Başbakan'ın Diyarbakır 'Açılımı'

               

Türkiye Gündemi

6 Ağustos 2016

Yeni Şafak: Hasan Öztürk: Türkiye, Diyarbakır da sınırlarımız içinde olduğu için büyük ülke

Başbakan Binalı Yıldırım ile Diyarbakır'daydık Pazar günü. Sondan başlayayım. Başbakan ile Diyarbakır'dan dönüşte uçakta sohbet etmeyi planlıyorduk. Planımız iptal oldu. Çünkü son anda Başbakan Yıldırım Diyarbakır'da kalma kararı aldı. Son dakika değişikliğinin nedenini dün sabaha karşı öğrendim. Sayın Başbakan PKK terör örgütüyle Tendürek'te giriştikleri çatışmada şehit düşen Mehmetçiklerin cenaze törenine katıldı henüz şafak sökmeden… Sonra Çukurca'da PKK'ya son yılların en büyük darbesini vuran birlikleri ziyaret etti. Şehitlerin, gazilerin hakkı, bizim haber alma hakkımızın çok üzerindedir. Bu nedenle Sayın Başbakan'ın son dakikada verdiği karar yerinde olmuştur. 'ANAHTAR TESLİM FABRİKA' SÖZÜ Diyarbakır seyahatine dönersek… 14 bakan ile birlikte Diyarbakır'a çıkartma yaptı Başbakan. Cahit Sıtkı Tarancı Kültür Merkezi'nde Doğu ve Güneydoğu illerini kapsayan dev bir ekonomik paket açıkladı. Paketin boyutu 4 yılda 140 milyar lira. Paketin benim için en cazip kısmı, işsizlik bahanesiyle dağa çıkarılan gençlere imkanı sağlayan, “anahtar teslim fabrika” projesi. Ayrıntıya girmeyeceğim. Başbakan Yıldırım diyor ki “Beni en çok heyecanlandıran cümle 'yatırım' cümlesi. Biz de 23 ile yatırım yapma kararı aldık” mesele budur… Hükümet bölgeye ekonomik ayrımcılık yapmak üzere kolları sıvamış görünüyor. Biz de yine Başbakan'dan ödünç aldığımız cümle ile söyleyelim, “İşin takipçisi olacağız.” Devamı için...

 

Cumhuriyet: Kadri Gürsel: Başkanlık sloganı: Çözüm mözüm yok

Başbakan Binali Yıldırım “Çözüm mözüm yok” derken bir hayli geç kalmakla birlikte elhak doğruyu söyledi. Açılımmış, Oslo’ymuş, İmralı’ymış falan geçiniz, bunların hiçbiri Kürt sorununu gerçekten de çözmeyi hedefleyen süreçler değillerdi. Aslında yoktular. Çözüm yoktu, sadece adı vardı. 2009’daki kısa sürmüş sözde açılımda, TSK’yi tasfiye için ABD ve genel olarak Batı’dan destek alma çabası yönlendiriciydi. İktidar bakımından “Oslo” ve “İmralı” süreçleri ise kritik önemdeki seçimlerin terörsüz, kazasız belasız atlatılması açısından değer taşıyordu. “Çözüm Süreci” adlı dizi film, Selahattin Demirtaş “Seni başkan yaptırmayacağız” deyince sona erdi. HDP yüzde 10’u geçerek AKP’yi Meclis’te azınlığa düşürdü; ardından bugün süren ve nerede biteceği belli olmayan savaş başlatıldıÇözüm süreçlerinin ve özellikle de “İmralı” adlı son epizodun bir faydalı tarafı insanların ölmemesiydi; diğer faydası da fikri olana ifade etmek için göreceli bir uygun ortam sağlamasıydı. Kan akmıyor, analar ağlamıyordu belki ama sözde sürecin zemini kalıcı barış da vaat etmiyordu. Bu yüzden taraflar bir sonraki savaş için birbirlerinin gözlerinin içine baka baka hazırlık yapabildiler. Öncesinde alınmış bir siyasi karar neticesinde 24 Temmuz’da savaş başlatıldı... Gelinen noktada biz çözümden vazgeçtik, en azından insanların ölmediği, hiç olmazsa fikir beyan etmenin daha az risk içerdiği bir “İmralı” alacakaranlığına bile muhtaç hale geldikBinali Yıldırım’ın “Çözüm mözüm yok” şeklindeki veciz cümlesinde geçen “çözüm”ün gerçek hayatta karşılığı zaten yoktu ama sanırım “mözüm”ün var. “Mözüm” dediği işte bu “İmralı süreci”dirŞimdi nereden icap etti de “Çözüm mözüm yok” dedi Binali Yıldırım? 15 Temmuz sonrası şartlarında iktidarın kutuplaşmayı erteleyip ele güne karşı ülkede “milli birlik ve beraberlik ruhu” tesis etme ihtiyacının ortaya çıkması üzerine, fırsat bu fırsattır diye birilerinin “barış ve Çözüm” mevzuunu yeniden dolaşıma sokmaya çalışmalarıneden oldu buna? Belki de. Devamı için...

