Churchill ve Yahudiler Hakkındaki Gerçek

Winston Churchill’in anıları, II. Dünya Savaşı sırasında onun her şeye gücü yeten bir lider olduğuna dair efsane yarattı. Anılarını yazarken, hükümetin belgelerini incelemek için özel izin aldı, ki bu belgeler 25 yıl daha gizli kalabilecektiBu efsane, 20. Yüzyılın sonuna kadar, Churchill’in resmi biyografi yazarı, İngiliz bir Yahudi olan Martin Gilbert tarafından devam ettirildi.  Churchill, bu devasa eseri için şövalye olmuştu. Churchill gibi, Martin Gilbert de özel bir imtiyaz almıştı: 1995’de biyografiyi bitirinceye kadar Churchill’in özel arşivine giriş için ayrıcalıklıydı.

Gilbert, Churchill’in Yahudilerle olan özel ilişkisi hakkında bir efsane yarattı: Hükümetinde katliamın tarihsel önemini anlayan tek kişiydi. 2007’de Gilbert’in “Churchill ve Yahudiler: Hayat boyu Arkadaşlık” adlı kitabının ayrıntıları için Isaac Herzog Haaretz’de şunları yazdı: Kamusal hayatının başlangıcından ölümüne kadar, Churchill,  Siyonist vizyonun güvenilir destekçisi ve Yahudi halkının açıkça dostu olduğu ortaya çıkmıştır.

Ama 1970’de II. Dünya Savaşı ve 1995’de Churchill’in kişisel arşivleri açıldığından beri, bu efsaneyi paramparça edecek birçok çalışma yayınlandı. Profesör David Reynold’un 2004’de yayınlanan “Tarihin Komutasında: Churchill’in Kavgası ve II. Dünya Savaşını Yazmak”  kitabında Churchill’in tarihini yeniden ortaya çıkarıyor.

Churchill’in statüsü, Mayıs 1940’da Hitlere karşı savaşmaya ısrarı sayesinde devam etti. Bugün, oysaki Churchill’in savaşa olan esas katkısı İngiliz halkını savaşmaya devam edebileceklerine dair umudunu ve güvenini kazandırmasıydı ve bunun Hitler’in köleleri olmasından daha tercih edilebilir olduğu açıktı.  Ancak, Churchill aksi takdirde Hitler’in Doğu Avrupa’yı işgal etmesinden memnun olmasına ve İngiltere donanmasını ve imparatorluğunu korumasına karar verebilirdi.

Gilbert tarafından dile getirilen bir diğer mit ise Churchill'in Auschwitz-Birkenau imha kampına bomba atma isteği hakkındaki hikâyedir. 1944’ün yazında 2 tane Yahudi kamptan kaçmayı başardı ve 1,5 milyon Yahudi’nin şimdiden Auschwitz’de katledildiğini yazan uzun bir rapor yazdılar. Chaim Weizmann ve Moshe Shertok (Sharett), Britanya Dış İşleri sekreteri Anthony Eden ile bir araya geldi ve ondan kampı bombalamayı istediler. Eden onların isteğini, Kraliyet Hava Kuvvetlerinden mümkün olan her şeyi bir emirle alabilen Churchill’e götürdü. Churchill dört gün sonra şu cevabı verdi: “Şüphesiz bu dünyanın bütün tarihinde işlenmiş en korkunç suçtur.” (Churchill bu cümleyi daha önce ilk kez Ermenilerin Türkler tarafından öldürülmesinden sonra kullanmıştı.)

Aslında, İngiliz istihbaratı zamanında Doğru Avrupa’da işlenen Nazi işkencelerine dair raporlar sunmuştu. Ağustos 1941’de Churchill BBC’nin halka açık yayınında, Rusya ve Avrupa’da Almanlar tarafından on binlerce insan karşı gerçekleştirilen katliamlarla ilgili bilgi verdi.  Churchill hâlihazırda çoğu kurbanın Yahudi olduğuna dair bildiklerini açıkça belirtmedi. Savaş süresince Churchill asla halka açık olarak Yahudilerin katledilmesinden bahsetmedi.

