan aldığı Vahhabi dini metinlerin dağıtımını yapıyor. Grubun bölgedeki görüntüleri, onların Vahhabi metinlerini resmi misyonerlik aracı haline getirdiklerini gösterdi.

Bu yaklaşım, El Kaide’nin soyağacını oluşturan ana akım İslamcı ve cihatçı düşünce ile ters düşüyor ve aşırı tutucu olarak şiddete yönelik farklı bir bakış açısını ortaya çıkarıyor. El Kaide, Müslüman devlet ve toplumların günahkâr imansızlık içine düştüğünü gören radikal bir geleneği temel aldı ve onları kurtarmak için şiddeti bir araç olarak benimsedi. Ama Vehhabi geleneği inanmayanları öldürmenin hakikatli bir toplumu arındırmak için gerekli olduğunu benimsedi.

Profesör Haykel, “Şiddet onların inançlarının bir parçasıdır” ifadelerini kullanmıştır. Ve Haykel “ El Kaide için şiddet bir araç, IŞİD için ise bir amaçtır” diyor.

Bu ayrım fetvaların savaşında rol oynuyor. En önemli etkili cihatçı teorisyenlerin çoğu İslam Devleti’ni sapkın olarak değerlendirip, kendilerini halife olarak ilan etmelerini hükümsüz, geçersiz sayıp ve gittikçe gazetecilerin ve yardım görevlilerin katledilmesinden dolayı kana susamış kâfirler olarak sayıp sövüyorlar.

Ne var ki bir anda türeyen İslam Devleti polemikçileri El Kaide liderlerinin hepsini batıya karşı tutumlarını yumuşatan kötü Müslümanlar olarak bile göstererek onların eleştirilerini karşı koydular. Hatta bir İslam Devleti ideologunun son bildirisine göre,  Filistinli militan grubu olan Hamas’ın İsrail ile ateşkesi kabul ettikleri için kafalarının kesilmesi cezasına çarptırılması gereken “inançsızlar” olarak hükmedilmiştir.

Otuz yaşında bir âlim olan Al Turki Bin Ali internette bir forumda, “Bir Müslüman’ın görevi Allah’ın tüm kaidelerini ve buyruklarını, yavaşlama ve yumuşama olmadan anında tam yerinde uygulamaktır” sözlerini dile getirmiştir.

İslam Devleti’nin sansasyonel propagandası ve kafa kesme görüntüleri iki göreve hizmet ediyor; Batıyı tehdit etmesine ek olarak, internet üzerinden ya da başka yerlerde yeni üyeler toplamasında örgüte yardım eden korkunç meydan okumalarıyla sempatizanlarından alkış topluyor.

Destekçi akışını istikrarlı tutmak özellikle İslam Devleti için önemlidir. Çünkü bu durum, Irak ve Suriye hükümetleri, Şii ve Kürt savaşçıları, rakip Sünni militanlar ve şimdi Amerika Birleşik Devletleri hava kuvvetleri gibi birden çok düşmana karşı daimi savaşlarında ve ağır kayıplarında onun ayakta kalmasını sağlıyor.

Bu arada, Demokrasileri Savunma Vakfında araştırmacı olan Daveed Gartenstein-Ross’a göre İslam Devleti ile olan çatışma El Kaide için “aklıselim cihatçılar olarak kendilerini yeniden konumlandırmak” için bir şans doğuruyor.

İslam Devleti’nin kurucusu Bağdadi kendi Vahhabi düşüncesinin temeline, Müslüman Kardeşler ile başlayan ve nihai olarak El Kaide’yi üreten daha kapsamlı olarak yirminci yüzyılda İslamcı hareketlerinden aldığı iki unsuru aşılamıştır. Vahhabi Âlimleri gibi, vaazlarında dünyevi yöneticileri itaat etmeye çağırmasıyla birlikte, Bağdadi, Müslüman Kardeşlerin, El Kaide’nin ve yirminci yüzyıl İslami hareketlerin yaptığı gibi, Arap dünyası üzerindeki yabancı hâkimiyete karşı siyasi eylem çağrısında bulunmayı benimsedi

Bağdadi ayrıca hilafeti canlandırma fikrini de aynen aldı. Vahhabilik ilk olarak Osmanlı Halifeliği esnasında boyut kazandı. Müslüman Kardeşler hareketi 1924’te halifeliğin feshedilmesinden kısa süre sonra ortaya çıktı. Hilafetin feshi olayı dünyada batının yükselişinin ve doğunun düşüşünün işareti olarak görüldü. Hareketin kurucusu daha geniş batı karşıtı proje olarak halifeliği tekrar canlandırmak için çağrı yaptı.

