Avrasyacılık, Suriye ve Myanmar...

                

Yeni Şafak: Süleyman Seyfi Ögün: Myanmar Müslümanlarına reva görülenler

Alev Atlı’nın Beyaz Türkler Küstü isimli romanında çok hoş bir pasaj vardır. Myanmar’da yaşanan katliamları düşünürken aklıma geldi.:” Sinkretik iman….Bugünlerde  ‘bağdaştırmacı” diyorlar; cihanşumûl  bir din oluşuyor. Olacağına bakın, medeniyetler ittifâkı için papayla , patrikle uzlaşmak yetmez, eninde sonunda şamanla da, kabile büyücüsüyle de Om Sinrikyo tarikatıyla da uzlaşacaksınız. Ne diyor Asaharasan ? ‘Hakikât dünyâ dinlerinin bileşkesidir, Hristiyanlık, Budizm, Taoizm ve Yoga’, diyor. İslâmın adı bile yok”…(Beyaz Türkler Küstü , s.281)… Aslında ve daha derininde , modernliğin kabuller ve yasalar listesi var. Modernlik, yine Alev Alatlı’nın kavrayışına göre, panteizme bayılmıştır. Onun için Spinoza’ya ayrı bir yer verilir. Tanrı’yı bütün varlıkların toplamı gören bu bakış ile Adam Smith’in Gizli El piyasacılığının bir bileşkesidir modernlik. Her ikisi de el ele verip sorumsuzluk ve dokunulmazlık üzerinden modernliği kanatlandırmıştır. Bu değerlendirmelere sonuna kadar ve her gün biraz daha fazlasıyla katılıyorum. Alev Alatlı’nın kullandığı “panteizm” ile benim tercih ettiğim “paganizm“ kavramları çakışıyor. Batı modernitesi, kurumsal bir din olarak Hristiyanlıktan nefret etti. Devamı için...

 

Aydınlık: Doğu Perinçek: Türkiye Atlantik kampına geri dönebilir mi

Sık sık karşılaşıyoruz bu soruyla: Türkiye Atlantik kampına geri dönmez mi? Daha çok “Türkiye Atlantik kampının dışına çıkamaz” kanısında olanlar bu soruya sarılarak bir çare arıyorlar. Evet sorudan çok bir beklenti dile getirilmektedir. Garip olan bu umuda kapılanlar, daha çok kendilerine “ilerici” veya “solcu” diyenler arasında. Atlantikçi oldular ve artık Atlantik sisteminin beklentilerini paylaşıyorlar. Türkiye, Atlantik sistemine dönse, rahatlayacaklar, sevinecekler. Umutları boşunadır: Türkiye Atlantik kampına dönemez. O devir arkada kaldı. 1945 yılında başlayan o yıkım döneminden çıkışın sancılarını yaşıyoruz. 2014 yılından sonraki gelişmelere bakarsak, Türkiye’nin Atlantik kampıyla cephe cepheye geldiğini görürüz. Bunun nesnel nedenleri var. Düşünün Türkiye, ABD’nin BOP Eşbaşkanlarının iktidarda olduğu bir dönemin son yıllarında Atlantik sistemine isyan eder olmuştur. Demek ki bizim Atlantik ile hesaplaşmamız, bir siyasal yeğleme değil, tarihsel bir zorunluluktur. Devamı için...

 

Yurt: Hüsnü Mahalli: Bölgede yeni dönem... Barış Suriye'den başlar

'Arap Baharı' Tunus sonra da Mısır'da başladığında Bunun 'Kanlı' olduğunu yazıp anlattığımda herkes bana kızdı. Sağcılar ve solcular batının bu oyununa inanmıştı. Olaylar Suriye'ye sıçradığında; 1-Esad'ın asla devrilmeyeceğini 2-Rusya'nın Esad'dan asla vazgeçmeyeceğini 3-İran ve Lübnan Hizbullahı'nın sonuna dek Esad'a sahip çıkacaklarını ve 4-Bütün bu oyunların hedefinde Türkiye'nin de olduğunu yazıp anlattım. Marksist solcular bile beni  'demokrasi düşmanlığıyla' suçladı. Geldiğimiz nokta ortada. Türkiye'nin içinde bulunduğu durum her şeyi açıklıyor. 5 N 1 K kuralına gerek yok. Önemli olan budan sonrası. Onu da bu yazıda özetliyorum Yani Rusya-Türkiye-İran üçgeninin yapabileceklerinde. Herkes İran Genel Kurmay Başkanının Ankara ziyaretini konuştu.  Yakında Cumhurbaşkanı Erdoğan İran'a gidecekmiş. Putin ve Erdoğan sürekli telefonlaşıyor. Astana Anlaşması gereği üç ülke arasında her düzeyde koordinasyon ve işbirliği var. Özellikle istihbarat ve askeri alanlarda. IŞİD ve NUSRA'ya karşı. 30 Eylül 2015'te Rus uçakları Suriye'ye gittiğinde Esad ülkenin yaklaşık yüzde yirmisini kontrol ediyordu.  Bugün yüzde elliden fazlası. Yılsonuna dek bu oran yüzde 75-80  olur. Devamı için...

 

Karar: Mete Yarar: Suriye'de bir Mısır askeri eksikti

“İzvestiya’ya bilgi veren Rus bir askeri diplomatik kaynak, Mısırlı askerlerin Suriye’ye gittiği şeklindeki haberlerin doğru olup olmadığı sorusu karşısında şu ifadeleri kullandı: “Elbette bu bilgi doğru. Herkes, Suriye krizine dahil olmanın, bu ülke ve bölgedeki gelişmelerin nasıl şekilleneceğine etki etmesine izin vereceğini herkes anlıyor. Bunda şaşılacak bir şey yok.” (kaynak Sputnik) Bazı kaynaklarda Suriye’nin Hama ilinde bulunan hava üslerinde Mısırlı pilotların olduklarını ifade ediyorlar. Burda yaşananları Mısır’ın geçmişte Suriye ile kurduğu Birleşik Arap Devleti (1958) projesine bağlamak mı gerekir yoksa Körfez ülkelerinin Mısır’ın da dahil olduğu gerginliğe mi bağlamak gerekir. Bence Suriye’ye gelme sebepleri ikinci nedendir. İhvan’ı her yerde bitirmek ve Türkiye’yi çevreleme projesinin bir parçasıdır. Bunun en kuvvetli delili de Suriye iç savaşına beş sene uzak durduktan sonra yeni gelmeleridir. Türkiye’nin Suriye’de kalıcı çözüme gidilecek her yönteme destek veren tutumu bazı çevreler tarafından karşılık bulmuyor. Devamı için...

Türkiye Gündemi: 31 Ağustos 2017 

Twitter: @analizsurec

SÜREÇ ANALİZ

www.surecanaliz.org

Anahtar Kelimeler: 

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org