Amerikan Diplomasisi ve Arap Devrimleri

Barack Obama Arap devrimlerine gösterdiği dikkatli reaksiyondan ötür neredeyse rezil ediliyor. Washington Post’ta yazan bir eleştirmen Başkan’ı “tam bir kaçış altındaki Başkan” olarak çağırıyor. Pek çok kişi Başkan’ın bölgedeki demokrasi lehine büyük bir bahse girmeye çağırıyor. Arap Baharı olarak bilinen ayaklanmalar başladığında bazı analistler demokrasi geleceği ile ilgili iyimserdi. Fakat devrimler mevsimlerin terminolojisi ile değil onlarca yıllık bir ufuk terminolojisi ile ele alınmayı gerektirmektedir. 1789’da Paris’teki çok az bir gözlemci Korsikalı bir onbaşının Fransız kuvvetlerini Nil nehrinin kıyılarına bir on yıl içinde getirebileceğini tahmin ederdi. Ve Fransız Devrimi’ne dışarıdan Avusturya ve Prusya gibi  Düvel-i Muazzama güçlerince yapılmış müdahaleler milliyetçi ateşi söndürmekten ziyade daha da güçlendirdi.

Dış politikada yapılacak büyük bahisler en azından başarılı olmaya dönük mantıklı bir gelecek sahibi olmalıdır. XX. Yüzyıl Amerikan tarihi ile ilgili benim araştırmam büyük bahislere girişen değişimci dış politika başkanlarının ahlakilik ya da etkililik noktasında daha iyi olmadığını gösterdi. Woodrow Wilson Versay Anlaşması’na ağır bedeli olmuş hatalı bir yatırım yapmış ve bu 1930ların felaket habercisi olan izolasyonist politikaların gelişmesine katkı yapmıştır. John Kennedy ve Lyndon Johnson Vietnam’la ilgili kontrolü değil dominoları ilgilendiren hatalı bahislere giriştiler. Buna karşın Dwight Eisenhower –ki kendisi domino terminolojisini isimlendirendir- müdahale etmeyi reddetmiştir. Ve Richard Nixon –ki kendisi Çin ile olan bir açılışı başarıyla başlatmıştır- on yıllık bir enflasyon çağını başlatmaya yardım etmiş olan Bretton Woods para sisteminin ortadan kaldırılmasına dönük benzer ama hatalı bir bahse girişmiştir. Son zamanlarda George W. Bush Orta Doğu’yu demokratikleşme umutları içinde Irak’ı işgal etmekle ağır bedelli stratejik bir falso yapmıştır.

Wilson’ı George H. W. Bush ile karşılaştırmak kullanışlıdır. Uzun vadede Wilson’ın Cemiyet-i Akvam vizyonu Birleşmiş Milletler’in yaratılmasıyla kısmen haklılığını ortaya koymuştur; fakat kendisi onun tamamlanması için liderlik yeteneklerine sahip değildi. Bush (Baba Bush, Süreç Analiz) “vizyon şeyini” yapmadığına dair meşhur sözüne karşın kendisinin devrimci bir zamandaki sağduyulu dış politika yönetimi ve pratiği mükemmeldir.

Amerikan dış politikasındaki değişimci liderlere ya da büyük bahislere karşı bir argüman geliştirmiyorum. Franklin Roosevelt ve Harry Truman Amerikan askerlerini Avrupa’ya göndererek ve II. Dünya Savaşı sonrası orada tutarak bir Amerikan çağının yaratılmasına kritik bir bağlamda katkı yapmışlardır. Onların yerine Charles Lindberg ve Henry Wallace gibi daha mantıklı liderler başkan olsaydı dünya daha kötü durumda olacaktı. Fakat tarihte liderleri yargılamak için havlamayan değil ama havlayan köpeklere dikkat kesilmeye ihtiyacımız var.

Dış politikadaki büyük problem içeriğin kompleks yapısıdır. Birisi yalnızca uluslararası ve ulus ötesi sistemleri değil ama pek çok toplumdaki politikaların inceliklerini de anlamak durumundadır. Bu kompleks durum Aristo’nun ifrat ya da tefritten kaçınma ile ilgili sağduyuya verdiği erdem değerinin hususiyetle ne kadar meselelere mündemiç olduğunu gösteriyor. Biz çeşitli kültürlerden oluşan bir dünyada yaşıyoruz ve toplum mühendisliği ve nasıl “uluslar kurma” ile ilgili çok az şey biliyoruz. Bu durum özellikle devrimlerle ilgili daha da geçerlidir.

Biz dünyayı nasıl geliştirebileceğimizle ilgili kendimizden emin olmadığımız bir zamanda sağduyu önemli bir erdem olurken büyük vizyonlar büyük tehlikeler içeriyor. Bu hal günümüz Orta Doğu’sunun devrimciliği içinde Obama’nın büyük bahislere girişmesini isteyen bazılarınca bazen unutuluyor. Hadiseleri sınırları içinde iteklemek ve uzun vadede değerlerimizi sahiplenmek bir şeydir; ama tam anlamıyla anlayamadığımız devrimleri şekillendirmeye çalışmak başka bir şeydir. Suriye’de kimyasal silahları kullanarak uluslararası tabuyu kıranların sınırlı cezalandırılması ile bir savaşa müdahil olmak arasında bir fark vardır. Dış politikada tıpta olduğu gibi öncelikle zarar vermemek önemlidir. Bush 41 (Baba, SA) bir vizyon ortaya koyma yeteneğine sahip değildi, ama krizler boyunca rotayı şaşırmadı ve güçlü bir vizyona sahip fakat yeniden şekillendirmeye çabaladığı bölge hakkında derinlemesine bilgisi çok az olan oğlundan daha iyi bir lider oldu.

Dışişleri Bakanı’nın rolünü açıklamaya çalışan George Shultz bir keresinde bunu bahçıvanlığa benzetti: “Aktörlerin, menfaatlerin ve hedeflerin kompleks bir dizilişinin sürekli bakımı.” Onun haleflerinden biri olan Condoleezza Rice ise “değişimci bir diplomasi” savundu. İçeriğe bağlı olarak her ikisi için de bir rol var; fakat değişimci alan mimarını (toplum mühendisi) yüceltmek müşterek hatasından kaçınmalıyız. Belki de bir on yıl sürecek olan Arap devrimlerine reaksiyon göstermede daha iyi lider olacak kişi dikkatli bahçıvanlık yapan olacaktır.

Joseph Nye Harvard Üniversitesi profesörü olup “Başkanca Liderlik ve Amerikan Çağının Yaratımı” kitabının yazarıdır.

(WP, Joseph S. Nye Jr, Arab Revolutions Pose, 31 Ağustos 2013)

Çeviren: Süreç Analiz

Çeviren: 

Süreç Analiz

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org