Erdoğan'ın Tavrı

Haber Türk: Nihal Bengisu Karaca: Orantısız Mesaj

Gezi Parkı eylemlerine katılanların saygı beklentisi var, ama ‘Tayyip kes sesini’ sloganlarının ‘saygı’ kavramıyla nasıl bir ilişki içinde olduğu meçhul. Gezi Parkı eylemlerine katılanların kentle ilgili konularda söz sahibi olma talebi var. Ancak 31 Mayıs’taki orantısız gazdan sonra polisin meydandan çekilmesi gerçekleştiği halde, Başbakan bizzat oraya AVM yapılmayacağını söylediği, ‘Demokratik taleplere canımız feda’ dediği halde hala ‘Tayyip istifa!’ seslerinin yükseliyor olması manidar. Devamı…

Radikal: Tarhan Erdem: Erdoğan’ın yeni mücadelesi

“Büyük bir oyun oynanmak isteniyor. Gösteriler, sandıktan çıkamayanların alternatif yol arama gayretidir. Türkiye’nin büyümesinden korkulmaktadır. Son olaylar bazı faiz lobileri, sermaye ve medya grupları tarafından çok açık şekilde kullanılmıştır. Gezi Parkı olayları demokratik bir yönetime karşı illegal bir başkaldırıyı maskelemedir.” Okuduklarımdan ve dinlediklerimden de etrafına da benzer görüşleri söylediğini anladım. Devamı…

Hürriyet: Sedat Ergin: Erdoğan’ın Taksim stratejisi

Taksim Meydanı’nın tarihi biraz da Türkiye’nin tarihidir. Bu tarihin akışında 1 Haziran 2013 önemli bir gün olarak hatırlanacaktır. Taksim Gezi Parkı’ndaki protestoya polisin vicdansızlık ölçülerindeki müdahalesine rağmen göstericilerin direnci kırılmamış, bu durum parkın içindeki eyleme kitlesel desteğin birden çığ gibi büyümesine yol açmıştır. Bunun üzerine polis, 1 Haziran’da Taksim Meydanı’nı ve Gezi Parkı’nı terk etmek zorunda kalmıştır.Bu tarihten itibaren ülkenin en büyük kentinin en önemli meydanının bütün giriş çıkışları devletin güvenlik kuvvetlerinin dışındaydı. Devamı…

Cumhuriyet: Nilgün Cerrahoğlu: Neymiş? Erdoğan Değişmezmiş…

Son kitabımın adı olan “Demokrasi Tramvayı” ile özdeşleşen “Demokrasi amaç değil araçtır” söyleşisini, bundan tam 17 yıl önce, 1996 yılında yapmışım. Gezi direnişini yapan “Y kuşağının” henüz dünyaya daha yeni gözlerini açtığı dönemde yani…“Genç bir adam Tayyip Erdoğan. 42 yaşında. Zeki, kurnaz ve becerikli. Sert ve hırslı. Amerikalıların ‘winner’ dediği cinsten. Yalnız kazanmak için ateş edenlerden” demişim gerçekten de bugün tarihi olduğunu düşündüğüm o söyleşinin girişinde ve ardından eklemişim:  “(Erdoğan) Anayasa ve kanunlardan başlayarak sistemde kapsayıcı bir değişiklik savunuyor. Bunu Refah usulü ‘muğlaklıkla’ yapıyor. Şeffaflık içeren -ki demokrasi budur- tüm tanım ve kavramlardan kaçıyor… Laik kamuoyuna karşı bir sorumluluk taşımıyor ve hatta böyle bir kamuoyunun varlığını kabul dahi etmiyor. Devamı…

Yeni Şafak: Kürşat Bumin: Gezgi’ Notları

AK Parti'nin 'Gezi'ye nazire olarak İstanbul ve Ankara'da bu hafta sonu iki miting yapmaya karar vermesi, beraberinde getirmesi muhtemel olumsuz gelişmeler açısından da son derece yanlış bir adımdı. Bir iktidar partisinin bir toplumsal harekete karşı miting düzenlediği nerede görülmüştür? Özellikle de 'yüzde 50'nin evlerinden çıkmamaları için zor zapt edildiklerinin' telaffuz edildiği günlerin hemen ertesinde. Bu açıkça tehditkâr sözler sarf edilince benim de aklımdan geçmişti: Başbakan acaba partisinin seçmenlerini başka bir partinin militanlarıylakarıştırıyordu? Çünkü biliyorduk ki, Ak Parti seçmeni sokağı/meydanı seven bir seçmen kitlesi değildi. Devamı…

Taraf: Sezin Öney: Gigantonami

“Gigant”Almanca “dev” demek; “gigantomanie” de, ‘devlik’ kompleksi, “deliliği”. Bu kavram, Gezi olaylarının neden yaşandığını ve “gücü elinde tutan” bazı insanlarca neden bu olayların bir türlü anlaşılamadığını tek kelimede özetliyor. Bana “gigantomani” sözcüğünü öğreten, neredeyse yarım asırdır Münih’te yaşayan Ali Galip Poyraz olduPoyraz, tercüman, işletmeci, tiyatrocu ve insan hakları savunucusu; bir de başka bir kimliği var, göçmen... Tam bir İstanbul çocuğu olarak, şehrin en kozmopolit zamanlarının sonunu yaşamış. 6-7 Eylül olaylarına tanık olmuş, örgütlenen, kışkırtılan toplumsal nefretin bedellerini iyi biliyor. Ve tabii, bir göçmen olarak, “dışarıda” bırakılmanın ne demek olduğunu da. Devamı…

Milliyet: Kadri Gürsel: İdeolojik yenilgi ve yeşeren umutlar

Gezi Parkı isyanı, Gezi Parkı’nda veya bir başka yerde nasıl biterse bitsin, “ideoloji cephesinde” sonuç günler önce alındı. Bu cephede iktidar telafisi imkansız ve tarihsel bir yenilgiyle yüz yüzedir. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın şahsında temsil bulup “yeni” addolunan moral üstünlük kavramları ve paradigmalar aşılmış, eskimiş ya da çökmüştür. Gezi Parkı fenomeninin ilk kurbanı, benim de yazılarımda kullandığım, “Yeni Türkiye” kavramıdır. Bu sosyal patlama AKP Türkiye’sinden daha yeni, tabiri caizse “En yeni Türkiye”yi ortaya çıkarmıştır. Ve şimdi Erdoğan’ın durum karşısında almış olduğu, “bildiğini okumak” şeklinde özetlenebilecek son derece yanlış pozisyon yüzünden “yeni Türkiye”, “en yeni Türkiye” karşısında hızla eskimektedir. Devamı…

(13 Haziran 2013)

Anahtar Kelimeler: 

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org