16 Nisan Süreci ve Suriye...

               

Karar: Etyen Mahçupyan: Referandumun asıl kazananı

Anayasa değişikliği taslağının referandumda kabul edilmesinin Tayyip Erdoğan’ı çok sevindireceğini tahmin etmek zor değil. AK Parti’nin lideri on beş yıllık yıpratıcı bir dönemin sonunda yeniden halktan güvenoyu almış olacak ve hayalindeki hizmet atılımını kimse tarafından engellenmeden hayata geçirme fırsatına kavuşacak. Bu yolun kendisine, partiye ve ülkeye hayır getirip getirmeyeceğini bugünden bilemiyoruz ama hayatını siyasete vakfeden bir siyasetçi için bunun yoğun bir başarı duygusu ifade edeceği açık. Diğer bir deyişle cumhurbaşkanlığı sistemi onaylanırsa AK Parti’nin siyasette kazandığını söylemek için henüz erken olmakla birlikte, kısa vadede siyaseten kazançlı çıkmış olduğunu öne sürebileceğiz. Ancak bu sonucun aynı derecede sevindireceği biri daha var ve uzun vadede bu “oyunun” asıl kazananı da o… Devamı için...

 

Cumhuriyet: Ahmet İnsel: Tek Adam ve Tek Parti güzellemesinde saflar değişti

Tayyip Erdoğan, önerdiği rejim değişikliğini anlatmayı değil, sanki pazar günü genel seçim yapılacak ve siyasi partiler yarışıyormuş gibi, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nu mutebersizleştirmeyi öne çıkarıyor. Bunun için bulduğu yöntem, CHP’nin sahiplendiği tarihsel geçmişe atıfta bulunmak. Bunu yaparken Erdoğan-Bahçeli blokunun önerdiği “Türk tipi başkanlık sistemi”nin temel nitelikleriyle ilgili kafasından geçenleri ele veriyor. Bunlar arasında en anlamlı olanı, tek adam yönetimi ve fiilen tek parti rejimi gibi çalışacak olan siyasal sistem. Tayyip Erdoğan son haftalarda tek adam yönetimi ve partili cumhurbaşkanı konularında ilginç açılımlarda bulundu. Atatürk döneminin de tek adam dönemi olduğunu hatırlattı ve “İkide bir tek adam diyorsun, o zaman Gazi Mustafa Kemal’e hakaret ediyorsun” diyerek, tek adam rejiminin gereğinde iyi ve arzulanabilir bir rejim olduğunu ima etti. Devamı için...

 

Yeni Şafak: İbrahim Karagül: Haçlı Savaşları kadar önemli: Suriye dünya savaşına dönüştü

Suriye gerçekten de çokuluslu hesaplaşmanın, güçler çatışmasının, harita taslaklarının, jeopolitik restleşmenin, küresel iktidar paylaşımının en sıcak, en sancılı cephesi haline gelmiştir. Geçen her gün, geri dönüşü biraz daha zorlaştırmakta, çatışmayı daha da bölgeselleştirmekte, hatta küreselleştirmektedir. Mesele, Suriyelilerin meselesi olmaktan uzaklaşmakta, ülke Suriye halkının da elinden çıkıp merkez ülkelerin savaş alanına dönüşmektedir. Yaşanan şey Suriye iç savaşı değildir. Rejim meselesi değildir. Demokrasi ve özgürlük meselesi olmaktan çıkmıştır. Atlantikçi güçlerle Asyalı güçlerin kavgasıdır. Suriyeli örgütler, hangi tarafta olursa olsun, bu büyük kapışmanın figüranları haline gelmiştir. Kim kazanırsa kazansın, Suriye halkı uzun süre bu ülkeye hakim olamayacaktır, ülke başkaları tarafından yönetilecektir. Eğer parçalanmazsa ülke, belki onlarca yıl kendine gelemeyecek, yeniden Suriye olamayacaktır. Devamı için...

 

Birgün: İbrahim Varlı: Trump neden Suriye'yi vurdu?

Humus’taki hava saldırısının hem öncesinde hem de sonrasında “Önceliğimiz Esad değil, IŞİD ile mücadele” diyen Trump’ın ABD’si neden Suriye’yi vurdu?  İdlib’te kimin düzenlediği belli olmayan “kimyasal saldırı”ya misilleme olarak Doğu Akdeniz’de konuşlu savaş gemileriyle Humus’taki Şaryat Askeri Üssü’nü vuran bu sınırlı gövde gösterisi ile Trump ve ABD ne kazandı?  İç siyasetteki dengeler ve uluslararası kamuoyuna mesaj vermek adına yapılan bu gösterinin kuşkusuz ki birden çok nedeni vardı. Askeri harekât çeşitli merkezlere gönderilen çoklu mesajlar içeriyordu.  Saldırıyı önceden Rusya’ya ve dolayısıyladır ki Suriye’ye haber veren Washington’ın bu “kontrollü” müdahalesini çeşitli şekillerde okumak mümkün. Devamı için...

 

Habertürk: Nihal Bengisu Karaca: Güç gösterisi mi devamı var mı?

ABD’nin Suriye’ye düzenlediği hava saldırısı pek çok açıdan şaşırtıcı idi. Bir hafta önce Esad’ın egemenliğinden ve var olduğu realitesinden bahseden ABD, İdlib’de kullanılan kimyasal gaz sonrası ani bir fikir değişikliği yaparak pahalı Tomahawk’larını Şayrat sahasına gömdü. Derken “Güvenli bölge lazım” açıklamaları geldi. Esad’ın da IŞİD kadar tehlikeli olduğu yüksek profilli ağızlardan dillendirildi. Türkiye haliyle yıllardır kendi önlem paketini seslendiren ABD’ye destek verdi. Hatta “Bu kozmetik bir müdahale olarak kalmasın, siyasi çözüm lazım, geçiş hükü- metinin kurulmasını sağlamak lazım” diye yol da gösterdi. Hatırlanacağı gibi, “Esad gitmezse Suriye terör bataklığı olmayı sürdürecektir” tespiti de, rejimin ve terörizmin sivil halkı katletmesinin önüne geçmek için acil olarak yapılması gereken ilk şeyin güvenli bölge oluşturmak olduğunu da öteden beri dile getiren ülke Türkiye’ydi. Devamı için...

 

Türkiye Gündemi: 11.04.2017 

Twitter: @analizsurec

SÜREÇ ANALİZ

www.surecanaliz.org

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org