Ortadoğu Uzmanı Prof. Steven L. Spiegel ile Söyleşi

UCLA’da (University of California, Los Angeles) Siyaset Bilimi Profesörü olan Steven L. Spiegel Orta Doğu’daki Amerikan dış politikası üzerine çalışıyor. Spiegel 1967’de Harvard Üniversitesi’nde doktorasını tamamladı ve bir önceki sene UCLA’ye katıldı. Bu süre içinde yaklaşık 100 kitap, makale ve bildiri yayınladı. Prof. Spiegel aynı zamanda önemli bir uluslararası ilişkiler ders kitabı olan World Politics in a New Era (Yeni bir Çağda Dünya Siyaseti) ‘nın de yazarı ve şu anda Oxford University Press için dördüncü baskıyı hazırlayan ekibin bir parçası. Bugünlerde Amerika’nın Orta Doğu’ya yaklaşımı hakkındaki bir kitap üzerinde çalışıyor. Prof. Spiegel UCLA’de Orta Doğu Kalkınma Merkezi’nin müdürü olarak görev yapıyor veSan Diego’daki University of California’nın eyalet çaplı Küresel Çatışma ve İşbirliği Enstitüsü’ndeki Orta Doğu programlarına danışmanlık hizmeti veriyor. Bu mevkilerde geliştirdiği yenilikçi ve enformel müzakere teknikleri sayesinde, Prof. Spiegel Orta Doğu bölgesel güvenlik ve işbirliğini teşvik etme konusunda ufuk açıcı fikirlerin üretilmesine katkıda bulunuyor. Bu çalışması nedeniyle 1995’te Karpf Barşı Ödülü’nü alan Spiegel, son iki yıl içinde dünya barışı için UCLA’da en çok katkıyı yapan öğretim üyesi olduğu için profesör unvanının sahibi oldu.

Çeviren: Akın Sefer

Murat Sofuoğlu: Orta Doğu’daki çatışmaya bakışınıza ve barışa bir şans verme yönündeki argümanınıza hayran kaldım. Ama dinleyiciler arasında da gördüğünüz gibi bu tarz bir argümanı savunmak kolay değil. Genelde bana öyle geliyor ki, uluslararası toplumun belli çevreleri İran’ın zaten nükleer silahlara ya da nükleer kapasiteye sahip olduğu yönünde bir fikir birliği içindeler. Eğer bu doğruysa, o zaman bir uzlaşma süreci ve barış yönünde bir argüman ileri sürmek için çok geç olduğu anlamına gelmez mi? Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Steven Spiegel: Aslında gizli bilgilere ulaşma şansım yok, ama tüm bildiğim henüz çok geç olmadığı. İranlılar karar verdikleri ya da reddedemeyecekleri bir teklif alabildikleri zaman bu yolu tersine çevirebilirler. Bu ise uluslararası toplum içinde bir “havuç” ve “sopa” modeliyle hem bağlantı kurulmasını önerme hem de yaptırımları arttırma konusunda daha fazla birlik olunmasını gerektiriyor.

Peki sizin İranlı yetkililer ya da yetkili olmayanlarla bir iletişiminiz var mı?

Hayır, İranlı yetkililerle bir iletişimim yok. Sadece, bana göre İran hükümetiyle mantıklı bir müzakere temelinde bunun mümkün olduğunu söylüyorum. Bence eğer bunu şu anda yaptıklarından daha incelikli bir şekilde yapsak, sonuç bizi şaşkına çevirebilir. Ama bir şeyi riske etmezsek, hiçbir şey kazanamayız.

Panelinizde, militarist türden bir görüşü savunan Bay Luttwak’la bir tartışma yaşadınız. İran’ın bugünkü durumunu Mussolini’yle karşılaştırırken, bir yandan da korkulacak kadar güçlü olmadığı için İran’ı tereddütsüzce vurulması gerektiğini savunuyordu. Siz de onun argümanındaki çelişkiye dikkat çektiniz: eğer Mussolini gibiyseler, onlardan korkmamız gerekir. Eğer Mussolini gibi değillerse de, onlara saldırmamız oldukça anlamsız. Bu konuyu biraz daha açabilir misiniz?

