İran için Katar Krizi, Hoş Karşılanan bir Avuntu

TAHRAN — Analistler, İran liderlerinin Katar Krizi hususunda verdikleri tepkilerin belirgin bir biçimde ve haklı olarak kısıtlandığını söylüyor. Durumu sadece iyi karşılamakla kalmadılar, sessizce uzayıp gitmesini görmekten de mutlular. 

Suudi Arabistan, Bahreyn, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri, terörü finanse ettiğini ve İran’la çok yakından çalıştığını söyleyerek, geçen ay Katar’la olan diplomatik ve ticari ilişkilerini kestiler.

Daha sonra, Katar’ın egemenliğine karşı ciddi bir ihlal olarak görüp reddettiği 13 maddelik bir liste yayınladılar ve bu taleplerin karşılanmaması durumunda daha fazla yaptırım tehdidinde bulundular. Pazar günü, taleplerin kabul edilmesi için son tarihi 48 saat uzatıp Salı gününe ertelediler.  

Tahran’ın dini liderlerine göre, varsayılan Basra Körfezi müttefikleri arasındaki yüzleşme, özellikle şanslı bir döneme denk geldi- bütün Sünni Arap dünyası, Cumhurbaşkanı Trump'ın Mayıs ayında Suudi Arabistan'ı ziyaretinden sonra kendilerine karşı bir araya gelmiş görünüyorken.

“Bizi zayıflatmak istiyorlar,” dedi kendi kendine gülerek ve ekledi, “ancak şimdi, kendilerini kaybediyorlar.”

İran ve Katar dünyadaki en büyük gaz payından birine ve diplomatik ilişkilere sahipken, Katar'ın İran için stratejik değerinin çok az veya hiç olmadığı görülüyor.

Tahran’ın durumla ilgili en fazla söylemek zorunda olduğu şey, Katar emiri, Şeyh Tamim bin Hamad al-Thani’ye “Iran’ın hava sahası, deniz ve kara yolu ulaşım bağlantıları Katar’a, kardeşimiz ve komşu ülkemize her daim açık olacaktır.” diyen Başkan Hasan Ruhani’den ılımlı bir görüştü.  

Ancak Bay Trump'ın ziyaretinden sonra, Tahran, Birleşik Devletlerin hevesli desteğiyle İran'ı izole ettirmeye hazır zengin, askerî açıdan iyi donatılmış Basra Körfezi ülkelerinden oluşan bir blokla yüzleşmeye hazırlanıyordu. Suudi Arabistan, 100 milyar dolar değerinde Amerikan silahı satın almış ve Bay Trump ile Tahran'a karşı yakın bir ortaklık kurmuştu.

Amerika Birleşik Devletleri, Suudi Arabistan ve İsrail, bölgedeki istikrarsızlığın başlıca kaynağı olarak İran'ı betimliyordu; Yemen, Lübnan ve Gazze'deki terörist grupları destekleyen ve Suriye'deki Beşar Esad hükümeti adına savaşan bir ulus. İran üzerindeki baskıyı sürdürecek yol -Siyasi İslam’ın bir versiyonu için Suudi krallığı tarafından nefret edilen mezhepsel bir rakip- açık görünüyordu.

Sonrasında da kendi aralarında kavga etmeye başladılar.

Daha sonra Katar hükümetince sahte olarak nitelendirilen bir Katar haber raporunda, emirin İran'la gerginliği azaltmak istediğini söylediği bildirildi. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri kızgın bir biçimde tepki verdi, petrol zengini ülkeye karşı diplomatik ve ticari blokaj ile başladı, 13 farklı talep sunarak devam etti- "talep 13: tüm taleplerimizi kabul et"- ve hatta Qatar Havayolları’nın adını taşıdığı için vatandaşlarının Barselona futbol formalarını giymelerini yasakladı.