Bugünlerde hilafet düşüncesini, ulus devletlerin modern dünyasıyla alakasız bir tür manevi fikir olarak kullandıkları vurgulanan ve bu yüzden çağdışı olarak yaftalanan Müslüman Kardeşler üyeleri bile neredeyse mahcup ediliyor.

Brookings kurumunda militan İslam araştırmacısı olan William McCants“Hatta El Kaide için bile halifelik ahir zamandan önce, uzak gelecekte olan bir şey olarak tanımlandı” ifadelerini kullanmıştır. Ayrıca William McCants 10 Haziran 2014’te İslam Devleti’nin “gerçekten de takvimi aştığını’’ dile getirdi.

İslam Devleti Vahhabi gerçekliğine bağlı kalarak değişen şartlara adapte olmak için mukayese yaparak akıl yürüyen Müslüman Kardeşler ve onların yüzyılın ortasındaki tartışmalı lideri Seyit Kutup ve yazıları sonradan ilham onlara veren El Kaide’li Ayman al Zevahiri gibi günümüzün militanları da dahil olmak üzere diğer İslamcıları küçümsüyor. İslam Devleti ideologları sık sık kimseyi Müslüman olarak kabul etmiyorlar hatta seçilen veya seküler hükümetleri destekleyen İslamcıları bile inançsız kabul edip kafalarının kesilmesi gerektiğini düşünüyorlar.

Georgetown üniversitesinde politika ve İslam hocalığı yapan Profesör Emad Shahin bu durumu şu şekilde ifade etmiştir: “Ya bize katılırsın ya da bize karşısın ve biz seni bitiririz” Emad Shahin’e göre bu, El Kaide değil ama onun doğrularına oldukça uzak.

Bazı uzmanlar, Suudi din adamlarının İslam Devleti’ni resmi olarak kınamalarını diğer din âlimlerinden çok sonra gerçekleştirdiğini belirtiyorlar ve hatta bir noktada kral çok açık bir şekilde bunu yapmaları için onları zorladı.. Profesör Haykel, “Suudi dini kurumlarda belirli bir sessizlik mevcut, bu şunu gösteriyor ki ortada IŞİD’i kesin olarak kınayan bir tutum yok” açıklamalarında bulundu.

Son olarak, 19 ağustos tarihinde Suudi baş müftüsü Şeyh Abdul Aziz el-Şeyh, aşırılık düşüncesi, radikalizm ve terörizmin İslam’a ait bir yol olmadığını, sözde İslam Devleti’nin ve El Kaide’nin suçları görüldüğü gibi onların ancak İslam’ın ilk düşmanı ve Müslümanların da onun ilk kurbanları olduğunu ilan etti.

El Kaide’nin ideologları daha öfkeli bir haldeler. Hepsi, halifeye biat etmenin tüm Müslüman alimlerinin adına geniş bir konsensüsünü gerektirdiğini, bunun, eğer tüm Müslümanların katılımı yoksa sadece bir askeri zafer sonrasında bir adamın ilanıyla gerçekleşmeyeceğinde ısrar ediyorlar.

Son zamanlar internette bir açıklamada kıdemli bir cihatçı âlim olan Ebu Muhammed el Makdisi ‘‘Hilafet tüm ezilmişler için sığınak ve tüm Müslümanlar için bir barınakolacak? Ya da bu oluşum ona karşı olan tüm Müslümanlara karşı kılıççekecek ve tanrı adına cihat yapan tüm bu grupları hükümsüz kılacak?’’ şeklinde soru yöneltti.

Önde gelen başka bir El Kaide bağlantılı cihatçı âlim olan Ebu Katada el Filistini, ‘‘Onlar daha diğer cihatçılarla ilişkilerinde bile merhametsizler. Diğer insanlarla, fakirlerle ve zayıflarla nasıl alakadar olabilirler’’ diyerek aynı şeyleri tekrarladı.

İki âlimde Ürdün’de kaldıkları hapishaneden serbest bırakıldı. Bunun nedeni belki hükümet İslam Devleti’ne karşı eleştirelliği arttırmak istiyor.

Çeviren(Tam Metin): Ali Beştaş                                                                                                

(New York Times, ISIS’ Harsh Brand of Islam Is Rooted in Austere Saudi Creed, 24 Eylül 2014)

Çeviren: 

Ali Beştaş

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org