Lübnan ve Suriye

LÜBNAN – Lübnan’ın, Suriye ile kuzey sınırı boyunca dizilen derme çatma Sünni ve Şii köylerinin arası, bölgedeki uzun süren çatışmalar yüzünden bozulmuş durumda. Bu bozulmanın temel bir dinamiği var.

Lübnan Şii hareketi olan Hizbullah’a bağlı militanlar, Suriye’nin Alevi lideri Beşar Esad ve onun mezhebinin hakim olduğu Suriye hükümeti için sınırı geçip savaşıyor. Sünni Müslümanlar ise sınırdan gizlice Suriye’ye sızıp muhaliflere katılıyor. Fakat Lübnan’daki Bekaa Vadisi’nde bulunan evlerine döndüklerinde, her iki tarafta aralarında kolay olmayan bir ateşkesi sürdürüyorlar.

Şimdilerde hem kaçakçı hem de savaşçı olan ve kimliğini korumak için tek bir isim kullanan Sünni çiftçi Abdullah(22); “Suriye sınırının içinde bizi katlediyorlar, fakat Lübnan’a geçtiğimizde aramızda herhangi bir şey olmuyor” diyor. Ek olarak, “diğer tarafta savaşmak normal bir şey olduğunu söyleyebilirim, biz rejime karşı olduğumuzu düşünürsek, onlar da rejimle beraberdir’ şeklinde konuşuyor.

Gerçi, bu stratejik sınırın kontrolü için yapılan bu karşılıklı cepheleşme, Orta Doğu’da ağırlıklı olan Sünni – Şii mücadelesinin parçası olarak farz edilen daha büyük çaplı ve kontrol altına alınamayan bir çatışmanın kıvılcımları olabilir. Lübnanlı bir akademisyen ve Arap–İran ilişkileri uzmanı olan Talal Atrissi; “Ne Lübnan’ın ne de Suriye’nin tamamen kontrol edebildiği sınır boyunca zaten bir kargaşa mevcuttu, bu yüzden, bu kargaşanın, tüm Lübnan’a yayılma korkusu var” şeklinde konuşuyor.

Son zamanlarda, çok sayıda cihat yanlısı Lübnanlı Sünnilere sınırı geçtikten sonra Suriye Ordusu tarafından tuzak kuruldu, fakat öldürülen, yaralanan ya da esir alınanların detaylı sayısı henüz teyit edilmedi.

Suriye’deki iç savaşın, Şam’da şiddetlenmesiyle birlikte, çok daha fazla Suriyeli askerler sınır bölgesini terk ederek başkente mevzilendi. Böylece sınır boyunca Lübnanlı milis güçler için yeni fırsatlar doğdu.

Mart 2011’de patlak veren Suriye iç savaşının akabinde Hizbullah’ın sınıra birkaç bin militan konuşlandırdığı yönünde iddialar bulunuyor. Çünkü özellikle İran’dan tedarik edilen mühimmat deposu ve İsrail’e karşı yıllarca süren mücadele, onu bölgenin en silahlı gücü haline getirdi.

Fakat çok sayıda hükümet yetkilisi, parlamento üyeleri, militanlar ve analistlerle yapılan mülakatlar, bir hayli daha sınırlı fakat yoğunlaşmış, bir mücadele biçiminin varlığını ortaya koyuyor.

Analistler, Hizbullah militanlarının, Şii Müslümanlara ait Halep yakınlarındaki birkaç köyden tutun da Şiiler için kutsal bir hac yeri olan Şam’daki Zeynep binti Ali’nin mezarına uzanan önemli bölgeleri korumak için Suriye’ye gönderildiğini belirttiler. Ayrıca Hizbullah’ın Suriye Ordusu’na meskûn mahalde muharebe için strateji ve taktik açısından tavsiyede bulunduğunu, hatta eğitim verdiğini vurguladılar.

Ancak, militanların asıl odaklanması, Suriye vasıtasıyla İran’dan Hizbullah’a giden silahların tedarik zincirindeki bir ana geçiş noktası olan Lübnan–Suriye sınırına hakim olmak. Suriye hükümeti, bir taraftan, Özgür Suriye Ordusu’na silah ve militan akışını sınırlandırmaya çalışmakta, öte yandan, Hizbullah ise Şiileri ve Alevileri korumaya çalışmaktadır.

