İdam Edilen Suudi Ayetullah Kim?

Beyrut - Suudi Arabistan, ismi 2011’de hükümet karşıtı protestolarda Suudi Arabistan ve Bahreyn’deki memnun olmayan Şiilerin esinlenmesine yardım etmesinin çok ötesinde yankılanacak Şeyh Nimr Bekir el-Nimr’i ölüm cezasına çarptırmadı mı?

Öyle de olduğu gibi adı Sunni Arap Körfezi’ndeki Şii azınlıkların uğradığı zulüm ile bölgedeki Şiiler arasında yaygınlaşmıştı ve onun Cumartesi günü gerçekleşen idamı onu Suudi Arabistan-İran arasında yıllar içinde en tehlikeli kopukluğun merkezine koydu.

Tahran’daki Suudi Arabistan Konsolosluğu’nun tahrip edilmesi taşkınlığının unutulması sonrasında diplomatik ilişkiler Riyad tarafından her iki tarafın da bölgesel görüşlerini üzerinde düelloya tuttuğu karmaşık bir figür olan Nimr’in bizzat kendisi tarafında kesildi.

Suudi-İran rekabeti hakkında bir kitap yazan New York Üniversitesi’nden Profesör Muhammed Bazzi, ‘’Eğer Suudiler onu şehit etmeseydi bu seviyedeki bir ehemmiyete ulaşmayacaktı.’’ Nimr’in kim olduğu ve için mücadele ettiği tam olarak bir sırdan arda kalanlar dedi.

Suudilere göre o, aynı gün idam edilen El-Kaide elemanları kadar terörist olan ve Suud Kraliyet Ailesinin tahttan indirilmesi için defalarca çağrı yaparak şiddete teşvik eden bir vatan hainiydi.

Suudi politika analisti bir Suud vatandaşı olan Abdullah el-Şamari, onun idamı Usame Bin Ladin’in Birleşik Devletler Donanması Özel Kuvvetleri tarafından öldürülmesinin her bir noktası kadar haklı çıkartıldı ve ‘’Usame Bin Ladin Amerikalıları kendi elleriyle öldürmedi ama fakat onun rolü insanları terörizme teşvik etmekti.’’ dedi.

İran, Nimr’i acımasız ve kanunsuz Sunni rejimin elinde inancı uğruna ölen bir şehit ve Şii meseli için şehit olanların vasiyetinin bir varisi olarak atfetti.

O, takipçileri için bir esinlenme, daha eşit bir topluluk için taleplerini açıkça dile getiren ve bazı aşamalarda onların protestolarında onlarla beraber yürüyüş yapan bir insandı. O, bir hutbesinde son dönemde vefat eden Suud Prensi’nin ‘’mezarındayken cehennem zulmünden acı çekmesini ve cesedinin solucanlar tarafından yenmesini’’ dilediğini söylerek çok az sayıda Suudi’nin kullanmaya cürret edeceği bir dilde kraliyet ailesini aşağılamıştı.

Kendi cümleleri ile verdiği röportajlar ve onun uygun durumdaki birkaç vaazının kayıtlarına göre o, ezilenlerin haklarının gayretli bir savunucusuydu. O, ölümü takip eden arbede tarafından yöneltilen kısıtlayıcı mezhebi küçümserken İran’ın müttefiki Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ı tahttan indirilmeye değer bir zorba olarak tanımladı. O, barışçıl protestoları – 2001 yılında BBC’ye verdiği bir röportaj olan ‘’silahlardansa otoritelere karşı kelimelerin gürlüğü’’kayırdı fakat şiddeti ,zorbalığı def etme anlamında açık bir şekilde göz ardı etmedi.

2008 yılında Wikileaks sitesinde yayınlanan diplomatik bir telgrafta Riyad’taki Birleşik Devletler diplomatlarına ‘’hatta Şiilerin Sunnilerden fazla ölçüde Amerika için doğal müttefikler’’ olduğunu söylerek Şiileri doğaları itibariyle Sunnilerden daha barışçıl olarak tanımladı.

