Barzani’den Katalonya’ya Dünya Siyaseti

Karar: Mehmet Ocaktan: Keşke dış politikada bir çözüm vizyonumuz olabilse…

Maalesef içinden geçmekte olduğumuz süreçte siyasal karar alıcılar, gerek Avrupa ile yaşanan sorunlar konusunda, gerekse en son kuzey Irak referandumu konusunda tam bir öfke hali üzerinden söylem geliştiriyorlar. Kuşkusuz en talihsiz olanı da, dış politikadaki gelişmelerin bir iç politika gündemiyle tartışılıyor olmasıdır. Şimdi Kuzey Irak referandumu konusundaki tavrımıza bakalım; çok doğal olarak Barzani yönetiminin irrasyonel referandum kararına karşı itirazımızı en üst perdeden dile getirdik, hatta en keskin ifadelerle tehdit bile ettik. Irak Kürdistan’ının büyük bir belirsizliğe kapı açan referandum kararı karşısında, Türkiye’nin bu tavrını bir noktaya kadar anlamak mümkün. Nitekim başta Amerika olmak üzere İngiltere, Fransa, Almanya ve İran da aynı kararlılıkla referanduma karşı çıktı. Ama hiçbirisi bizim kadar bütün ilişkileri yerle bir edecek bir tehdit havası içinde olmadılar. Mesela referanduma en çok karşı çıkan İran’ın hiçbir yöneticisi, Irak Kürtlerini doğrudan karşısına alan bir tavır içinde olmadı ve de bir kapıyı hep açık bıraktı. Referandum sonrasında uluslararası camianın tavrını dikkatle analiz ettiğimizde, referanduma karşı çıkan ülkelerin şimdi farklı opsiyonlar içinde olduklarını ve yeni çözüm önerileri geliştirmeye başladıklarını rahatlıkla görebiliriz. Devamı…

Gazete Duvar: Aydın Selcen:Katalunya dersleri

Haliyle aklımız Irak Kürdistanı’nın 25 Eylül’de yaptığı bağımsızlık referandumunda. Ancak İspanya’nın Katalunya Özerk Bölgesi de 1 Ekim’de benzer bir referandum yaptı. Ortaokuldaki matematik hocamız Bernard Gallet “yanlış şekiller üzerinde de doğru akıl yürütebilmek gerekir” (“il faut raisonner juste sur des figures fausses”) derdi geometri öğretirken. Ünlü düşünür Descartes’ın bir sözü. Irak Kürdistanı denli Katalunya referandumundan da öğreneceklerimiz var diye düşünüyorum. Katalunya’da katılım yüzde 42’de kaldı, katılan Katalanların (kelime oyunu fırsatına dayanamadım Allah affetsin) yüzde 90’dan fazlası bağımsızlığa beklendiği gibi “evet” dedi. Referanduma katılmak bizatihi bir direniş yahut bağımsızlık talebinin dışavurumuna dönüştü. İspanya Başbakanı (Bakanlar Kurulu Başkanı) Mariano Rajoy “bugün Katalunya’da bir bağımsızlık referandumu yapılmadı” dedi. Hükümet sözcüsü ise “bu farsa bir son verin” çağrısında bulundu. Bunlar kuşkusuz güçlü ifadeler. Rajoy ayrıca Katalunya’da referandumu durdurmak için görevlendirilen on bini aşkın güvenlik görevlisine teşekkür etti. Devamı…

Sabah: Hilal Kaplan:Cumhurbaşkanı’nın Barzani’ye uzattığı el

IKBY Başkanı Barzani, 27 Şubat 2017'deki son Türkiye ziyaretinde Başbakan Binali Yıldırım ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmüştü. Bu ziyaretin hemen ardından, iki önemli saldırı gerçekleşti. İlkini, PKK'nın Şengal'deki kolu Şengal Direniş Birlikleri denilen YBŞ gerçekleştirmişti. Aynı YPG gibi, YBŞ de PKK ile bağlantılı olduğunu reddetse de, önder olarak Öcalan'ı gördüklerini belirtmek sanırım okuyucu için yeterli delildir. YBŞ yani PKK, Ağustos 2014'te, DEAŞ'ın Şengal saldırısını bahane ederek bölgeye yerleşti ve bir daha da çıkmadı. Barzani'nin, Türkiye'deki ziyaretlerini tamamlamasının ardından, IKBY'ye bağlı peşmerge güçlerine saldıran YBŞ'nin verdiği mesaj açıktı. Nitekim saldırı sonrası, YBŞ lideri İran'a göbekten bağlı eski Irak Başbakanı Maliki'nin kanalı Afak TV'ye çıkarak, Bağdat hükümetinden de yardım istemiş ve "Iraklılığı" savunduklarını beyan etmişti. Bu mesajı daha da okunur kılan, nerdeyse YBŞ ile eşzamanlı olarak, Talabani'ye bağlı KYB peşmergelerinin, 2 Mart 2017'de Kerkük Kuzey Petrol Şirketi'ne baskın düzenlemesiydi. Adana'daki Ceyhan Rafinerisi'ne hammadde gönderen pompa istasyonlarını bir süre sabote eden militanlar, petrol akışının da kesilmesine sebep olmuştu. İran, uzun süredir Kerkük petrollerinin kendi üzerinden ihracını amaçlıyor. Devamı…

Yeni Şafak: Nedret Ersanel:Las Vegas, Katalonya, Erbil…

Eski Kutsal Roma İmparatoru 5’inci Charles’ın şöyle bir sözü var: “Tanrıyla İspanyolca, kadınlarla İtalyanca, erkeklerle Fransızca ve atımla Almanca konuşurum...” Almanya’ya verilen bu ‘ayarın’, yüzyıllar sonra İspanya-Katalonya tarafından tekrarlanan bir ‘risk’ olarak Avrupa Birliği’ne sunulması, seçimlerden çıkmış Berlin’i titretiyor olmalı... Başta bizim bölge olmak üzere terör örgütlerine, “Avrupa değerleri, demokrasi” kumaşından görünmezlik pelerinleri ör(t)en Almanya için bu durum gerçekten de dramatik... AB harcının bir tarifi de şudur; 2. Dünya Savaşı’nı takiben Almanya’nın enerjisini Soğuk Savaş'a yönlendirerek rövanş duygularını köreltmek... Sovyetler’in dağılması ve iki Berlin’in birleşmesinden (1989-1990) sonra işin rengi değişti. AB, Almanya’yı kontrol edecekken, Berlin Brüksel’i sürüklemeye başladı. AB de işte girişteki tırnak içinden gönderme yaptığımız üzere, gittikçe Kutsal Roma İmparatorluğu’na benzemeye başladı. Şu doğrudur: Almanya, ekonomik, tarihi, politik ve askeri gücü bulunan bir ülke. Fazlasını da vadediyor. Şüpheli olan Berlin’in bu ağırlığı kaldırıp kaldıramayacağı. Çünkü ‘kendini kontrol edemezse’ -ki edemez- Avrupa, Avrasya, Atlantik hattı savrulur. Devamı…

(Türkiye Gündemi, 26 Eylül 2017)

 Twitter: analizsurec

Anahtar Kelimeler: 

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org