Erdoğan'ın Başkanlık Yolu

 

Erdoğan'ın Başkanlık Yolu

Öfkeli sokak protestolarına ve yolsuzluk soruşturmasına karşı koyan Başbakan Erdoğan’ın Salı günü gelecek ay yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi için aday olacağını açıklaması  muhtemelen onun gelecek yıllarda ülkenin dominant siyasi figürü olarak kalmasını sağlayacak.

On yılı aşkın süredir iktidarda ve modern Türkiye'nin kurucusu Atatürk'ten bu yana en önemli siyasi lider olarak görülen Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığını kazanması nihayetinde Atatürk'ün mirasını aşmasına izin verebilir.

Bu durum Türkiye'de Erdoğan'ın temsil ettiği dindar çoğunlukla Erdoğan'ın siyasi sahneden çekilmesinden başka bir şey istemeyen ve gittikçe öfkesi artan liberal, milliyetçi ve kentli Türklerden oluşan muhalefetin derinleşmesine de sebebiyet verebilir

Salı günkü konuşmasında, Erdoğan başkanlık kampanyasını, laik, askeri ve kendisi gibi inançlılara karşı baskıcı olan eski Türk siyasi düzenine karşı kazanılacak nihai zafer olarak betimledi

''Eğer seçilirsem, herkesin başkanı olacağım. Bu farklı bir tür başkanlık olacak'' dedi.

Başbakan Erdoğan'ın adaylığını açıklaması sürpriz olmadı --Erdoğan'ın partisi Adalet ve Kalkınma Partisi'nden yetkililer kendi tercihlerinin muhtemelen Erdoğan olduğunu daha önce söyleyerek sinyallerini vermişti-- ancak başkent Ankara'da binlerce parti üyesinin ve hükümet yetkilisinin karşısında bütün gösterişiyle son derece iyi hazırlanmış tören sansasyonel bir işti.

Erdoğan sahne almadan önce başı örtülü ve ağlayan eşinin yanında oturdu ve büyük ekranda Erdoğan'ın hayatı hakkında bir belgesel gösterildi. Belgeselde kariyerindeki baskın temalar azimli gençliği ve bir İslamcı olarak siyasetteki yükselişi alt sınıftan dini muhafazakar birinin daha önce Türk siyasi yaşamını elinde tutan seküler elitlere karşı zafer yürüyüşü olarak resmedildi.

Eğer Erdoğan kazanırsa -analistler büyük oranda bunu bekliyorlar- tamamıyla olmasa da büyük oranda seremonik olan Türkiye devlet başkanlığının daha güçlü bir pozisyona bürünmesi oldukça muhtemeldir.

Görevin ilk kez olarak parlamento oyuyla değil popüler oyla belirlenecek olması mevkiye demokratik meşruiyet ve seçmenlerin vekaletini yapma gücünü kazandıracaktır.

Salt kişisel gücüyle ve halk desteğiyle, özellikle partideki etkisini sürdürüp uyumlu bir başbakanın atanmasını sağlayabilirse, Erdoğan muhtemelen köşkün varolan gücünü azami düzeye çıkartmaya çalışacaktır. Cumhurbaşkanlığı fiili güçlere sahip değilse de, yasaları onaylama ya da veto etme, üniversite rektörlerini ve adli atamaları yapmak gibi yetkilere sahiptir.

Erdoğan Türk Anayasası'nı değiştirmek ve başkanlık sistemini kurabilmek için çalıştı; ancak bunu yapacak yeterli desteğe asla sahip olamadı. Birçok kişi bunu tekrar denemesini beklerken, Erdoğan'ın danışmanları onun kontrolü altında güçlü bir başkanlık yaratmak için gerekli altyapıyı düzenliyorlar.

Başbakan Erdoğan'ın en önemli danışmanlarından İbrahim Kalın salı günü gazetedeki köşesinde ''Eğer Erdoğan seçilirse, resmi başkanlık sistemine sahip olmaksızın güçlü bir başkan olacağını'' ifade etti: ''Şimdiki anayasa tam olarak bir başkanlık sistemine izin vermiyor. Ancak cumhurbaşkanının yetkileri sistemi melez (hibrit) bir sistem kılıyor. Bu iyice anlaşılmalıdır.''

Şimdi diğer tartışılan konu da şu anki Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı ve Tayyip Erdoğan ile birlikte A.K.P'yi kuran diğer bir İslamcı figür olan Abdullah Gül'ün siyasi geleceği ile ilgilidir. Sayın Gül Erdoğan'dan daha uzlaştırıcı bir figür olarak görülüyor ve köşkten ayrılmasının ardından gelecek seçimlerde başbakanlık için aday olabileceği konuşuluyor.

Yine de, birçok analist Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı seçimini kazanması halinde kimin başbakan olacağının çok küçük bir öneme sahip olacağını söylüyorlar.

Bir araştırma merkezi olan Orta Asya ve Kafkaslar Enstitüsü'nün Türkiye analisti Svante E.Cornell, ''Erdoğan'ın başbakan ya da cumhurbaşkanı olması gerçekten hiç önemli değil; çünkü o ''Erdoğan sistemi''ni yarattığından kendine ait, gücünü kendi elinde topladığı ve bir terzi gibi hükümetin yapısını dokuduğu için istediği tesiri sağlayabiliyor” diyor.  

Seçim yarışında Erdoğan analistlerin çok düşük kazanma ihtimali verdiği iki adayla karşılaşacak. 70 yaşındaki ve İslam İşbirliği Örgütü'nün genel sekreterliğini yapmış olan eski diplomat Ekmeleddin İhsanoğlu, laik ve milliyetçi partilerin ortak adayı olarak karşımıza çıkarken Selahattin Demirtaş Kürt yanlısı HDP'nin adayı olarak yarışa katılıyor.

