Ak Parti ve Metal Yorgunluk Tartışması...

Ak Parti ve Metal Yorgunluk Tartışması...

Yeni Şafak: Kemal Öztürk: İslam dünyasının özeleştiri ihtiyacı

İşin kolayı şudur: ‘Emperyalistler, Siyonistler, dış güçler, üst akıl bizi sömürdü, birbirimize düşürdü, cahil bıraktı, aramızda savaşlar çıkardı.’ Peki işin zoru nedir? ‘Bizim içinde bulunduğumuz perişanlıkta hiç mi suçumuz yok?’ sorusunu sormak ve canımız yansa da özeleştiri yapmaktır. Eğitim ve göçmen politikaları üzerine çalışmalarını beğendiğim, Anadolu Platformu’nun yıllık toplantısında tartışıyoruz bu konuyu. Konuşmacı benim ama Türkiye’nin dört bir yanından gelen onlarca sivil toplum örgütünün temsilcisinin görüşlerini daha çok merak ediyorum. Türkiye’de dindar insanlar, İslam dünyasının içinde bulunduğu perişanlığı nasıl görüyor, nasıl çözüm öneriyorlar? Benden önce konuşmacı olan Suriye muhaliflerinin yurt dışında yaşayan temsilcilerinin bir kısmını dinledim. Yine suçu emperyalistlere, onlarla işbirliği yapanlara, İsrail’e, Amerika’ya yüklüyorlar. Şunu merak ettim, acaba çocuk katili Esed’e karşı savaştığını iddia eden muhaliflerin 60 ayrı parçaya bölünmesi, sonra birbirini öldürmeye başlaması, sonra da bazılarının Amerikan saflarına karışmasında hiç kendi suçları yok mu? Devamı için...

 

Cumhuriyet: Erol Manisalı: AKP’yi iktidarda tutan ne?

AKP’yi 2002’den beri iktidarda tutan şey, “İslamcı örgütlerin 2003’ten beri yavaş yavaş demokratik sivil örgütlerin yerini almasıdır”. İmam hatip okullarından vakıflara, şirketlerden hükümetin emrine verilen kamu kurumlarına kadar yeni tip örgütlenmelere gidildi. Siyasal İslam, rejimin en etkili parçası ve temel dayanağı haline sokuldu. Bu durum AKP’ye siyasetten ekonomiye, eğitimden medyaya kadar tekelci bir zemin hazırladı. TBMM’nin tamamen ellerinde bulunması, bürokrasi, adalet, eğitim, kaynakların dağılımı ve medya araçlarının tekeli ile iktidar, mutlak bir fiili egemenliğe dönüştü. Seçim sürerken kural değişti. 15 Temmuz sonrası getirilen OHAL ve son referandum ile siyasal İslam fiili bir rejim haline geldi. Bütün bu gelişmeler olurken alternatif örgütlenme olanakları, “katı bir haksız rekabet ortamı kurularak” ortadan kaldırıldı. Devamı için...

 

Hürriyet: Abdülkadir Selvi: Yeni dönemin şifreleri

CUMHURBAŞKANI Erdoğan’ın hafta sonu mesajlarını dikkatli bir şekilde takip etmekte yarar var. Erdoğan, adeta AK Parti’nin, ‘yol haritası’nı veriyor. Cumhurbaşkanı’nın konuşmalarında, kimi zaman bazı uyarılar çok ön plana çıkıyor. Trabzon’da “yeni Ömer’ler bulmaktan” söz etmesi gibi. “Bu hırsızı nereden buldunuz dedirtmemeliyiz” demesi gibi. İstanbul konuşmasında da “Kimse benim adıma racon kesmesin” diye uyarıda bulundu. Erdoğan, sözünü muallakta bırakmadı. “Sosyal medya hesapları ve kimi köşe yazarları” diyerek açık adres verdi. “Birilerinin şahsımın adına adeta racon kestiği, herkese ayar vermeye çalıştığı anlaşılıyor. Kimsenin racon kesmesine ihtiyacım yoktur. Eğer bir racon kesilecekse, bu raconu bizzat kendim keserim” diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uyarısının arkasında yatanlara bakıp, anlık bir çıkış olup olmadığını ölçmeye çalıştım. Cumhurbaşkanı adına medyadan racon kesilmesi konusu 14 Ağustos tarihinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlığında yapılan Merkez Karar ve Yönetim Kurulu toplantısında gündeme geliyor. Medyada ‘Reis’ adına ahkâm kesen, sağa sola ayar veren bazı gazetecilerin partiye ve Erdoğan’a zarar verdiği konuşuluyor. Aslında bu ilk değil. 16 Nisan referandumundan önce bu kez Başbakan Binali Yıldırım’ın başkanlığında yapılan MYK toplantısında gündeme gelmişti. Devamı için...

 

Habertürk: Nihal Bengisu Karaca: Metal değil, kalp yorgunluğu

DEVLETİN bir beka sorunu var mı? Bu kadar kaygan bir coğrafyada olmaması garip olurdu. Ayrıca 15 Temmuz, devletin kendi kadroları tarafından iğfal edildiğini göstermesi bakımından dehşet verici bir girişimdi. Peki devlet ve devlete hükümet eden parti bu sorunu çözmeye çalışırken doğru adımları mı attı? Akılcı mı davrandı, duygusal mı? Kısmen evet, doğru adımları attı. Ama maalesef yanlış adımlar iyi olanları gölgeledi. Kimi Batılı ülkelere suçluların iadesi için ricada bulunulurken “idam” söylemini kullanmak ve toplumdaki idam cezası talebini derinleş- tirmek, söz konusu duygusal tavra işaret eden en önemli misaldir. Zira hiçbir Batılı liberal demokrasi, idam cezasını getirmek istediğini söyleyen bir ülkeye sanık ya da suçlu iadesi yapmaz. Ancak daha kritik olanı, devletin beka sorununun üstesinden gelmek amacıyla atılan teşekkül ettirici, inşa edici tasarruflarda objektif değerlendirmelerden ziyade sübjektif fayda gözetildiği algısının yayılmış olması. Devamı için...

 

(Türkiye Gündemi, 22 Ağustos 2017)

Twitter: @analizsurec 

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org