Erdoğan’ın Korktuğu Başına Geldi

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğanülkenin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ten bu yana cumhuriyet tarihinin en önemli yöneticisiMısır’a takıntılıydı. 3 yıl önce, demokratik yollarla seçilmiş başkan Muhammed Mursi ve müttefikleri, askeri darbe ile devrildi, tutuklandı ve Müslüman Kardeşler, acımasızca, baskı altına alındı, ve asker bugün de süregelen rejimi inşa etti.

İslamcı Muhammed Mursi, Erdoğan ve onun iktidardaki, Sünni Müslüman milliyetçiliğine dayanan ideolojisiyle merkez sağ, Adalet ve Kalkınma partisiyle aynı kafada(fikirde) görünüyordu.  Erdoğan, Mursi’nin devrilmesine ve rağbet görmeyen bir seçim sonuncunda da olsa seçim zafeti kazanan iktidarının sert şekilde yıkılmasına öfkelendi. Devlet tarafından toplanmayan (tutuklanmak) birçok Mısırlı İslamcı , iltica etmek üzere İstanbul’a geldiler.

Geçtiğimiz yıl, darbenin ana mimarı Başkan Sisi’nin Mısır yönetimi, Mursi’yi idama mahkum etti. Bu durum üzerine, Erdoğan, hem Kahire’deki güçlere hem de tükenmekte olan Arap demokrasisine ilgisizlik belki de örtülü bir rahatlama ile bakan Batı’ya sinirlendi.

Erdoğan, diktatörlük altında geçen yıllara atıfta bulunarak, “Msırı %52 ile seçilen başkanı ölüm cezasına mahkum etti. Mısır, eski Mısır’a dönüyor. Batı, ne yazık ki, hala darbe lideri Sisi’ye karşı duruşunu belli etmedi. Batılı ülkeler, kendi ülkelerinde idam cezasını kaldırırken; Mısır’dakileri tam bir sessizlik içerisinde izliyorlar” dedi.

Türkiye, Cuma gecesi Erdoğan’ın yönetimine karşı başlatılan darbe girişiminin pençesinde debelenirken, Mısır’ın yankıları şimdi daha önemli hale geldi. Bu yazı yazılırken, darbe planlayıcıları Mısır türü bir senaryodaki gibi kutsanmadılar: Tüm büyük muhalefet partileri, siyasi farklılıklarına rağmen, seçilmiş hükümetin desteğine koştu. Sokaklardaki büyük gösteriler, Erdoğan ve AK Parti hükümetine desteğe döndü.  

Bazı hesaplara göre, protestocular, Mısır’ın bastırılmış İslamcılarına selam mahiyetinde, “Rabia” selamı anlamına gelen dört parmak selamı verdiler.

Geçtiğimiz iki seçim döneminde, Erdoğan, demokrasinin ve hükümetinin aleyhinde çalışan karanlık güçlerdenyabancı komploculardan hatta “haçlı ittifakından” bahsetti.

Erdoğan ve hükümetin diğer üyeleri, yaptıkları basın açıklamalarında, Pensilvanya’da yaşayan yaşlı din adamının öğretilerine bağlı Gülen hareketine yönelik öfkelerini görmek mümkündü.  Bir zamanlar Erdoğan’ın dostu olan Gülenciler, şimdilerde devletin çeşitli kurumlarındaki bağlantılarını kullanarak, hükümete zarar vermenin yolunu arıyorlar.

Bu muhabirin de içinde olduğu dış gözlemcilere göre, Erdoğan’ın paranoyası kasti bir siyasi hesap gibi görünüyor, muhafazakar ve milliyetçi Türkleri kendi sancağı altında toplamayı amaçlıyor.

Ancak Erdoğan’ın bir amacı olabilirdi.

Türkiye’nin uzun bir askeri darbeler tarihi var. Yetkililer 1960’da, 1971’de ve 1980’de yerinden edildidarbe planlayıcıları Türkiye’nin şimdiki anayasasını yürürlüğe koydu. 1997’de askeriyenin “Soft  Darbe” diye adlandırılan sert önerileri, İslamcı partiyi görevinden etmişti.

