Adalet Mitingi ve 15 Temmuz

Cumhuriyet: Özgür Mumcu:Devlet meselesi

 

Adalet Yürüyüşü, Türkiye tarihinin en büyük mitinglerinden biriyle tamamlandı. Az miting takip etmedim. Böylesine bir kalabalığa hiçbirinde rastlamamıştım. Hem de bu mitinge devlet desteği yoktu, otobüsler miting alanının kapısına kadar servis yapmıyordu, toplu taşıma araçları bedava değildi, Adalet Yürüyüşü’nü destekleyenler iktidar tarafından terörist diye damgalanıyordu, Ankara’daki Barış Mitingi’ndeki katliam akıllardaydı, tehditler havada uçuşuyordu. Bu şartlarda düzenlendi miting. Toplanan kitlenin görkemi iktidar çevrelerini öylesine rahatsız etmiş ki İstanbul Valiliği gecenin bir yarısı açıklama yaptı. Daha önce Sayın Erdoğan’ın 2 milyon kişilik olduğunu söylediği Maltepe Meydanı’nda hepi topu 175.000 kişi olduğunu belirtti. Kaç kişi olduğunu tespit etmem mümkün değil. Ancak tek bildiğim daha fazla sayıda insanın toplanamayacağı çünkü yer yoktu. Maltepe’de bir mitingde bundan fazla insanın bir araya gelmesi fiziken mümkün değil. Tekrar edelim, meydanda ve çevresinde ayakta duracak yer kalmamıştı. Şayet İstanbul Valiliği’nin açıklaması doğruysa Türkiye’de bir mitingde en fazla 175.000 kişi toplanabiliyor demektir. Haliyle bu, Sayın Erdoğan’ın gurur duyduğu dev mitingleri için de geçerli. Sayı tartışması önemsiz değil. İktidar, milleti sadece kendisinin temsil ettiği söyleminin sarsılmasını istemiyor. Ancak iktidarın uygulamalarına karşı yan yana gelen kitlelerin büyüklüğü bu söylemi temelinden sarsmakta. Bu da valiliği böylesine sarsak açıklamalar yapmaya, iktidar yanlısı kalemleri matematiğin sınırlarında bir John Nash gibi raks ederek şuur kaybına uğramaya itti. Devamı için...

 

T24: Hülya Karabağlı: TBMM 15 Temmuz Komisyonu Raporu'nda Kılıçdaroğlu'na 'FETÖ' suçlaması: Örgütle sıkı bir amaç birliği içine girdi!n

 

Son şekli verildikten sonra TBMM Başkanlığı’na sunulan 15 Temmuz Darbe Girişimi Komisyonu Raporu’nda CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu için “FETÖ’ye karşı tutumunun tutarsız ve çelişkilerle dolu olduğu” suçlamasına yer verildi.  Raporda, “Ana muhalefet partisi liderinin FETÖ’nün bir terör ve suç örgütü olduğu ortaya çıktığı 17/25 Aralık 2013 darbe girişiminden sonra bu örgütle sıkı bir amaç birliği içine girdiği gözlemlenmiştir” denildi. Raporda, CHP Genel Başkanı hakkında yer alan bölüm şöyle:  "15 Temmuz FETÖ darbe girişimini müteakip siyasi hayatta oluşan birlik ve beraberlik ruhunun bir göstergesi olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN, CHP Genel Başkanı Kemal KILIÇDAROĞLU ile MHP Genel Başkanı Devlet BAHÇELİ’ye karşı açtığı tazminat davalarını geri çektiğine ilişkin ilgili mahkemelere dilekçe ile başvurmuş ve davalarından vazgeçmiştir. Bu iyi niyet göstergesi karşılıksız kalmamış CHP lideri Kemal KILIÇDAROĞLU da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN hakkında açtığı davaları ve şikayet dilekçelerinin tamamını geri çekmiştir. Ancak bazı siyasi partilerin özellikle ana muhalefet partisinin (CHP) FETÖ’ye karşı tutumunun tutarsız ve çelişkilerle dolu olduğuna dair bir parantez açmakta fayda bulunmaktadır. Her ne kadar 15 Temmuz Darbe Girişimi’nin hemen akabinde CHP, FETÖ’yle mücadele bağlamında bazı olumlu, uzlaşmacı ve işbirliğine açık mesajlar vermiş olsa da, ilerleyen süreçte bu tavrı değişim göstermiştir. Ayrıca, Ana muhalefet partisinin FETÖ’ye ilişkin tavrının darbe öncesinde de çelişkili olduğunu hatırlatmakta fayda bulunmaktadır. Devamı için...

