IŞİD’e Karşı Savaşı ‘İran’ Yürütüyor

Fakat İran’ın nüfuzunu arttırması, dâhili ekonomiyi tahrip eden ve mezhepsel kırılmayı tetikleyen taahhütleri de beraberinde getiriyor.

BAĞDATYakın zamana kadar, Kudüs gücü olarak bilinen İran’ın seçkin birliklerinin başındaki kişi, resimdeki Kasım Süleymani dünyanın en gizli operasyon yürüten ajanlarından birisiydi.

Şimdi ise onun gülümseyen yüzü her yerde: Televizyonlarda Iraklı yetkililerle kol kola, sosyal medyada IŞİD’e karşı savaşan erlerin omzuna dokunurken ve herkesin önünde İran’ın müttefikleri tarafından hürriyetine kavuşturulmuş ailelerle yaptığı toplantılarda sık sık görülüyor.

Süleymani bu hafta, IŞİD’in denetimi altında bulunan yakındaki şehir Tikrit’i kurtarma operasyonunu yürüten Iraklı askerlere ve yedek erlere moral vermek için Irak’ın Samarra şehrinde ortaya çıktı.

Süleymani’nin özgeçmişi İran’ın bölgede çalışma tarzının dönüşümünü gözler önüne seriyor. Müttefikleri ve düşmanları benzer şekilde, 1979 devrimini ihraç etmede başarısız olan İran İslami Cumhuriyeti’nin şimdi Akdeniz’den Kızıl Deniz’e ve Aden körfezine uzanan alanda kendisine ait bir etki alanı iddiasında olduğunu söylüyorlar.

İran Parlamentosunda dış siyaset ve ulusal güvenlik komitesinin başında bulunan Alaeddin Boroujerdi ofisinden, ‘İran, son 30 yıldaki herhangi bir dönemden daha güçlü’’ dedi.

Fakat İran’ın yeni gücü müeyyide ve kötü idare ile mahvolmuş bir dâhili ekonomiyi zorlayan yükümlülükleri de beraberinde getiriyor. Ve İran’ın tetiklediği mezhepsel tepki bölgenin dini kırılmalarını daha fazla arttırıyor.

İran, yıllarca Filistin’de Hamas ve Lübnan’da Hizbullah gibi müttefik vekillerle araya mesafe koyarak çalışarak sahnenin gerisinden güç gösterisi yapmayı tercih etti. Lakin Suriye’deki iç savaş, Yemen’deki kargaşa ve IŞİD’in yükselişi bu hali değiştirdi.

İran askeri müşavirleri, milisleri artık gizliden değil, göstere göstere ülke dışına yönlendirdiler. Irak’ta İranlılar ve İran yanlısı Iraklı din adamları tarafından IŞİD’e karşı dini bir emirle seferber edilmiş 100 bin kadar çok sayıda savaşçıyı koordine ediyorlar. Yemen’de İsrail’e karşı durması için 1980’lerde Lübnan’da İran’ın desteğiyle hayat bulan Hizbullah modelini oluşturan bir Şii hareket, İran’dan tedarik edilen paranın ve silahların yardımı ile Yemen hükümetini ve başkanını yerinden etti.

Suriye’de rejimin gücü, rejimi git gide aşındıran 4 yıllık çatışma sonucu zayıflarken, İranlı askeri müşavirler, asiler ve rejim yanlısı savaşçıların dediği üzere, Irak’tan Şii militanlar, Lübnan’dan Hizbullah savaşçıları ve Afganistan’dan savaşçıları içeren paramiliter grupları koordine ederek Başkan Esad’ı savunmada yardım ediyorlar.

Esad rejimi için savaşan bir Iraklı, Suriye ordusu için çalışan bir İranlı danışmanla işbirliği halinde bulunan bir Iraklı komutan tarafından liderlik edilen bir askeri birlikte yer aldığını söyledi. Skype üzerinde yapılan bir röportajda, ‘‘Biz Iraklılar ve Hizbullah Lübnan direniş güçleri bir bölgeye şiddetli bir şekilde hücum ediyoruz. Sonra da Suriye ordusu da zapt etmek için geliyor’’ dedi.

İran sınır boyunca birlikte çalıştığı milis gruplarına sahip, bu gruplar birbirine eğitim ve takviye temin ediyor ve ayrıca bir cephede edindikleri tecrübeleri diğerlerinde uyguluyorlar.

Bu yurtdışındaki kurulu taahhütler İran’ın ekonomisini daha fazla zorluyor. Mesela, Suriye’de Uluslararası Güvenlik Çalışmaları Enstitüsünde bir analist olan Emile Hokayem’e göre,  İran açtığı krediler ve silahlarda on milyarlarca dolar harcadı ve Esad rejiminin düşmesini engellemek için mali destek sağladı.

Petrol gelirlerinin düşmesiyle mahvolan Irak’ın mali durumuyla, İran şimdi IŞİD’e karşı mücadelesinde Irak’ın zayıflayan Şii hükümetine desteği hızlandırmak zorunda kalabilir.

İranlı ekonomist Said Laylaz, ‘‘Bu bağlılıklar, ülkede yeni servet üretimi olmuyorken, ülkenin kaynaklarını tüketiyor’’ dedi.

İran başkanı Hasan Ruhani de son açıklamalarında İran’ın mücadeleci dış siyasetinin bedelini sorguladığı görüldü. ‘‘Nereye kadar ekonomimiz, aldığımız siyasi kararların yürütülmesini finanse edebilir? Dış politikamızın ekonomimizi finanse etmesini sağlayalım ve insanlara getirisini görelim’’ dedi.

Bu gönderme birkaç gün sonra dini lider Ayetullah Ali Hamaney’in fırça çekmesine neden oldu.

