Amerika’nın Riskli Nükleer Artışı

SYDNEY, Avustralya — Japon adası Hokkaido sakinleri, yaklaşmakta olan bir Kuzey Kore füzesine karşı sığınmaları gerektiği uyarısıyla Salı gününe uyandılar. Füzenin fırlatılışı, ülkesinin gelişen nükleer cephaneliğinin ilerleyişini gösterme niyetinde olan Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un provokasyon dizisinin son adımıdır.  

Pyongyang'ın nükleer ve füze teknolojisine ait görüntüler, korkutucu. Ancak Washington'un yeni nükleer silah ve füze teknolojilerinin gelişmesi de küresel istikrarsızlığa katkıda bulunuyor. Amerikan nükleer gelişmeleri, yeni bir silah yarışına başlamaya teşvik ediyor ve 1950'lerden beri nükleer istikrarı güçleştiren karşılıklı garantili imha mantığını değiştirmeyi tehdit ediyor.

Son yıllarda, Pentagon, nükleer silah cephanesinin genel saldırı gücünü arttırdı. Bu değişiklikler, daha da geliştirilmesi ile birlikte, Amerikan nükleer triadının her üç bacağındaki daha yıkıcı güce dönüşecek: deniz, kara ve hava yoluyla başlatılan nükleer silahlar.

Denizden, bir nükleer "süper füze" zamanlama unsuru, denizaltı tabanlı savaş başlıklarının hedeflerine yakın patlamasına olanak tanıyarak hatasızlığı geliştirir. ABD, 2009 yılında bu yeni fünye sistemini balistik füze denizaltı filosuna dahil etmeye başladı ve bazı analistler, tüm denizaltı kuvvetinin zaten bu teknoloji ile donatılmış olduğuna inanıyor.

Ve geçtiğimiz hafta, Pentagon, tanımlanmamış düşman bölgesini iyice anlamak için tasarlanmış hem toprak bazlı nükleer kıtalararası balistik füze cephanelerin hem de havadan atılan nükleer uçlu gizli uçuş füzelerin, yenilenmiş versiyonları için sözleşme imzaladığını açıkladı.  

Bazı nükleer silah uzmanlarına göre, süper füze gibi gelişmeler Amerika'nın nükleer cephaneliğinin yıkıcılık kapasitesini üç misli kadar arttırdı. Ve eski yardımcı savunma bakanı Andrew C. Weber, kısa süre önce, nükleer caydırıcılık sistemine gerekli bir ilave olmaktan öte, yükseltilmiş gizli uçuş füzelerini "nükleer savaş kavgası için tasarlanmış istikrarı bozucu bir sistem" olarak nitelendirdi.

Başlangıçta Obama yönetimi sırasında planlandığında, yükseltmeler, nükleer silah azaltma taahhütleri ve ABD'nin kendi nükleer silahlarını kullanacağı koşulları daraltan bir politika ile eşleştirildi.Yükseltmeler Cumhurbaşkanı Trump altında devam edecek, ancak öncülleri tarafından savunulan kullanımlar üzerindeki sınırlamalara dair bir işaret yok.

Washington'un savunma kapasitesi, füze durdurucularının akümülatörlerinin, özellikle de Terminal Yüksek İrtifaAlanı Savunması'nın ve Aegis sistemlerinin ve gerçek zamanlı olarak gelen füzeleri takip etmek için uzaya dayalı teknolojinin yerleştirilmesine odaklanmaktadır.

Bu füze kalkanıhalen kalkınmanın ilk aşamalarında bulunuyor ve füze saldırılarına karşı savunma konusunda karışık bir kayıt söz konusu. Tam ölçekli bir füze barajını durdurmak mümkün değil ve bu, bu kabiliyete ulaşmanın çok uzun bir yolu.

Fakat ABD'nin, henüz iyi çalışmayan sistemlere rağmen, füze savunmasına ve taarruz yeteneğinin saldırganbir şekilde geliştirilmesine olan bağlılığı, diğer nükleer silahlı devletler, özellikle Rusya ve Çin için endişe vericidir.

Her iki ülke de daha modern nükleer silah sistemleri geliştirmeye çalışıyor. Moskova, kendi üstün nükleer silah grubununüç kolunu modernize ederek, üstün durumda olan Birleşik Devletler kuvvetlerine yetişiyor. Pekin kendi ICBM donanımlı nükleer denizaltı filosunu geliştiriyor ve genişletiyor, stratejik sulara erişimini sağlamaya çalışıyor.

Fakat Rusya'nın ve Çin'in, Amerika'nın stratejisi karşısında nükleer programlarını hızlandırmasına güvenebiliriz. EskiSavunma Sekreteri William J. Perry, gelişmiş gizli seyir füzesinin, Rusya ve Çin'e sistemlerini güçlendirme yönünde baskı yapacağını iddia etti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Amerika'nın bir füze kalkanı geliştirmesinin, kendi ulusunun nükleer gücünü kurmak için sebep yarattığını belirtti.

Kim rejiminin nükleer silah programı ve nükleer savaşa olan kibirli referanslarından endişelenmeliyiz. AncakWashington'un, uzun süreden beri Amerikan nükleer politikasının başında olan bir komutanın komutası altındaki nükleer savaş makinesi genişlemesi için de endişe duymalıyız.

Bay Kim ve Bay Trump arasındaki bir fark, Birleşik Devletler başkanı "dünyanın görmediği türden bir yangın ve öfke"yi serbest bırakmakla tehdit ettiğinde, bunu gerçekten yapabilecek potansiyelde oluşu.

 

Çeviren (Tam Metin): Gaye Polat

(NYT, Stuart Rollo, America’s Risky Nuclear Buildup, 31 Ağustos 2017)

Çeviren: 

Gaye Polat

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org