Bu taleplerden birisi, Katar'ın, NATO üyesi ve Suriye'de bir Suudi Arabistan müttefiki olan Türkiye’deki askeri üssünü kapatması, ki bu durum Türkiye’yi uzaklaştıracaktır. İran'da sıkı bir analist olan Hamidreza Taraghi, "Arap bir NATO oluşturmak yerine, sadece daha fazla düşman yaratıyorlar" dedi. “Sonunda, yalnızca Amerika, bu silahları bu ülkelere satarak yarar sağlıyor. "dedi.

Ancak burada bile, Basra Körfezi çatışması, Katar'daki önemli bir üssün dışında Suriye hava harekâtını yürüten Pentagon için bazı gergin anlar yaratıyor.

 Analistlere göre, Suudi Arabistan ve diğer Arap ülkeleriyle bölgesel rekabetleri kimi zaman sadece Suudilerin kendi ayaklarına sıkmalarını beklemek anlamına gelen Tahran’ın dini sınıfı için, olaylar aşina bir değişim yaşadı.

Bu strateji, yakın zamanda, planlanan şekilde yürümeyen dürtüsel dış politika hamleleri ile gündeme gelen 31 yaşındaki Muhammed bin Salman'ın yükselişi ile daha da uygun görünüyor. İki gün içinde sona erdirmesi gereken, ancak olayları üçüncü yılına sürükleyen ve korkunç bir insani krize neden olan yıldırım harekatının, komşu Yemen'deki Suudi savaşının mimarı.

Şimdi, veliaht prens, Katar'ı izole etme çabasının ardındaki itici güç olarak görülüyor.

Bu arada, İran haber kanalları, ülkenin Katar Havayolları tarafından hava sahasının artan kullanımı için ücret tahsil ettiklerini büyük bir heyecanla bildirdi.

İran, yıllar geçtikçe, hızlı zaferler kazanmak yerine, yerel vekiller ile çalışarak ağırdan aldığı uzun oyunları tercih etti.

Örneğin Esad, Suudi Arabistan'ın desteklediği güçler tarafından tehdit edildiğinde, Tahran sessizce önce yüzlerce ve şimdi ise binlerce askeri çatışmaya attı. Bunun için pekçok kaynak kullanıldı, özellikle savaşla sertleşen Lübnanlı Şii milisler, Hizbullah; Iraktan Şii milisler; ve iran silahlı kuvvetlerinde asker olan Afganlar.

Analistler, Katar’ın gönderilen gıda yardımının ötesine bir desteği bekleyemeyeceğini söylüyor. İran’da kiraz mevsimi, bu sebeple birçok insan, Katarlıların şu an bu kirazları yiyor olduğunu düşünüyor.

İran'ın dışişleri bakanı Muhammed Cevad Zarif'in danışmanlarından Hossein Şeyhselam, "Bölgemizde savaş, çatışma ya da gerginlik yoksa, çıkarlarımızdan en iyi şekilde yararlanılmaktadır" dedi. "Bölgedeki muhaliflerin Katar ile olan yaklaşımı genç, olgunlaşmamış ve mantıksız olduğu için, mantıklı hareket etmeye çalışıyoruz."

Düşmanlar kavga ederken, bir kenardan izlemek fayda sağlayabilir. Güçlü analist Taraghi, “Bu, Saddam Hüseyin’in 1990’da işgal ettiği Kuveyt’e benziyor- düşmanımız bir hamle yapıyor ve kendini güçsüzleştiriyor,” dedi.

Bu durumda İran'ın yaptığı tek şey, Bay Hüseyin Birleşik Devletler işgal ettiğinde, savaş uçakları için güvenli bir cennete ihtiyacı duyunca hava sahasını açmaktı. 100'den fazla savaş uçağı gönderdi. İranlılar, 'Teşekkürler' dedi ve uçakları bir daha geri göndermedi.

Taraghi, “Biz sadece nötr kaldık ve kazandık,” dedi.

 

Çeviren (Tam Metin): Gaye Polat

(NYT, Thomas Erdbrink, For Iran, Qatar Crisis Is a Welcome Distraction, 4 Temmuz 2017)

Çeviren: 

Gaye Polat

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org