Maliyetinin ötesinde İran’ın dahiliyeti bölgesel çatışmayı derinleştiren mezhepsel gerilimi ayyuka çıkardı: Onun Şii müttefikleri Sünnilere karşı savaşıyor, böylece Sünniler de İran’ın artan etkisiyle tehdit edilmiş hissediyor. Bu Sünni bölgesel güçler Suudi Arabistan ve Türkiye’yi endişeli hale getiriyor ve belki de onların hem Irak’ta hem de Suriye’de Sünni aşırıcılığa desteklemelerini veya en azından sessiz kalıp göz yummalarını sağlıyor.

Washington’daki Carnegie Vakfı’nda bir İran analisti olan Karim Sadjadpour, ‘İran hem kundakçı hem de yangını söndüren konumunda’’ dedi.

Iraklı ve İranlı yetkililere göre IŞİD savaşçıları Haziran ayında Irak’ın kuzeyinde kıvılcımı ateşleyen bir saldırı tertipledikleri zaman, silahlar ve danışmanlar saatler içinde İran’dan yola çıktı. Süleymani ve İranlı Kudüs gücü, kuzeyde petrol zengini bölge Kerkük ve Kürt şehri Erbil’e doğru ilerleyen militanların durdurulmasında ve Bağdat’ın ve Şiilerce kutsal sayılan Samarra, Necef ve Kerbela’nın korunmasında yardımları dokundu.

Ardından birkaç hafta içinde Tahran’a seyahat eden Iraklı liderler komşularının İslam Devleti’ni engellemede oynadığı rolü kabul ettiler.

İran’a olan mesafeleri koruyan ve Batıyla yakın ilişkiler geliştiren Iraklı liderler bile bağlılıklarını kabul ettiler. Bölgesel Kürt yönetiminin lideri ve Birleşik Devletlerin yakın müttefiki Mesut Barzani, Ruhani’ye müteşekkir olduğunu belirten bir mektup yazdı ve bu mektup daha sonra İran tarafından coşkuyla duyuruldu.

Irak’ta geçen yıl Şii din adamları tarafından basılan acil durum fetvaları tüm sağlıklı erkeklerin, aşırıcı Sünni inançları, Şiileri mürtet olarak sınıflandıran ve öldürülmeleri gerektiğini düşünen İslam Devleti’ne karşı yürütülen savaşa katılmalarını teşvik etti. On binlerce Şii erkek gönüllü oldu.

Militanlar, İran’ın yakın müttefikleri Hadi Mahdi Mohandes ve Hadi el Ameri tarafından idari bir askeri güç gibi örgütlendiler. Ameri, uzun zaman boyunca Irak siyasetinin mühim bir parçasıydı. Irak ve Birleşik Devletler yetkililerine göre, eski başbakan Nuri el Maliki hükümetinde Suriye’ye savaşçıların ve silahların nakliyesini düzenlemede katkı sağladığı makamı olan ulaştırma bakanı olarak hizmet verdi.  Şimdi ise Irak’ın en büyük milis gücü olan Bedir Tugayı’na komuta ediyor.

Mohandes ise birkaç ay önce Bağdat’ın içinde iyi korunan Yeşil Bölge’de bir konferans sırasında ortaya çıktı. O özel bir Irak hükümet biriminin denetimi altında Şii militanları örgütleme planlarını izah etti.

Süleymani gibi Mohandes de İran’ın dahil olmasıyla Ortadoğu güç mücadelelerine bulaştı. Iraklı yetkililer, Basra şehrinden bir Iraklı olan Mohandes’in Saddam Hüseyin’e karşı yeraltı Şii muhalefetinin uzun bir süre üyesi olmuştu. Sonra ise İran için oradan ayrıldı.

Saddam’ın düşüşünden sonra Mohandes geri döndü ve Irak parlamentosu üyesi oldu. Sonra tekrar İran’a taşındı.

 Iraklı yetkililer, Mohandes’in şimdi İslam Devleti’ne karşı verilen mücadeleyi koordine etmede Süleymani’ye yardımcı olduğunu söyledi. Kürt Peşmerge savaşçıları kısmen İran’ın himmetiyle kuzeydeki bölgeyi geri alırken, Şii militanlar da güneydeki Şiilerin çoğunlukta olduğu bölgelerin kıyısından IŞİD’i geri püskürttü.

Iraklı yetkililer ayrıca, Mohandes’in Şii militanlar ve hükümet güçleri tarafından geri alınan Irak şehirlerine yerinden edilmiş Sünnilerin geri dönüş çabalarını da denetliyor. Bu çoğu Şii ve Kürtlerin, Sünnileri İslam Devleti ile işbirliği yapmasından ya da sessiz kalmasından dolayı suçladığından beri çok hassas bir görevi teşkil ediyor.

Mohandes ve el Ameri’ye değerlendirmeleri için ulaşılamadı.

İki taraftaki insanlar da, Irak hükümetinin Sünnilerin hâkim olduğu Tikrit şehrine İran destekli Şii milislerini kullanarak taarruz başlatmasıyla mezhepsel gerilimin tırmanacağından emin olduğunu söylediler.

Süleymani, Ameri ve Mohandes şimdilerde IŞİD tarafından idare olunan Irak’ın en büyük ikinci şehri Musul’u geri almak için planlanan bir taarruzun yolunu açacak bir dizi Sünni kasaba ve köylerini hedef alıyorlar.

Çeviren(Tam Metin): Serdar Yeşiltay

(Wall Street Journal, Iran Flexes New Clout Beyond Its Borders, Bill Spindle, 4 Mart 2015)

Çeviren: 

Serdar Yeşiltay

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org