İran'ın Suudi Arabistan İmtihanı

TAHRANBir Suudi eyalet celladı, önde gelen muhalif Şii Şeyh el-Nimr’i Cumartesi günü infaz ettiğinde İran’daki Şii teokrasisi bunu bölgesel rakibinin kasıtlı bir kışkırtması olarak gördü ve favori taktiğini gün yüzüne çıkararak kontrol edilemeyen öfkeyi sokaklara saldı.

İnfazın yapıldığı saatler içerisinde İranlı milliyetçi internet siteleri Tahran’daki Suudi Arabistan Elçiliği’nin ve onun İran’ın doğusunda bulunan konsolosluğunun önündeki gösteri için çağrı yapıyordu. Sayısı azalan polis ise öfkeli göstericiler yangın bombaları ile elçiliği ateşe verip, çitlerden atlayarak binanın bazı kısımlarına zarar verirken görmezden geldi.

Şimdi ise İranlı yetkililer, küresel bir oyuncu olarak kabul edilip yaptırımlardan sıyrılmaya çalıştıklarını ummaya başladıkları bir anda Suudilerin lehine oynayarak kendilerini yeni bir krize gömülmüş halde bulup bulmadıklarını hesaba katmaya zorlanıldı. İran, Suudi Arabistan tarafından yapılan infazlar ile küresel bir zorbalığa sermaye sağlamış olabilirdi fakat bunun yerine kendini bir kez daha düşmanları tarafından bölgede ve dışarıda bir kışkırtıcı olarak karakterize edilirken buldu.

Dünyadaki Şii teolojisinin ana merkezlerinden biri ve İran’ın kutsal şehirlerinden biri olan Kum’dan vaiz Fazel Meybodi, ‘’Görmezden gelemeyeceğimizi biliyorlardı. Gerçekten onu öldürerek ileri mi gideceklerdi? Bu durum bizi gafil avladı’’ dedi.

Elçilik saldırısının ardından Suudi Arabistan, İran ile olan diplomatik bağlarını resmi olarak kopardı ve aynı hareketler Pazartesi günü Bahreyn ve Sudan’dan da geldi. İran’ın en güçlü bölgesel ticaret ortaklarından biri olan Birleşik Arap Emirlikleri ise ilişkilerindeki seviyeyi düşürme kararı aldı.

Sünni-Şii kutuplaşmasını şekillendiren hareketler ise kaotik temsili savaşları besledi ve Ortadoğu boyunca manevra yaptı ve bu savaşlar, Birleşik Devletler’i ve diğer Batılı ülkeleri müttefikleri Suudi Arabistan ve Suriye’deki savaşı hafifletmesini umdukları için yakın görüşme yaptıkları İranlıların haklılığı arasında seçim yapmakta baskı altına koymuş gibi gözüküyor.

Hemen geçtiğimiz Aralık ayında Suudi ve İranlı dış işleri bakanlar New York’ta Suriye konulu düzenlenen toplantıda birbirlerinde uzak noktaya oturmuşlardı. Suriye’de savaş halinde olan taraflar arasından yapılan ve Birleşmiş Milletler arabulucusu Staffan de Mistura tarafından izlenen görüşmelerin 25 Ocak’ta Cenevre’de başlaması planlanıyor. Öncesinde ise Suriye hükümetini ya da savaşan çeşitli muhalif grupları kimin temsil edeceğine dair bir berraklık vardı ama diplomatik bölünmeden sonra daha çok karışıklık varmış gibi gözüküyor.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon Pazartesi günü Suudi Arabistan ve İran Dış İşleri Bakanları ile telefonda görüşerek hem Şeyh Nimr’in infazını hem de Tahran’daki elçiliğe yapılan saldırıyı kınadı. Sayın Ban –iki ülkeyi de bölgesel çatışmalar üzerinde iş birliği yapmaları için defalarca teşvik eden kişi –Suudi-İran kırgınlığına ‘’endişe verici’’ dedi.

İran Sayın Ban’a, Suudi elçilik heyetinin korunması için ‘’güvenlik güçlerinin sayısının da artırılmasını içeren gerekli önlemlerin’’ alındığı ve 4o göstericinin tutuklandığını söyleyen bir mektup yolladı.

Suudi elçi, yeni gerilimlerin Suriye ve Yemen için yapılan hassas barış görüşmelerini olumsuz yönde etkileyeceği ile ilgili olarak Birleşmiş Milletler’e gerilimi düşürmesi çağrısında bulundu. Elçi Abdallah Y. Al-Mouallimi, ‘’Bizim tarafımızdan hiçbir etkisi olmamalı çünkü biz, barış çabalarımızı desteklemek için çok çalışmaya devam edeceğiz. ‘’ dedi.

Bazı İranlı yetkililer ise Ocak ayının İran’ın artan öneminin bir kutlaması olacağını umuyordu.

Zorlu pazarlıklarla geçen yılların ardından İran’ın nükleer programı üzerindeki yaptırımlar kaldırıldı. Devlet Başkanı Hasan Ruhani Aralık ayında yaptığı halka sesleniş konuşmasında söz vererek nükleer anlaşma bir kere devam ettiğinde, ‘’bizim büyük halkımız barışı ve ülke ekonomisinin dünyaya açılmasını tecrübe edecek.’’ dedi. İsrail’i ve Suudi Arabistan’ı ima ederek bölgedeki bazı ‘’gerici’’ ülkeler nükleer anlaşmayı engellemeye çalıştı ama başarılı olamadılar dedi.

Şimdi ise bazı İranlılar Suudi Arabistan’ın yeni diplomatik krizde üstünlüğü kazanıp kazanmadığını merak ediyor.

