İfade Özgürlüğü ve Çatışmalar Arasında Kalmışlık...

 

Türkiye Gündemi

20 Ocak 2016

İfade özgürlüğü ile çatışmalar arasında kalmışlık...

Radikal: Ezgi Başaran: Müzakere için ön koşulu silah bırakma olan devlete ne denir?

Otago Üniversitesi'nden Prof. Richard Jackson'dan barış müzakerelerinin temel unsurlarını hatırlatmasını istedim. Malum, ‘barış dersine’ sıfırdan başlamak gerekiyor. En temelden girmek, kirli hesaplarla unutturulmuş öğeleri hatırlatmak şart. Sorular belli: Ülkenin doğusunda yaşanan çatışma ortamı nasıl son bulacak? Yeniden barış süreci nasıl başlayacak? İyi müzakere nedir? Kötü müzakere nedir? Çökmüş ya da sona ermiş barış müzakerelerine baktığınızda hangi ortak noktaları, hataları görüyorsunuz? -Bir kaç ortak payda sayabiliriz: Taraflar arasında yüksek seviyede düşmanlık. Bu genelde şiddetin devam ettiği koşullarda ortaya çıkar. O nedenle müzakereye siyasi ve duygusal alan tanımanın şartı ateşkestir. İkinci hata müzakerede taraflar arasındaki güç dengesinin bozulmasıdır. Devletler çoğunlukla silahlı örgütlere göre asimetrik bir pozisyonda olduğundan örgüt kendisini bir şeye zorlanıyor gibi hisseder. O yüzden o dengenin korunması elzemdir. Devamı için...

 

Yeni Şafak: Ali Bayramoğlu : İfade özgürlüğü…

 

Akademisyenler bildirisine yönelik tepkiler, bildiriye ilişkin içerik tartışmasını geride, eleştirisini ise gölgede bıraktı. Siyasi iradenin verdiği sert tepki, YÖK'e yönelik “gereğini yapın” talimatı, yargının harekete geçmesi, açılan soruşturmalar, kimi imzacıların evlerinin aranması, kimisinin göz altına alınması, bazılarının tutuklanma talebiyle mahkemeye sevkedilmesi ortaya kendi başına sorunlu ve demokrasi açısından sindirilmesi zor bir resim çıkarmış durumda. Çatışma ve şiddetin yükselmesi, siyasetin yerini asayişçi iklime ve mantığa bırakması, hemen her zaman, bu ülkede her alana olumsuz titreşimler göndermiş, siyasi alanı daraltmış ve demokrasiyi boğmuştur. Devamı için...

 

Zaman: A. Turan Alkan: Satranç tahtasına zar sallamak

Hakkari ve Şırnak il merkezlerinin Yüksekova ve Şırnak'a nakledilme kararı, Güneydoğu'da meselenin ne kadar zorlu boyutlara ulaştığını gösteriyor. Devlet, daha doğrusu hükümet geçen yılın nisanında ani bir rota değişikliği ile görüşmelere son verdi. Haziran seçimlerinde büyük sarsıntı geçirince haziran-kasım arasında ‘Yok canım, bu kadarı olmaz' denilen şey oldu ve yeniden çatışma başladı. Böylece Kürt meselesinde devlet, Şeyh Sait Ayaklanması'ndan bu yana benimsediği ama başarılı olamadığı çatışmacı stratejiye döndü. Ne terakkî ama... Mesele, asayişten ötede sosyolojik boyutlar taşıyor ve dünya tarihinde devletin ‘kahhar gücü'nü kullanarak sosyolojik bir meselenin çözülebildiğine henüz kimse şahit olmadı. Hükümetin sadece Kürt meselesinde değil, sair konularda da istikrarı yok; barışçı müzakerecilikten abartılı şiddete dönüşteki hız, hepimizin başını döndürdü. Devamı için...

 

Cumhuriyet: Özgür Mumcu: Oraya varınca

AKP iktidarında askerin siyasetteki rolü azaldıgerçekten? Yoksa var olan militarist reflekslerle siyasi iktidar arasında bir uzlaşmasağlandı? Hasan Karakaya için Akit gazetesine başsağlığı mesajı gönderilmesi “askeri vesayet”in tasfiyesinin bir ispatı mıydı? Yoksa uyuşmazlıklarını gideren Türkİslam sentezinin mutabakatının bir gereği miydi? Meşhur açılım süreci gerçekten bir çözüm getirebilecek miydi? Çözümün yolu Nevroz’da hatırlatılan “bin yıllık İslam bayrağı”ndan, iktidarın özenle çizdiği yeni Öcalan portresinden, varlığı bir kabul edilip bir inkâr edilen müzakere masasındangeçiyordu? Demokratikleşme olmadan çözümün gelmeyeceğini söyleyenler, çözüm karşıtı statükocular olarak damgalanıyordu. Şimdi neredeyse aynı kişiler bölücü vatan haini diye içeri alındı alınacak. Devamı için...

 

HaberTürk: Umur Talu: Araf’ta barışa taraf olmak!

Yer sofrasında bir kadın üç çocuğunun önüne cansız düşmüş. Az ileride bir asker, bayrağa sarılı tabutunu bekliyor. Her şeyin “canlı” olabildiği bir “Milenyum”da cansız düşmeye devam ediyor, bir ülkenin çocukları, kadınları, sıvasız hanelerin bir ötekine, bir ötekinin düşmanları! İktidarın gurur duyacağı bir şey yok. Bak, oy olabilir, bir şey diyemem. Ama gurur? Yok! Kanlı, cansız, izansız, insafsız bir devirle kimse gurur duyamaz. Kimse bunun üzerinde tarih yazamaz. Bak, Tarih bunları yazmaz diyemem. Ama öyle sandığınız gibi tarih yazılmaz. Çünkü Tarih’in de bir utancı vardır. İstediğin kadar cilala, pudrala… Yüzü kızarır. Diyeceğini unutmaz. Alnımıza yazar! Devamı için...

 

SÜREÇ ANALİZ

www.surecanaliz.org

 

 

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org