Buna karşılık da ‘’Sunni şeyhler düzenli olarak şiddet çağrısı içeren ve cinayeti Allah’ın adıyla savunan fetvalar yayımlıyorlar.’’ dedi.

Katif’in Şii çoğunluğunun olduğu bir bölgede Awamia köyünde 1959 yılında doğan Nimr, İran’da eğitim aldı ve 1990 yıllarında Suudi Arabistan’da Şii saldırganlığına karşı bir baskının olduğu dönemlerde hayatını sürgünde geçirdi.

Sadece son on yıldaki dönemin ortasında belirttiği görüşleri ile ün kazanmaya başladı. Wikileaks tarafından sızdırılan telgrafa göre onun Suudi otoriteleri tarafından en az iki kez alıkonulması onu 2008’de bir toplantıya çağıran Riyad’taki Birleşik Devletler Konsolosluğu’nun dikkatini çekmişti.

Bu durum onun, Suudi Arabistan’ın doğusunda bulunan ayak direyen Şii çoğunluktaki bölgelerde güdülen ana siyasal aktivizm hareketleriyle bilinen hiçbir bağlantısı olmayan ‘’ikinci sıra bir siyasal oyuncu’’ olduğuna işaret ediyor. Suudilerin onun 1996 yılında Khobar Kulelerine düzenlenen ve 19 Amerikan hizmet personelinin öldüğü saldırının sorumlusu olan Şii Suud militan hareketi Hizbullah el-Hejaz’a üye olduğu suçlamalarına karşın Birleşik Devletler diplomatları bunun doğru olduğuna dair hiçbir işaret vermedi.

Fakat onlar, toplantıda ifade ettiği görüşlerinin daha hararetli olan hutbelerindeki söylemler ile eşleşmediğini işaret ederek görüşlerinin önceden sezilmesinin çok zor olduğu sonucuna vardılar.

Sızdırılan telgrafta, ‘’Onun, halk arasında sözlerinin ve inançlarının doğru içeriğinden çok daha radikal bir şekilde ifade edildiğini tartışırken, Şeyh aynı zamanda kimlik üzerine adil politik karar verme, seçimlerin olumlu etkileri ile özgürlük ve adalet gibi güçlü ’Amerikan idealleri’ ve diğer uzlaştırıcı fikirleri benimsemişti.’’ denildi.

‘’Bu daha ılımlı tona rağmen El-Nimr, hükümetle herhangi bir çatışma içinde olan ‘insanları’ daima destekleyeceğini ifade ederek gerici olarak tanımladığı El-Suud rejiminin otoriterliğine karşı gayretli muhalefetini tekrar ileri sürdü. O aynı zamanda  Suudi Şii topluluğunun bir çatışmada darmadağın olursa harici bir yardım arama hakkı için tartışmaya devam etti.

Nimr hangi ülkeyi kastettiği belirtmese de, toplum içinde ifade ettiği bu ve benzeri diğer yorumlar onun İran’ı kastettiğine işaret edildi.

‘’Suudi Arabistan Şii ve Sunni terörizmi arasında ayrımcılık yapmıyor. Bu adam, şiddeti teşvik ederek ve insanların rejimi değiştirmelerini söyleyerek kendisini meşgul ediyor, bu onu idam etmek için yeterli bir sebep değilse o zaman terörizm algısıyla ilgili bazı sorunlar var.’’ dedi.

Ancak, Danimarka’da yaşayan Bahreynli siyasal bir aktivist ve Körfez Merkezi için İnsan Hakları’nın yardımcı direktörü olan Meryem El-Kavaja göre Nimr’in terörizmi ve şiddet hareketlerini teşvik ettiği hiçbir kayıt yok.  

O, ‘’Bu, onu rejim için uğraşılması çok güç hale getirdi, çünkü onu terörist olarak damgalamak istediler ama o bir terörist değildi.’’ dedi.     

Çeviren (Tam Metin): Melih Erdoğmuş

(WP, Liz Sly, Who is the Saudi cleric whose death caused the Riyadh-Tehran blowup?, 4 Ocak 2016)

Çeviren: 

Melih Erdoğmuş

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org