Ateş ve Barut

Taraf: Murat Belge: Ateşle oynamak

Son zamanlarda, Başbakan Erdoğan’ı düşündüğümde, zihnimde bir hışım, hızlı adımlarla yürüyen bir adam resmi canlanıyor. Adam hızla yürüyor, arkasında ise bir yığın başka adam, ellerinde süpürgeler, faraşlar, önden gidenin kırıp döktüklerini süpürerek gidiyorlar. Ama onlar da yetişemez oldu, önde gidenin ne hızına, ne de hışmına. Böyle bir “asabiyet” derecesi, düzgün düşünmeye yer ve imkân bırakmaz. Başbakan’ın söylemi de, zaten bunu doğruluyor. Gitgide, bir “komplo dünyası” ile dövüşmeye başladı. “Komplo”ya inanmak, “dinî itikat” gibi bir şeydir. Tanımı gereği kanıtlanamayacak öznelerden, eylemlerden ve planlardan söz edersin. Sana inanmaya hazır bir “hâzırûn” varsa, onları inandırırsın. Böylece, hep birlikte, olmayan bir dünyada olmayan düşmanlarla dövüşe girilir. Son derece tehlikeli bir gidiştir. Devamı…

Yeni Şafak: Ali Bayramoğlu:  Arı kovanına çomak sokmak: Çifte sorumsuzluk...

Gelinen nokta ürkütücü. Fiili ve sembolik şiddeti içeren, asayiş ve sokak meydan okumaları ile kaosu öne çıkaran, siyaset dışına doğru seyreden bir ortamı soluyoruz. Farklı niyetler ve kesimlerin, Aleviler, Kemalist gruplar, tepkisel gençler, legal, illegal sol örgütlerin isyankar siyasallaşmasına tanık oluyoruz…Muhafazakar kesimde buna karşı tepkiden kaynaklanan, iktidar gücüne referans ve bunun doğrulanmasıyla tek bloklu otoriter başka bir siyasallaşma yaşanıyor. Toplumsal ve siyasal kutuplaşma her unsuru, her aktörüyle had safhada... Risk pek çok:  Sıcak karşılaşmalar, kimlik ayaklanmaları, siyasetin ve meşruiyetin, fikrin tahribatı, askerin sokağa inmesi, polis faşizmi... Devamı…

Zaman: Şahin Alpay: ‘Milli irade’ yüzde 50’den ibaret değildir

Buraya Topçu Kışlası yapılmasa da Gezi Parkı, tıpkı Hyde Park gibi, her görüşü olanın çıkıp fikrini diğerleriyle paylaşabildiği bir ifade özgürlüğü meydanı haline gelse, ne kadar iyi olurdu diye düşündüm. Ertesi akşam bir dostumla buluşmak üzere Suadiye’ye gittim. Birkaç yüz kişilik bir grup, “Hepimiz Türk’üz!.. Hepimiz Mustafa Kemal’in askerleriyiz!..” sloganlarıyla haykırıyor, kornalar, düdükler çalıyor, trafiği engelliyordu. Sırtlarında üzerine kalpaklı Mustafa Kemal yapıştırılmış bayraklarla yürüyenlerin manzarası ürkütücüydü. Devamı…

Milliyet: Sami Kohen: Bu mu “Türk modeli?”

Son yıllarda Türkiye, siyasi ve ekonomik alanlardaki başarıları sayesinde, başkalarına örnek olmakla övündü. Aslında bu övgü, Türkiye’nin yükselişini yakından izleyen Batılı ve Doğulu ülkelerden de geldi. Özellikle Arap Baharı’nın başlamasından sonra, bu geniş coğrafyada “Türk modeli”nden sıkça söz edildi, bu konuda sayısız çalıştaylar düzenlendi, bilimsel çalışmalar yapıldı. Gerçekten Türkiye sağladığı siyasi istikrar, sivilleşme ve demokratikleşme hareketiyle, kalkınma hamleleriyle ve dış politikadaki açılımlarıyla, uluslararası camiada bir “rol modelolarak kabul edildi. Devamı…

Cumhuriyet: Cüneyt Arcayürek: Oysa Bu Başbakan...

Hafta sonunu, hak ve özgürlük arayan halkını meydanlara topladığı taraftarlarıyla tehdit eden Başbakan RTE, konuşmalarının birinde: “Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir başbakan bulamazsınız” dedi. Kuşkusuz, siyasal yaşamının tartışılmayacak değerde tek doğru lafını söyledi. Gerçekten: Taksim Meydanı’nda 20 gün önce toplanarak demokratik eylem başlatan yüz binlerce insanın üstüne TOMA’larla; vücutların kıpkırmızı kesilmesine, daha çok sıkıldığı takdirde bir insanın üstüne, vücudun yanmasına neden olacak yerli malı Jenix marka sulandırılmış asitli biber gazlı suyla saldıran… Devamı..

Sözcü: Emin Çölaşan: Tayyip’e sorun bakalım kim olduğunu!..

Sevgili okuyucularım, Tayyip’in parti örgütleri ve belediyeleri Ankara-İstanbul mitingleri için ahaliye on binlerce Türk Bayrağı dağıttı ve direktif verdi: “Başbakanımız konuşurken bayraklar havada sallanacak!..” Ahali emre uydu, bayrakları mümkün olduğunca sallamayı başardı. Tayyip İstanbul konuşmasında şöyle dedi: “Şimdi bu bayrakları sakın katlayıp bir yere koymayın, evlerinize asın.” Helal olsun yani, Türk Bayrağı’na saygı gösteriyor! Devamı…

Taraf: Emre Uslu: Kafasını kuma gömen ‘penguenlere’

Bu yazıyı özellikle bu ülkeyi seven vicdanlı AKP’li yazarların ve okurların okumasını isterim. Biliyorum yine kızacak, yine küfürler edecek, bir sürü uçuk kaçık senaryolarla beni suçlayacaksınız. Tamam, bunları yine yapın. Ama yazımı sonuna kadar okuyun. Haksızsam asın beni, gezelerinizin köşelerinde, yetmedi manşetlerinde asın. Bel altı yöntemlerine yeniden dönün. Ama bu ülkeyi seviyorsanız şu gerçekleri insanlardan gizlemeyin. Devamı…

(18 Haziran 2013)

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org