İran’a saldırmanın tavsiye edilir bir yanı olmadığına inanıyorum. Bence bu çok gereksiz ve ayrıca bunun ahlaki olduğunu da düşünmüyorum. Bence bu uygun da değil. Bunun yerine, dediğim gibi yaptırımları arttırmak gerektiğine inanıyorum. İran’la ilişki kurma konusunda bir açılım geliştirmek gerektiğini düşünüyorum. Dolayısıyla, ben çok taraflı ve farklı bir süreç öngörüyorum.

Hem burada, hem de ABD’de barış görüşmeleri hususunda pek çok saldırgan görüş var. Ayrıca devam etmekte olan bir “teröre karşı savaş” süreci de söz konusu. Dolayısıyla ABD’deki başkanlık seçimi sürecinin Orta Doğu’daki barış sürecini nasıl etkileyeceğini düşünüyorsunuz?

Bence Obama ya da McCain’den hangisi başkan olursa olsun, bir sonraki başkan barış sürecini devam ettirmekte yarar görecek. Sanırım Obama çok açık bir şekilde böyle yapacağını da söyledi. John McCain’in de böyle yapacağını düşünüyorum. Barış sürecindeki tüm hatalardan sonra barış süreci üzerinde çalışmak gerekiyor. Bu çatışma tarafları yıprattığı için, önümüzde pek çok sorunlu alan var. Benim de bu konudaki yaklaşımımı şekillendiren kendi düşüncelerim var, ama sanırım genel düşünce de barış sürecinin işleyebilir olduğu ve ilerleme sağladığımız yönünde. Şu anki sorun Amerikan hükümetinin Bush yönetiminin etkisizliği nedeniyle bunu yapmayı becerememesinden kaynaklanıyor.

Ama takip ettiğim kadarıyla McCain Irak savaşına daha saldırgan bir şekilde yaklaşıyor...

Hayır, aslında McCain’in ifadelerine dikkatli bir şekilde bakarsanız, barış sürecini takip ettiği ve başkanlığı döneminde de İsraillilerle Filistinliler arasında da böyle yapacağı yönünde pek çok açıklaması var.

Ama ben Irak savaşından bahsediyorum?

Evet Irak savaşı konusunda Obama’dan çok farklı düşünüyor. Obama ve McCain birbirine zıt açılardan ve yelpazelerden geliyorlar. Obama [Irak’tan] “çıkma” üzerinde çalışmak istiyor. Hemen çıkmak istediğini söylemiyor. Ama bu model üzerinde çalışmak istiyor. Irak konusunda yeni bir politikası var. Kendisinin bunu daha iyi bir şekilde yapabileceğini düşünmesine rağmen, McCain savaşı sürdürmek istiyor.

Orta Doğu siyasetinde Türkiye’ye nasıl bakıyorsunuz? Türkiye’nin bölgede önemli roller üstlenebileceğini düşünüyor musunuz?

Bence Türkiye bugün Orta Doğu’daki en önemli ülkelerden biri. Bence Bush yönetimi döneminde yıpranan Türk-Amerikan ilişkilerini geliştirmek önem taşıyor. En azından İsrail’de Türkiye’nin Suriye’ye karşı oynadığı rolden dolayı büyük bir memnuniyet var, ve kesinlikle ABD’nin seçimlerden sonra bu konuyla oldukça ilgileneceğini düşünüyorum. Bence Türkiye önemli meselelerde İran ve Suriye’ye karşı önemli bir rol oynayabilir. Türkiye değeri ve önemi yeni yeni ortaya çıkmaya başlayan bir ülke. O yüzden, bence göreceksiniz yeni başkan kim olursa olsun, yani hem Obama hem de McCain Türkiye’yle daha yakın bir şekilde çalışma yönünde çaba harcayacaklardır.

(Ekopolitik org, Haziran 2008)

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org