 

Ancak, Erdoğan ve AK Parti’nin hükümete geldiği 2002’den beri, Türkiye’de askeri darbeler çağı bitmiş göründü. Ülke düzgün ve istikrarlı sivil yönetime sahip oldu. Seçimler yapıldı ve çok fazla bir gürültü olmadan bu günlere gelindi. Derin devletin gölgesihükümetin arkasındaki (zarar verenler anlamında) komplocular ve planlayıcılarortadan kaldırılmış göründü.  

Yönetim, Türkiye’de  önemli ekonomik ve sosyal reformlar gerçekleştirdikçe, Erdoğan ve müttefikleri katı bir güç bloğu oluşturmuş göründüler: İşlevsiz muhalefetle desteklenmiş çoğunluk destekli seçim zaferi;  büyük oranda kendi lehlerine çalışan yargı; ortaya atılan komplo teorileriyle el çektirilen üst rütbeli subaylarla askeriye.   

Geçtiğimiz yıllarda Erdoğan muhtemelen çizgiyi aştı.  Bir on yıllık başbakanlık sürecinden sonra, -- teknik olarak seromonik ve apolitik olan – cumhurbaşkanlığı seçimini kazandı ve hayalindeki Türkiye cumhuriyetine şeklini vermeye koyuldu. Genişletilmiş yetkilerler yürütücü başkanlık yolu aradı; Ankara’da, kendisine 10.000 odalı  (sanırım burada bir bilgi yanlışlığı var. Düzeltme gelmiş olabilir sonraki yazılarda.) saray inşa ettirdi.

Sayısız hak örgütünün ve muhalefet partilerinin iddia ettiği gibi, Erdoğan’ın otoriter tarzı katlanarak arttı. Ana muhalefet gazeteleri ve televizyonları kapatıldı ya da ele geçirildi; gazeteciler ve muhalifler çeşitli nedenlerle tutuklandı.  Hatta, bir zamanlar en yakın siyasi müttefiklerinden birisi kenara alındı (görevinden edilmek).

Aynı zamanda, Suriye’deki felaket – ve Türkiye’nin bölgedeki kendi baştan savma politikaları – ülkedeki huzursuzluğu arttırdı. Kürt ayaklanması alevlendi. Muhaliflerinin Türkiye’nin ihmaliyle zemin kazandığını iddia ettiği İslam Devleti, Türkiye’deki hedeflere saldırı başlattı. Geçtiğimiz ay İstanbul havalimanında yaşanan saldırı, göründüğü kadarıyla, cihadcılarla Türk devleti arasında açılacak yeni bir çatışmanın tehlikesine dikkat çekiyor.

Ve şimdi de bu. Darbeyi düzenleyin kim oldukları net değil. Türk yetkililer, darbeyi planlayanların, olası tasfiyede işini kaybetmeye hazır Gülen sempatizanı bir grup asker olduğunu söylüyorlar. Birkaç gözlemci, askeriyedeki üst rüstbelilerin, askeri okullardaki seküler ideolojide aldıkları eğitime rağmen, Erdoğan ve AK Parti’ye karşı darbe düzenleyebileceğine inanıyor. Mart ayında, genelkurmay başkanlığı, bu tür bir müdahalenin tasarlandığı yönündeki söylentileri yalanlayan bir bildiri yayımladı.

Ancak bu durum, muhtemelen Cuma günkü darbe teşebbüsüne dahil olan daha düşük kademedeki askeri yetkililer için daha az doğru. Geçen sene yazılan öngörüsü yüksek makalede, Türk akademisyen Burak Kadercan, “ özellikle siyasi atmosferin sivil çatışma ve kaos içinde olduğu dönemde, çevik şekilde gizlilikle organize olabilen ve işleri yürütebilen orta-düzey askeri yetkilileri” göz ardı etmemeyi önerdi.

Şüphesiz Türkiye kaos içinde. Buradan nereye varacağı sorusu duruyor.  Kimin hüküm sürdüğü önemsiz olmakla birlikte, demokrasinin sallantılı zamanlar geçireceğe benziyor.  

Çeviren (Tam Metin): Cemal Taşpınar

(WP, Ishaan Tharoor,Turkey’s Erdogan always feared a coup. He was proved right, 15 Temmuz 2016)

Çeviren: 

Cemal Taşpınar

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org