İngilizler 1940’dan itibaren ilk önce bir toplama kampı, 1942 sonrası da bir imha kapı olan(Birkenau) Auschwitz kampının kurulduğunu biliyordu. Londra'da olan sürgündeki Polonyalı hükümetinin başında bulunan General Wladyslaw Sikorski'nin isteği üzerine, İngiliz kabinesi 1941 ve 1943 yıllarında olmak üzere iki kez kampın bombalanması yönünde tasarılar üzerinde görüştü. Ancak öneriler sınırlı hava taşıtları gerekçesiyle reddedildi. Fakat müttefikleri İtalya’nın fethedilmesinden sonra Auschwitz 1944 yılına kadar uzadı. Ayrıca Auschwitz kampı Müttefiklere ait hava kuvvetlerinin ana hedefinden sadece 7 kilometre uzaklıktaydı: I.G. Farben kimyasal fabrikası.

Yıllar boyunca,  insanlar Churchill’in çok daha önemsiz konuları uyguladığı politikaları neden burada uygulamadığını merak etti. Onu savunanlar bunu Churchill’in çok meşgul olması ile açıkladı-örneğin Fransa’nın istilası- ve yaz aylarında Londra’da olmadığı aylarda, anti-Semitik bürokratların bu planı engellemeleri.  Ancak Ağustos 1944’da kendisinin Londra’daki karargâhından Churchill Varşova'daki Polonyalı isyancılara malzeme ve silah paraşütü sağlamak için hava desteğini organize etmişti. Seyir sırasında uçaklar neredeyse Auschwitz’in üstünden geçtiler. Ama Londra’daki yetkililer uçakların kampa ulaşmak için yeterli alana sahip olmadığını söyleyerek Siyonist yetkilileri yalanladı.

Bilmecenin cevabı 1995’te Churchill’in kişisel arşivleri açılarak bulundu. Churchill tarafından imzalanmış,  13 Temmuz 1944 tarihli iki benzer mektup vardı. Mektuplar İngiltere Kilisesi başkanlığına, Canterbury Başpiskoposuna ve Anglo-Yahudi bir işadamı ve yakın arkadaşı olan Lord Melchett'e (Alfred Mond) gönderilmişti. Soykırım "şimdiye kadar gerçekleştirilen en büyük ve en korkunç suçlardan biri" ifadelerini tekrarladıktan sonra, "Bunu sona erdirmenin başlıca umudu Müttefik Devletlerin hızlı zaferi olmalı." Açıklamasını yaparak kampı bombalamayı reddetti. Bu, Nazi işgali altındaki tüm halklardan yalnızca Yahudilerin ölüm cezasına çarptırıldığının tamamen farkında olan diğer Batılı liderlerin yaptığı gibi anlaşılmaz ve muğlak bir cevaptı.

Gilbert’in konuyu ele alışı muammalı bir durum. Gilbert’in kendisinin bunu ret etmesini şu gerçekle açıklıyor; Eden’in talebinden birkaç gün sonra, Londra Macar Yahudilerin sınır dışı edilmesinin durdurulduğuna dair bir rapor aldı, böylelikle Churchill’in empatik emrinin lüzumu kalmadı.

Fakat 1944 yazında, kimse kamptaki fırınların durduğuna inanmadı. Ayrıca, Gilbert'in 1981 tarihli "Auschwitz and Allies" adlı kitabında, Kasım 1944'ün başlarına kadar Yahudilerin Auschwitz'e getirmeye devam eden taşımacılık envanterini detaylı bir şekilde yer verdi.

Savaşın ardından Siyonistler ve Yahudi halkının çoğu, Holokost'un Filistin'de bir Yahudi devlet kurma taleplerini haklı gösterdiğine inandılar. Churchill buna karşı çıkmıştı. Ona göre Yahudi mülteciler Avrupa'daki evlerine dönmeliydiler. 1 Ağustos 1946'da, Polonya'nın Kielce kentinde evlerine dönmeye çalışan Yahudilere yönelik şiddet olayından bir aydan kısa bir süre sonra, Churchill Avam Kamarasında Yahudi sorunun, Avrupa’daki Yahudilerin topluca Filistin’e geçişini sağlayarak çözmeyi aptalca bulmuştu.

1953'te Yad Vashem Yasası resmen İsrail'in resmi Holokost Şehitleri ve Kahramanları Anma Otoritesi olarak bir kurum ilan edildi. Kurumun misyonlardan bir tanesi de yaşananların doğru olduğunu sağlamak değil midir?

 

Çeviren (Tam Metin): Ali Beştaş

(Haaertz, Michael J. Cohen, The Truth About Churchill and the Jews, 27 Ocak 2017)

Çeviren: 

Ali Beştaş

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org