 

Haber Türk: Muharrem Sarıkaya: Sürprizi de geliyor

Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya yatırım destek hamlesinin diğerlerinden farkı ne olacak? Çünkü, Özal hükümetlerinden beri, neredeyse her iki yılda bir paket açıklandı; hedeflenenler gerçekleştirilse de sıklıkla paket açıklaması anlamını deforme etti... Örneğin, son paketi önceki Başbakan Davutoğlu bu yılın şubat ayında Mardin’de açmıştı. Daha önce de “GAP Eylem Paketi”, “Terörle Mücadele Eylem Planı”, “Şefkat Paketi”, “Kardeşlik Seferberliği”, “Terörle Mücadele Eylem Planı” adı altında, 1980’den bu yana bütün hükümetler onlarca paket açıkladı. Başbakan Yıldırım ile önceki gün “yatırım ve destek paketini” açıklamak için Diyarbakır’a giderken uçaktaki sohbette akıllarda iki ana gündem vardı: Terörle mücadelenin sınır dışını aşan gerekleri ve ekonomiyi de kapsayan sosyal hayatın gerçekleri... İngiltere, İspanya’nın ardından Kolombiya da terörü benzer yöntemle çözerken, Türkiye’nin yeni dönemdeki yol haritasının ne olacağı... Bir de gezimize neden olan geri kalmışlıktan kurtarılması... Küresel ortaklıklarla çevre ülkelere de rol model olacak Singapur, Hong Kong gibi cazibe merkezi haline dönüşmesi... Devamı için...

 

T24: Tarhan Erdem: Tercih iktidarın: Savaşarak ölme veya barışarak yaşama!

Başbakan Yıldırım dün Diyarbakır’da, Doğu bölgesi için yeni yatırım projelerini ve teşvik politikalarını tanıttıSık sık “Ölümüne kadar kardeşlik” anlamında deyimler kullandı; adaletten bahsetti, benzer cümlelerini “Yolları böleriz amma Türkiye’nin bölünmesine asla izin vermeyiz” diyerek bitirdi. “Bölgeye 140 milyar liralık yatırım yapacağız” dedikten hemen sonra “terörün kökünü kazıma” politikasını anlattı! Hükümetin terör politikası değişmeyecekti, bir iki cümle sonra da haykırdı: “Çözüm mözüm yok, terör örgütü ile çözüm olmaz"! Geçen yılları hatırlayalım: 11 yıl önce 12 Ağustos 2005 günü Başbakan Erdoğan, Diyarbakır’da “Kürt sorunu benim sorunumdur” dediği konuşmasıyla, Türkiye’de yeni bir dönemi başlattı. Sonrasında, bazen aşırı heyecan yaratan, bazen dramatik geri dönüşlere sahne olan “açılım dönemi” ve “çözüm süreci” adı verilen dönemleri yaşadık, reformlar “gelecek bahara kaldı”, “yeni meclise sunulacak” derken yıllar geçti; analar umutlarını hep yaşattılar; onlar sayesinde umutlar sönmedi, ta ki, Diyarbakır konuşmasının onuncu yılına iki ay kala “Çözüm sürecinin buzdolabına konulduğu” söyleninceye kadar! Sayın Erdoğan 11 yıl önce Diyarbakır konuşmasını Diyarbakırlı şair Cahit Sıtkı Tarancı’nın “Memleket İsterim” başlıklı şiirini okuyarak dinleyicilerine veda etmişti: "Memleket isterim.Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;Kuşların, çiçeklerin diyarı olsun. Memleket isterim.
Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun;Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.Memleket isterim. Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun;Kış günü herkesin evi barkı olsun.Memleket isterim.Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;Olursa bir şikâyet ölümden olsun." Pazar günü, Sayın Başbakan Yıldırım konuşmasına aynı şiiri okuyarak başladı. Devamı için...

 

SÜREÇ ANALİZ

www.surecanaliz.org              

 

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org