Hidrojen Bombasından Myanmar’a Dünya Siyaseti

Cumhuriyet: Ceyda Karan:Myanmar Meselesi

Güney Asya’da İslamcı cihatçılığın yine başrolü oynadığı bir savaş derinleşiyor. Yerel gibi görünen ve sosyal medyadaki sahte fotoğrafların da eşliğinde sivil kurbanların öne çıktığı bu savaşın arka planında ise büyük bir paylaşım mücadelesi var. Çin’le 2000 km’den fazla sınırı, netameli ilişkileri ve ekonomik bağları olan Myanmar’dan söz ediyorum. Demokrasi için Ulusal Birlik (NLD) partisinin seçim zaferi 1990’da sandığa gömülünce Batı’nın Nobel Barış ödülüyle “demokrasi şampiyonu” yaptığı kadın lider Aung San Suu Kyi’nin memleketi... Bazılarınız onu, ev hapsine, otomobiliyle çıktığı yolda durdurulunca inatla direnmesiyle anımsayacaktır. Bizim kuşağın “Birmanya” diye de bildiği, Britanya sömürgeciliğine ait Burma ismiyle de anılan, antik ve resmi ismiyle Myanmar; batısındaki sahil şeridinde yer alan Rakhine (Arakan) eyaletindeki huzursuzlukla gündemde. Rakhine; 100’den fazla etnik grupla 51 milyonluk nüfusunun yüzde 80’inden fazlası Güney Budhizmi’ne (Theravada) bağlı Myanmar’ın, 1 milyonu bulan Müslüman nüfusunun en yoğun yaşadığı eyalet. 3.2 milyonluk Rakhine’de çoğu kuzeydeki Bangladeş sınırında yaşayan nüfusun yüzde 40 kadarı Müslüman. Devamı…

Sabah: Mehmet Barlas:ABD’nin haline gülmeli mi yoksa ağlamalı mı?

Amerikan dış politikasının geçirmekte olduğu hastalık dönemi, dünyanın her köşesini istikrarsızlığa sürüklemekte... Bunu biz Amerika'nın izlemekte olduğu Suriye politikası dolayısıyla da hissetmiyor muyuz? Bu politika sonucu PKK/PYD terör örgütü, Amerika'nın Ortadoğu'daki en yeni müttefiki değil mi? Amerikan dış politikasının geçirmekte olduğu hastalığın Rusya ile ilişkilereyansıması ise dramatik boyutlara ulaştı. Amerikan başkanlık seçimlerine Rusya'nın müdahale ettiğine ilişkin hayali korkular, sonunda iki ülkenin diplomatik ilişkilerini kopma noktasına getirdi. İki ülke de karşılıklı olarak birbirlerinin diplomatik temsilciliklerini daraltıyorlar. Tabii en ciddi olay ise, süper devlet Amerika'nın minyatür Kuzey Kore ile bir nükleer savaşın eşiğine gelmiş olmasıdır. Kuzey Kore'nin birbiri ardınca gerçekleştirdiği füze denemeleri ve son olarak patlattıkları hidrojen bombası, Amerika'yı çılgına çevirdi. Bu krize diplomatik bir çözüm aramak yerine bölgeye yaptıkları yığınak ve her biri diğerinden daha sert olan açıklamalar "Dünya bir nükleer savaşın eşiğinde mi" sorusunu sorduruyor. Devamı…

Karar: Muhsin Akgün:Hidrojen Bombası

Peki tüm bunlardan ne sonuç çıkartmak gerekiyor? Diğerleri ve özellikle de ABD nükleer ve termo-nükleer silahlara sahipken Kuzey Kore ya da başka bir ülkenin de aynı teknolojiyi elde etmesi Türkiye için iyi mi, kötü mü? Sorunun cevabı doğal olarak nereden baktığınıza bağlı ve aslında literatürdeki tartışmanın kökeni de çok eskilere dayanıyor. Ama benim baktığım yerden “kötü”. Çünkü bu gelişme büyük bir olasılıkla hem yatay, hem de dikey bir yeni nükleerleşme yarışı başlatacak. Dünya bugün olduğundan daha güvensiz hale gelecek. ABD ve bölgedeki müttefikleri belli ki bir süre daha itirazlarını sürdürecekler ancak sonunda durumu, eğer Pyongyang bu arada bir çılgınlık yapmazsa, kabullenmek zorunda kalacaklar. Kısa bir süre sonra da Japonya’ya, Güney Kore’ye ve hatta Avusturalya’ya ABD nükleer şemsiyesi yeterli gelmeyecek. Muhtemelen birkaç yıl içinde NPT başta olmak üzere nükleer silahlanmayı sınırlayan rejim ve sözleşmelerden çıkmak için çalışacaklar, nükleer silah sahibi olacaklar. Kuzey Kore’nin elindeki askeri imkanlar ve Çin’in itirazları göz önüne alınırsa ABD’nin önleyici müdahale yapması, özellikle de Pazartesi günkü denemeden sonra çok daha zor. Kuzey Kore üstündeki baskı mutlaka arttırılır. Fakat sonuçta statüko kabul edilir diye düşünüyorum. Bu da güney doğu Asya’daki tüm dengeleri ve sorunları etkiler. Nükleer silahlı bir Japonya Çin ve Güney Kore ile olan ilişkilerinde de farklı bir tavır sergiler. Devamı…

Yeni Şafak: Nedret Ersanel:Kuzey Kore nereyi vurmaya çalışıyor?

Neden Pyonyang iktidarını devirmeye çalışmıyorlar? Neden K. Kore’yi vurmuyorlar? Neden ABD ve bölge ülkelerinin savunma sistemleri çalışmıyor? Hidrojen bombası ile birlikte ABD’yi boğazından yakalayan kriz adına bilinmesi gereken şudur; benzer tüm soruların yanıtları Çin’e çıkar... ABD’nin, Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Nikki Haley şöyle diyor; “Kuzey Kore lideri savaş için yalvarıyor. Ülkemizin sabrı sınırlı değil»... Rusya’nın BM Daimi Temsilcisi Vasiliy Nebenzya’nın cevabı ise şöyle; “Herkese itidal çağrısı yapıyoruz. Kore Yarımadası sorununun çözümü, sadece siyasi ve diplomatik araçlarla mümkün”... Kuzey Kore veya nükleer terör sorunu değil, “Kore yarımadası sorunu”! Çin’in BM Daimi Temsilcisi Liu Jieyi; «Çin, Kore Yarımadası’nda kaos ve savaşa asla izin vermeyecek. K. Kore’nin nükleer füze denemelerinin neden olduğu kriz ve artan gerginlik müzakere yoluyla çözülmeli”... Hissediliyor ki, Pekin ve Moskova ABD’ye Pyonyang sopasıyla sert vuruyorlar... Basit gerçek şu ki, siz bu yazıyı okurken dahi Pyonyang yeni bir nükleer deneme yapsa, ABD ve Batı’nın yapacakları gayet sınırlı ve riskli. Sinir yapan da bu. Çünkü bir şey yapmazsa da güçsüzlüğü teyit edilecek.. Devamı…

 

(Türkiye Gündemi, 6 Eylül 2017)

 Twitter: analizsurec

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org