Erdoğan yalnızca devlet ziyaretleri yapan ve diplomatik işlerle uğraşan sıradan, köşke sıkışmış yarı emekli bir Türk cumhurbaşkanı olmayacağını söyledi. ''Terleyen, koşturan ve çok çalışan'' bir cumhurbaşkanı olacağının sözünü verdi.

Erdoğan'ın başkanlık hırsı, giderek otoriterleştiği ve yargı ile medya üzerinde daha fazla kontrol kurmaya çalıştığı eleştirileriyle birlikte ülkesinde yaklaşık 15 yıldır başkan ve başbakan olarak en önemli siyasi figür olarak görülen Rus Başkanı Vladimir Putin ile karşılaştırılmasına yol açıyor.

Brüksel'deki düşüncü kuruluşu Carnegie Uluslararası Barış Vakfı'ndan Türkiye uzmanı Sinan Ülgen, ''Şimdi, Erdoğan’ın arkasındaki oy gücünü sağlamlaştırmak için kutuplaştırıcı Putinistik bir rotayı takip ettiğini'' söyledi.

Washington kaynaklı araştırma merkezi Demokrasileri Koruma Vakfı'ndan analist Jonathan Schanzer, Erdoğan'ın Salı günü adaylığını açıklamasının ardından, Twitter adresinden ''Vladimir Erdoğan. Recep Tayyip Putin. Hangisi daha hoş geliyor?'' diye yazdı.

Sayın Erdoğan başbakanlık koltuğunu üç kez kazandı ve şimdi tekrar o koltuk için yarışması yasal olarak sınırlandırılmasa da parti içi tüzükle sınırlandırılıyor. Onun iktidarında, büyüyen ekonomi ve eski siyasi düzende baskı altındaki dini muhafazakarlar ve Kürtlerle ilgili geliştirilen demokratik haklar Erdoğan’ın gücü elinde tutmasına imkan verdi.

Türk yargısının yetkilileri tarafından şimdi tekrar gözden geçirilen tartışmalı davalar serisi sonucunda Türk askerinin siyaset üzerindeki hakimiyeti Erdoğan'ın görev süresi içinde sonlandırıldı.

Ancak son bir yılda, onun iktidarına karşı çok sayıda mücadele verildi ve lider olarak İslam ve demokrasiyi birlikte barındırabilmesi ihtimaline olan uluslararası inanç azaldı.

Geçen yaz İstanbul'da şiddetli sokak gösterileri hükümetin şehir merkezindeki parkı yıkarak alışveriş merkezine çevirme planları sonucunda ateşlenmişti. Ardından polisin şiddetli saldırıları, tüm ülke genelinde protestolara neden oldu ve Erdoğan'ın politikalarına ve yönetim şekline tepkiye dönüştü.

Geçen yılın sonunda, Erdoğan'ı ve onun yakın çevresini hedef alan yolsuzluk soruşturmaları patlak verdi. Erdoğan, soruşturmayı, takipçilerinin yargıya ve polis yapılanmasına yayıldığı Müslüman Türk din adamı Fethullah Gülen'in destekçileri tarafından siyasi amaçlarla yapılan bir karalama kampanyası olarak değerlendirdi.

Mücadele sosyal medyaya yayılan kayıtlar aracılığıyla devam etti ve Hükümet binlerce polisi ve yüzlerce hakimi sürerek ya da görevden alarak operasyonlara cevap verdi. Hükümetin bir süre için Twitter'i ve Youtube'u kapatması Erdoğan'ın ve diğerlerinin rüşvet suçlamasını kabul ettiği gibi algılandı.

Bunun dışında Türkiye'nin büyüyen ekonomisi yabancı yatırımcıların paralarını gelişmekte olan piyasalardan çekmesi sonucunda bocaladı. Ayrıca Türkiye'nin Ortadoğu'daki gelişmeleri şekillendirmeye yönelik çabaları beklenmedik sonuçlar oluşturduğu için sert eleştirilerle karşılaştı. Örneğin, Suriye'deki ayaklanmanın ilk zamanlarında Türkiye son derece agresif bir şekilde Suriye Cumhurbaşkanı Beşer Esad'ı devirmek isteyen isyancıları destekledi, ancak bu politikalar şimdi IŞİD gibi radikal grupların güçlenme sebebi olarak eleştiriliyor.

Erdoğan'ın yurtdışındaki imajı zedelense de yolsuzluk meselesi yurt içinde Erdoğan’ın prestijinin zayıflamasına çok az etki etmiş gözüküyor. Erdoğan'ın partisi Mart'ta yapılan yerel seçimleri büyük ses getirerek kazandı,

Eğer gelecek ay yapılacak olan devlet başkanlığı seçimini kazanırsa, Erdoğan 5 yıllık bir görev süresine sahip olacak; ama Erdoğan bununla da yetinmeyecek gibi görünüyor. Erdoğan, Atatürk tarafından I. Dünya Savaşı sonrası Osmanlı'nın enkazından kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. yılı olan 2023 yılında da ülkenin lideri olma isteğini gizlemiyor.

NYT tarafından yayınlanan ve SÜREÇ tarafından çevrilen makalenin edite edilmiş en son hali ile ilk versiyon arasında farklar olduğu daha sonra tespit edilmiştir. Yukarıdaki tercümede makalenin ilk versiyonu esas alınmıştır.

Çeviren: Cemal Taşpınar

(NYT, Tim Arango ve Ceylan Yeginsu,Erdogan, Survivor of Protests and Inquiries, to Seek Presidency in Turkey, 1 Temmuz 2014)

Çeviren: 

Cemal Taşpınar

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org