Kum şehrindeki İranlı vaiz Sayın Meybodi, ‘’Suudi Arabistan böyle hassas bir zamanda el-Nimr’i öldürerek Sünni ve Şii Müslümanların arasındaki boşluğu genişletmeye çalıştı. Ne yazık ki bizim aşırı tepkimizi önceden tahmin etmişlerdi ve şu anda da bunu İran’ı bir kez daha soyutlamak için bize karşı kullanıyorlar.’’ dedi.

Şeyh Nimr, Suudilerin Sünni krallığında önde gelen tek muhalif figür değilse de Şii aktivizminin yurt dışındaki bir sembolüydü. 2014 yılında Suudi yargı makamları tarafından ölüm cezasına çarptırılmasının ardından İran, Şeyh Nimr’in idamıyla ilgili olarak ‘’vahim sonuçlar’’ konusunda uyarıda bulunmuştu.

Ancak Sayın Nimr’in durumunun da ötesinde geçtiğimiz aylarda İran ve Suudi Arabistan arasında nükleer anlaşma, Suriye ve Yemen’deki savaşlar gerilimi en çok sürükleyen olaylar ile birçok parlama noktası olmuştu.

İran’ın içinde ise Suudilerin Mekke’ye olan yıllık hac ibadetini de elinde bulundurması üzerine yoğun bir öfke vardı. Yazdan önce ise İran, Suudi güvenlik güçlerinin iki tane İranlı gence cinsel istismarda bulunduğu suçlamasının ardından hacıların Mekke’ye gidişini geçici olarak durdurmuştu. Sonrasında ise Eylül ayında yüzlerce İranlı Mekke yakınlarında hacıların oluşturduğu izdihamda ölenler arasında yer aldı.

Suudilerin nükleer anlaşmaya ve yaptırımların kaldırılmasına karşı olan karşıtlığı burada daha sert tepkilere yol açtı. Birçok İranlı, Suudi Arabistan’ın nefret edilen düşman olan İsrail ile çıkarları doğrultusunda aynı hizada olduğu ifade etmekte gecikmedi.

Politika analisti ve muhafazakâr bir politikacı olan Hamid Rıza Tarahi, ‘’Her iki ülkede nükleer anlaşmaya karşıydı ve başarısız olmasını istedi. Nükleer müzakereler süresince John Kerry’nin İsrail ve Suudi Arabistan arasında mekik dokuduğunu ve ikisini de tatmin etmeyi umduğuna şahit olduk. Onların tek amacı yapamadıkları şey olan İran’ı sınırlamaktı.’’ dedi.

Suudi Elçiliği önünde isyan çıkaran İranlılardan bazıları Suriye’de Suudi destekli gruplarla savaşan arkadaşlarının olduğunu söyledi.

Cezalandırılma korkusundan dolayını soyadını vermeyin reddeden bir protestocu olan Ebufazıl, ‘’Bağırdık, ‘Suudi ailesine ölüm!’ diye bağırdık. Hiddetimizi gösterdik ve bulabildiğimiz her şeyi attık. Polis vardı ama sayıca çok azdı.’’ dedi.

İran’ın kendi iç gerilimi de krizde rol oynuyor elbette.

İran’ın içerisinde bazılarının nükleer anlaşma için çok fazla yabancı düşkünlüğü olarak eleştirdiği küresel destekten çok uzak olan bir durum vardı. Şu anda ise Şubat’ta gerçekleşecek Parlamento seçimleri ve yaklaşmakta olan ruhani lider ve teoride yüce liderin seçileceği seçimler ile taviz vermeyenler Suudi Arabistan ile olan kriz meselesini, Devlet Başkanı Ruhani’nin müttefiklerini ve nükleer uzlaşmayı kayıran diğerlerini vurmakta kullanma konusunda emin.

İran Ulusal Güvenlik Konseyi eski üyesi Aziz Şehmuhammedi sözlerini kullanarak, ‘’Burada İran’da hangi grup bir elçiliği saldırmaktan politik olarak bir yarar sağlar?’’ diye sordu. Cevabın ise taviz vermeyenlerde –vaizlerin ahlaksız ittifakı, ideolojisi ve askeri komutanlarında yattığını, ‘’Böyle insanlar takımlarımızı eğitecek yabancı futbol antrenörlerine bile karşıdır.’’ dedi.

İsyan nedeniyle Devlet Başkanı Ruhani’nin net olarak körleştiğini söyleyen Sayın Şehmuhammedi, elçilik saldırısının muhaliflerin gündeminde önemli bir yer oynadığını söyledi.

O, ‘’Bu, onları İran’ın soyut olarak daha iyi olduğu örneğindeki gibi seçmen kazanımlarına yönlendirebilir. Fakat burada büyük bir şeyi kaçırıyorlar: Barışı istiyoruz ve barışa ihtiyacımız var.’’ dedi.

Sayın Şehmuhammedi, bağları koparma hareketi basit olarak gözüküyor ama sonuçları geniş kapsamlı olabilir. ‘’Giderek yükselen bir çatışmaya doğru hareket ediyoruz.’’ dedi.

Sözlerine, ‘’Bu durum Suriye, Yemen, daha düşük boyutta Lübnan ve Irak’ı da içine alan bütün bölge için kötü. Bağları koparmak, hâlihazırda alevler içinde olan bölgede ateşi körüklemektir.’’ cümlelerini ekledi.

Çeviren (Tam Metin): Melih Erdoğmuş

(NYT, THOMAS ERDBRINK, Iran, Emerging From Sanctions, Faces Crisis After Saudi Arabia Embassy Attack, 4 Ocak 2016)

Çeviren: 

Melih Erdoğmuş

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org