Anayasa Değişikliğinde İlk Tur...

               

Türkiye Gündemi

16 Ocak 2017

Yeni Şafak: Mehmet Acet: Devletin sahibi kim olacak savaşı

Emekli Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, büyük Türk düşünürü(!) Sabih Kanadoğlu'nu hatırlamanın tam sırası. Kendileri, vakti zamanında şöyle şeyler derdi: “Bir kurucu iktidar vardır, ki biz buna devlet iktidarı/asıl iktidar diyoruz, bir de siyasi iktidarlar vardır, ki buna da tali (ikincil) iktidarlar diyoruz. Siyasi iktidarlar, devlet iktidarına her daim tabi olmak zorundadır.” Kanadoğlu'nun sözünü ettiği 'devlet iktidarı' meselesini biraz açalım. Neden derseniz, bu günlerde TBMM'de oylanmakta olan anayasa değişikliği meselesi bu konuyla doğrudan ilişkili, o yüzden. 27 Mayıs 1960 darbesini yapanlar, devamında kendilerine göre bir düzen kurmuşlardı. Ordu, yüksek yargı, güvenlik, istihbarat birimleri... Darbeyi yapanlar, buralarda büyük tasfiyeler gerçekleştirip, gidenlerin yerine kendi adamlarını yerleştirdiler. Mesela, sadece TSK'dan 275'i amiral ve general olmak üzere 7000 civarında albay, yarbay ve binbaşı düzeyinde subay darbeden sonra tasfiye edildi. O dönem teğmen olarak ordu kademelerine girenlerin önü, gizli bir el tarafından hep açık tutuldu. Bu sayede, geleceğin kudretli generalleri oldular, on yıllar boyu ülkenin iplerini ellerinde tuttular. Üniversiteler, basın, spor-sanat-iş dünyasında kendi zenginlerini ürettiler, kendi gazetecilerini, kendi sanatçılarını, hatta kendi spor adamlarını yetiştirip, görünür alanlara yerleştirdiler. Devamı için...

 

Cumhuriyet: Nuray Mert: Tam zamanı, eski defterleri açalım

Gerçi, Cumhurbaşkanı tek parti dönemine dair çıkan tartışma için “Eski defterleri açmayalım, ama zamanı gelince gerekirse açarız” dedi, ama bence tam zamanı, “eski defterler”i tekrar açalım. Önce, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “partili cumhurbaşkanlığı” konusunda, “Bu yeni bir şey değil Atatürk ve İnönü de partili cumhurbaşkanıydı” deyince tartışma başladı. Sonra, Bozdağ sözlerine “netlik” getirdi, “Tek parti dönemi hukukunu savunmuyorum… Sadece Atatürk ve İnönü’nün hem partili, hem milletvekili, hem tarafsız olduğunu kabul etmiyorlar mı? Bunlar nasıl Atatürkçü” diye sordu. Söyledikleri, CHP’yi köşeye sıkıştırma amaçlı bir kurnazlık, öyle de, bu ülkede partili başkanlığa, dahası başkanlık sistemine demokrasi adına karşı çıkanlar sadece CHP’liler veya Atatürkçüler değil, asıl karşı çıkış noktası demokratlık, demokrasinin, kuvvetler ayrımının, hesap verebilirliğin tehlikeye girmesi, rejimin otoriterleşmesi kaygısı, bu hususta söylecekleri şey olmadığı için konuyu Atatürk’e İnönü’ye getirmeye çalışıyorlar. Dahası, bu defterler şu ana kadar kapalı kalmış değildi, seksenli doksanlı yıllar Kemalizm eleştirileri entelektüel tartışmanın temel eksenini belirliyordu. O kadar ki, Kemalizmi eleştirmeyen entelektüel sayılmıyordu. Devamı için...

 

Haber Türk: Ömer Dinçer: Muhalefetin Anayasa teklifi ile imtihanı

Anayasa değişikliği teklifiyle ilgili tartışma sürecinde, CHP her zamanki sağduyudan uzak tavrını sürdürüyor. Akılla ve bilgiyle tartışılması gereken en ciddi ve önemli konuları bile kolayca siyasallaştırıyor ve rasyonel olmayan bir zemine kaydırıyor. CHP, benzer etkilere karşı hep aynı tepkileri veren mekanik sistemler gibi, geleneksel hale getirdiği siyasi ve ideolojik eleştirilerini bu süreçte de tekrarladı. Anayasa teklifiyle ilgili olarak, değişikliğin ne getireceğini veya ne götüreceğini makul bir dille kamuoyuna anlatacağı yerde, “Rejim değişikliği oluyor”, “Parlamento işlevini yitiriyor” ve “Eyalet sistemine geçiliyor” gibi gerçeği yansıtmayan eleştirileri dillendirdi. Bu eleştirilerin gerçeği yansıtmadığını görmek için konunun uzmanı olmaya hiç gerek yok. Okuduğunu anlayabilen ve konu üzerinde düşünebilen herkes, teklifle ne yapılmak istendiğini veya neyin olamayacağını görebilir. Öyleyse CHP niçin yukarıdaki itirazları her fırsatta tekrarlıyor?Bunun tek bir açıklaması var: Bugüne kadar her önemli değişiklik çabasında (hatta arzu etmediği partinin iktidara gelmesi durumunda) “Rejim değiştiriliyor”, “Cumhuriyetin kazanımları tehlikede”, “Üniter yapı bozuluyor” diyerek halkı korkuttu ve askerleri yanılttı, vesayet aktörlerini harekete geçirdi. Devamı için...

 

T24: Ömer Faruk Gergerlioğlu: Anayasa değişikliği inadı sorunları artıracak

Sorunlarını çözemeyen ve üstüne hukuksuzluğu pervasızca yapan hükümet, ihraç ettiği KHK'lıların oluşturacağı bir büyük sosyal felaketi de topluma kazandırmış oluyor. Ülkenin her yerinden çözülmemiş sorunların kokusu yükseliyor. Sur'da çocukların tahliyesi sırasında ortaya yeni çıkan görüntüler yürek paralayıcıydı. Sorunun çatışma yöntemleriyle çözümünün toplumsal hafızada ne oluşturduğu o görüntülerde ortaya çıkıyordu. Yöneticilere diyeceğimiz şudur. "Kürt meselesini hallettik" diyordunuz, Sur'daki çocuklarda derin yarıklar açarak halledemediniz!.. ‘Barış’ diyenin dışlandığı bir yerde ölen insanların vebalinin çok ağır olacağını yöneticiler düşünmüyorlar mı acaba? Sorunu çözdüğünü sanan ama aslında sorunları büyütenden daha gafil kim vardır? Bu ortam içinde TBMM'de anayasa değişikliği yapılmaya çalışılıyor. Toplumu sürükleyecekleri ortamın örnek görüntülerini sergileyerek ilerliyorlar. Utanç verici kavga, gürültü görüntüleri toplumda tansiyonu yükseltiyor. Anayasa değişikliğinin toplumsal sözleşme yerine toplumsal çekişmeyi gerçekleştirdiği belli oluyor. Milletin değil liderinin vekili olanlar oyunu gösterme telaşında utanç verici görüntüler sergiliyor. Vekil oyunu gösteriyor ama "Türkiye'de demokrasi yoktur" diye gösteriyor aslında, "Birey değilim, liderimin neferiyim" diyor. Devamı için...

 

SÜREÇ ANALİZ

www.surecanaliz.org

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org