Ateşkesten Sonra Hamas’ın Durumu

İsrail ve Hamas arasındaki açık uçlu ateşkesi Mısır’ın arabuluculuk yaptığı dolaylı müzakereler takip edecek. Ekim’in başında başlaması planlanan ve öncesinde Mısır’la “keşifsel tartışmalar” yapılacak olan dolaylı müzakereler, taraflar arasındaki önemli sorunları çözmeye çalışmayı ve uzun vadeli bir sükûnet sağlamayı hedefliyor. Ancak sürecin nereye gideceği belirsiz, bu yüzden de sükûnetin sağlanıp sağlanmayacağı ve her iki tarafın ateşkes sonrası dönemde daha iyi bir konuma gelip gelmeyeceği şüpheli. Hamas için en önemli konu, savaştan sağladığı kısa vadeli taktiksel ve popülist kazançlarını Gazze’ye yönelik ekonomik sınırlamaların kaldırılması gibi uzun vadeli kazançlara dönüştürebilmek.

Hamas savaş öncesinde, giderek artan uluslararası tecrit, mali baskı ve yükselen gerilimler ile karşı karşıyaydı. El- Fetih ile yaptığı birlik hükümeti anlaşması örgütün istediği hızlı ekonomik rahatlamayı sağlayamadı. İsrailli öğrencilerin kaçırılmasını müteakiben İsrail’in Batı Şeria’da Hamas’a darbe indirmek yürüttüğü geniş kapsamlı bir operasyon Hamas’a büyük bir darbe vurdu ve örgütün işlerini daha da zorlaştırdı. Hamas kısa dönemli bir askeri çatışmanın İsrail’den bazı tavizler almasını sağlayabileceğini, Filistin’deki saygınlığını yenileyebileceğini ve çatışma ihtimalini erteleyebileceğini hesapladı

Hamas umduğu gibi, bazı kazançlar sağladı. Kassam Tugayları hem alışılmadık hem de daha riskli yenişememezlik taktikleri uygulayınca örgüt askeri açıdan 2008-2009’daki Dökme Kurşun Harekâtından bu yana kapasitesini geliştirdiğini kanıtladı. Geliştirilmiş askeri performans aynı zamanda daha fazla sayıda İsrail Savunma Kuvvetleri(IDF) askerinin ölümüne sebep oldu. Bu ve bunun dışındaki küçük taktiksel zaferler –Ben Gurion Havalanı’nın geçici olarak kapanması, yer altı tünellerinin etkisi ve çatışma bitene kadar roketlerin atılmasına devam edilebilmesi gibi- Hamas’ın askeri operasyonlarını zafer olarak sunmasına olanak sağladı. Dahası, Hamas’ın tekrar tekrar ateşkes önerilerini reddetmesi kendilerinin savaş bitirme sürecinde başrolde olmasına neden oldu. Hamas bütün bu faktörleri, performansını Filistinlilerin zaferi olarak sunmak için kullandı ve örgütün popülaritesi ateşkes sonrası süreçte kayda değer biçimde arttı. Savaş alanının dışında, Hamas örgütsel baskıya direnebildi. Savaş, Gazze merkezli siyasi liderlik, Kassam Tugayları ve Halit Meşal’in liderliğindeki dış liderlik arasında ateşkesi kabul etme/savaşı devam ettirme konusunda görüş ayrılıklarına sahne olsa da örgüt birliğini korumayı başardı. Bütün hizipler ateşkese uydu ve en nihayetinde ateşkesi destekledi. Ayrıca, Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas ile Hamas arasında artan gerilime rağmen, El-Fetih ile Hamas arasındaki birlik hükümeti ayakta kaldı, ve bu hükümet şimdi Gazze’de de söz sahibi olacak.

Ancak, 26 Ağustos’ta sağlanan ateşkes Hamas’a fazla bir maddi kazanç sağlayamadı. Ateşkesin sınır geçişlerinin derhal gevşetilmesinden, Gazze’li balıkçılara tanınan denize açılma hakkının kilometre bazında artırılmasından ve Gazze ve İsrail arasındaki tampon bölgenin genişletilmesinden bahsetmesine rağmen, bu uygulamalar Gazze’nin ekonomisini hareketlendirmek için yeterli değil. Hamas’ın ana taleplerinden bahsedecek olursak, ateşkes bu konulardaki dolaylı müzakereleri erteledi. Bu talepler Haziran 2014’ten bu yana Batı Şeria’da tutuklu bulunan Hamas üyelerinin serbest bırakılmasını ve Gazze’de bir liman ve havaalanının inşa edilmesini içeriyor. Bu konular önümüzdeki dolaylı müzakerelerde konuşulacak gibi dursa da, İsrail ve Mısır hala örgütü Gazze’den çıkarmayı umduğu için, Hamas’a taviz verilmesi pek olası gözükmüyor.