 

Yeni Şafak: Yasin Aktay: Yargıya karşı adaleti mızraklarının ucuna takmak

 

Kılıçdaroğlu’nun adını “adalet” koyduğu Ankara-İstanbul arası yürüyüşü Maltepe mitingiyle son buldu. Bu yürüyüşün Türkiye’nin siyasi tarihinde bir yenilik olduğunu kabul etmek gerekiyor. Hele CHP’nin muhalefet tarzında da bir eylem biçimi olarak kendini bir hayli aşan bir boyutu olduğunu ve bu yönüyle de CHP’de parti içi tartışmaları bir süreliğine askıya almayı sağlayan bir etkisi olacağı muhakkak. Tam 25 gün yürüdü Kılıçdaroğlu, hem de iyi yürüdü. Nasıl ve nereden almışsa o motivasyonu onu Ankara’dan İstanbul’a kadar yürüttü. O yolu gerçekten yürüdü mü? Arada sırada çaktırmadan araca bindi mi? Bu kadar yürüdüyse bu göbeği nasıl yapabildi? gibi soruları çok gereksiz görüyorum. Yürüdü işte… Hele yürüyüşün sonunda yaptığı mitingde kaç kişi toplandı?diye sorup, toplananların sayısı üzerinden bir hak veya güç iddiasında bulunmayı tamamen fuzuliyattan sayıyorum. Toplanan sayının fazlalığı bir insanın davasının haklılığını, azlığı da haksızlığını göstermiyor, bir. Demokrasilerde insanların toplanma, yürüme, kendilerini ifade etme hakkı sorgulanamaz, iki. Amma velakin kendi kalabalığınıza kendiliğinden bir hak ve güç vehmediyorsanız, kendi iddialarınızı toplanan kalabalığa göre sorgulanmaz kılmak istiyorsanız, bu da ayrı bir haksızlıktır, bu da üç. Devamı için...

 

Sabah: Metin Altıok: Salon Adamı

 

Tarih boyunca sol partiler genel olarak askeri darbeler karşısında sivil siyasetin yanında konumlandılar. Askeri darbelere direniş onların adıyla sembolleşti. Şili, Yunanistan, İspanya, Portekiz... Türkiye'de ise sol, daha sonradan 28 Şubat'ı destekleyecek olan Ecevit'in 12 Mart'a tavır alması dışında elle tutulur bir anti militarist deneyim yaşamadı. Ülkenin ana muhalefeti CHP, sivil siyasete karşı ilk ciddi darbe olan 27 Mayıs'ın altyapısını hazırladığı gibi bugünü yıllarca bayram olarak kutladı. İktidarı almak için ordudan medet ummak, pek çok üyesi darbecilerce idam edilen radikal sol örgütlerin bile devrimci programıydı! Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını asacak olan 12 Mart müdahalesine, dönemin Devrimci Gençlik dergisi kapağından verilen "tam destek" arşivlerimizin utanç raflarında. Kılıçdaroğlu'nun 15 Temmuz gecesi çekilen fotoğrafları da, Türk solunun alışkanlığını terk etmediğinin bir delili. Karelerde ülkenin ana muhalefet lideri "plazmadan" sokaktaki askeri darbeyi izlerken görülüyor. Bakırköy Belediye Başkanı'nın evinde, devlet dairesinden bozma bir salon... Yerlere kadar perdeleri, yeni cilalanmış ahşap parke üzerinde, özenle eskitilmiş iki makine halısı tamamlıyor. Gerçi Ahmet Hakan'ın da gözünden kaçmamıştır ya, Kemal Bey'in "lüksterlik"ten seçilen çorapları da beyaz değil. Şık o gece yani. Atatürk Havalimanı'nda önünü kesen tankları selamlayıp soluğu burada almış. Dışarıda ise vatandaşlar, siviller, seçmenler tank paletleri altında can veriyor. Aralarında CHP seçmenleri de var... Ülkenin Cumhurbaşkanı, havada peşine düşen jetleri atlatıp İstanbul'a iniyor. Halkıyla birlikte sokağa çıkmış... CHP'den bazı vekiller, Ak Partililerle ve MHP'lilerle birliktevurulan Meclis'te demokrasi nöbetinde... Devamı için...

 

Sözcü: Uğur Dündar: Adalet mitingine katılanların gerçek sayısı!..

 

“Herkes İçin Adalet Yürüyüşü”nün ilk günlerinde iktidar kanadı, Kemal Kılıçdaroğlu'nun bu zorlu yolculuğa en fazla 60 kilometre dayanabileceğini düşünüyor ve o nedenle kortejin önünü bir yerde kesip durdurmaya gerek görmüyordu! Oysa büyük yürüyüşe katılanlar her etapta biraz daha artıyor, “çetin ceviz” çıkan CHP Genel Başkanı da vazgeçmek bir yana, adımlarını daha kararlı ve hızlı biçimde atmaya başlıyordu. Yürüyüşün temel felsefesini Büyük Önder Atatürk'ün “Adaletin olmadığı bir ülkede hiçbir şey yoktur” deyişi oluşturuyordu. Yolda birlikte yürürken konuştuğum Kemal Bey de “Eğer bir ülkede adalet yoksa, en başta insan hayatının değeri yoktur! Bilim yoktur, teknoloji yoktur, gelişme yoktur! Adaletin olmadığı bir ülkede güven, huzur ve istikrar da yoktur. O nedenle ülkemizin güzel yarınları için her şeyin başı olan adaleti bir an önce sağlamak zorundayız” diyordu. Büyük yürüyüş “hak, hukuk, adalet” sloganlarıyla sürerken, dünya da dönmeye devam ediyor, ajanslardan yağmur gibi haberler yağıyordu. Devamı için...

 

(Türkiye Gündemi, 12 Temmuz 2017)

 

Twitteranalizsurec

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org