Mısır’a gelecek olursak, duruşları büyük bir ölçüde değişmemiş durumda. Hamas’ın, Refah sınır kapısını kapatarak ve yeraltı tünellerine sıkı önlemler alarak son birkaç ayda kendilerine büyük zarar veren Mısır hükümetiyle bir anlaşmaya varmaya ihtiyacı var. Aynı İsrail’den tavizler koparmaya ihtiyacı olduğu gibi. Ancak Mısır tarafsız bir arabulucu olmaktan çok uzakta ve nihai amacı Hamas’ın gücünün azaltılması ve Gazze üzerindeki kontrolünün kırılması. Bu yüzden Mısır Hamas’tan koparabileceğini koparmak istiyor.

Birçok konuda, savaş Hamas için oldukça masraflı oldu. Öncelikle savaş bütün altyapıya zarar vererek, şeridin bütün sakinlerini etkileyerek ve sağlık hizmetlerine, temiz suya, sıhhi tesisata, barınma olanaklarına ve eğitime erişimi etkileyerek Gazze’ye büyük bir yıkım getirdi. Yaklaşık 18,000 ev yok edildi ve 100,000 insan barınaksız kaldı. Hamas’ın askeri altyapısı ve liderliği de zarar gördü; örgüt cephaneliğinin 3te 2sini ve silah üretme tesislerinin en az yarısını yitirdi. Bunun yanında tekrardan silahlanmak, Mısır’ın Mısır-Gazze sınırını yakından izlediği ve tünellere sıkı önlemler aldığı düşünülürse, Hamas için oldukça zor gözüküyor.

Ateşkes sonrası koşullar Hamas’ın şu anda içinde bulunduğu açmazı gözler önüne seriyor. Hamas’ın kısa vadeli popülaritesini uzun vadeli bir kazanca çevirebilmesi için, yeniden yapılanma yardımı ve Hamas’ın memurlarına maaşlarının ödenmesi için bir taahhüdün yanı sıra, malların ve insanların hareket özgürlüğüne yönelik kısıtlamaları anlamlı bir ölçüde gevşetebilmesi gerekiyor. Ancak bu amaçları gerçekleştirmek için Hamas, memurların maaşlarının ödenmesine yönelik verilen taahhüdün karşılığında birlik hükümetinin şeridin kontrolünü eline almasına izin verdi ve Gazze’nin kontrolünün en azından bir kısmını elinden bırakmaya razı oldu.  Bu koşullar şeridin yeniden yapılanması için uluslararası yatırımların yapılmasıyla ve Filistin Ulusal Yönetimi’nin bu yatırımları Hamas’ı baypas ederek koordine etmesiyle daha da genişleyecek. Aynı zamanda Mısır’ın Gazze ve Mısır arasındaki sınırın durumunun normalleştirilmesi için öne sürdüğü koşul Filistin Ulusal Yönetimi’nin güvenlik güçlerinin sınıra konuşlandırılması ki bu da Hamas’ın Gazze’deki siyasi gücünün aşınması anlamına geliyor.

Ancak Hamas’ın 25 Eylül’de razı olmuş gibi göründüğü Gazze’nin kontrolünü elden bırakma konusu Hamas için riskli çünkü bu durum örgütü siyasi olarak marjinalleştirebilir ve iç huzursuzluklara yol açabilir. İşte Hamas’ın karşı karşıya olduğu açmaz tam da bu noktada yatıyor. Hamas istediği siyasi tavizleri sadece kontrolü elden bırakarak ve silahlı kanadını frenleyerek elde edebilir. Ancak siyasi liderlik dolaylı müzakerelerde İsrail ve Mısır’a çok fazla taviz verirse Kassam Tugaylarından gelecek güçlü bir muhalefetle karşı karşıya kalmayı riske eder.

Bu yüzden, Hamas muhtemelen ip üzerinde cambazlık yaparak, Mısır ve birlik hükümetiyle işbirliği gibi dış ihtiyaçlarını, direnişi sürdürmek ve silahlarını korumak gibi iç ihtiyaçlarıyla dengede tutmaya çalışacaktır. Örgütün zor durumu İsrail ve uluslararası topluma acil pratik ve siyasi ihtiyaçları kullanarak ateşkeste sunulan öngörüyü ilerletme fırsatı veriyor. Gazze’deki kısıtlamaları hafifleterek ve yeniden yapılanmayı finanse edecek bir uluslararası mekanizma kurarak(Filistin Ulusal Yönetimi ve birlik hükümeti yoluyla), uluslararası toplum Gazze’yi ekonomik olarak ve birlik hükümetini siyasi olarak güçlendirebilir ve dolaylı yoldan Hamas’ı zayıflatabilir. Bu, silahsızlanması için Hamas’a doğrudan doğruya baskı yapmaktan daha iyi bir yaklaşım olur çünkü böyle bir strateji eğer kötü yönetilirse yeni bir savaşa neden olabilir.

Benedetta Berti Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsünde araştırmacı, Tel Aviv Üniversitesinde öğretim üyesi ve Silahlı Siyasi Örgütler (Armed Political Organizations) adlı kitabın yazarıdır.

Çeviren (Tam Metin): Duygun Ruben

(CarnegieEndowment,Benedetta Berti,Hamas After Ceasefire,25 Eylül 2014)

Anahtar Kelimeler: 

Çeviren: 

Duygun Ruben

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org