Benzer sebeplerden dolayı, özellikle cihat yanlısı Sünni militanlar da, isyancıları desteklemek ve yapabildikleri kadar silah sokabilmek için Suriye’ye mevzilendiler. Analistlere göre temel farklılıkları; Hizbullah bir örgüt gibi hareket ederken, Sünniler ise daha serbest teşebbüslerde bulunuyor.

Savaşa dahil olan Lübnanlı militanların sayısını belirlemek zor, fakat, uzmanlara göre, sayıları az görünüyor. Uzmanların bu yorumu da bazı durumlara dayanıyor. Mesela her iki mezhepten militanlar için düzenlenen cenaze töreni sayıları bir fikir veriyor.

Hizbullah Suriye’deki mevcut savaşı şiddetle inkar etmektedir. Ayrıca sınırdaki tüm Lübnanlılar da Suriye’nin daha fazla savaşçıya ihtiyacı olmadığını beyan ediyor. Hizbullah’ın medya ile ilişkiler departmanı, bu konu hakkında talep edilen bir röportajı geri çevirdi, fakat üst düzey bir yetkili kısa bir açıklamada bulundu.

Resmi beyanda bulunma izni olmayan ve bu yüzden isminin açıklanmasını istemeyen bu yetkili; “Biz Suriye’deki savaşa dahil değiliz, fakat, Şii, Hıristiyan ve diğer mezhepsel ve dini grupların köylerine Suriyeli isyancılar tarafından katliamla sonuçlanan saldırılar yaşandığından beri, biz lojistik seviyede bazı olaylara dahil olduk” şeklinde beyanda bulundu.

Bundan başka ayrıntılı bilgi vermeyi reddetti. Ayrıca, Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, birçok söylevinde, Suriye meselesi hakkında konuşmaktan özenle kaçınıyor.

Ancak, askeri dahiliyet, herkesin bildiği bir sır haline geldi. Hizbullah’ın yayın organları, cihat yükümlülüklerini yerine getirirken ölen gençler hakkında periyodik raporları özelleştirmeden yayınlıyorlar. Son zamanlarda İsrail sınırlarında ölümle sonuçlanan çatışmaların yaşanmamasına rağmen, yeni ölen gençlerin posterleri, Şii köylerinde görülebiliyor.

Bekaa’daki önemli bir Hizbullah yetkilisi olan Ali Hüseyin Nassif Suriye’de Özgür Suriye Ordusu tarafından öldürüldüğü iddia edilmişti. Onun kamuoyunca iyi bilinen ve çok kez gündeme getirilen cenaze töreninin ardından, Hizbullah lideri Nasrallah; “Hizbullah, savaşçı değil, sınır boyunca yirmi üç köyde yaşayan otuz bin Lübnanlı için yardım ve koruma sağlıyor” şeklinde bir açıklamada bulunmuştu.

Kuzey Bekaa’daki Arsal’da Abdullah adındaki bir militan, Sünnilerin büyük bir çoğunlukta olduğu Suriye tarafında bulunan, sınırı iyi çekilmemiş, iki yüz elli evden oluşan Josi köyünde eskiden yaşadığını söyledi. Bu köy, birçok haritada görünmeyecek kadar küçük ve etrafında üçü Şii biri de Hıristiyan olan dört mezra ile çevrili.

Abdullah; “Başlangıçta ordu güçlüydü, fakat zayıflayınca, Hizbullah’a ihtiyaç duydular” şeklinde konuşuyor. Ayrıca, “Lübnanlı savaşçılar, dört ay önce önemli bir sayıda ortaya çıkmaya başladılar” diyor.

Arsal’daki yetkililer ve Abdullah’a göre, Hizbullah güçleri Lübnan’da silahlara el koymak için zaman zaman evlere baskınlar düzenledi, fakat çoğunlukla makineli tüfek ve roket güdümlü el bombası gibi ufak silahların kaçakçılığını göz ardı ettiler. Sünniler, onları tahrik etmeye çalışmamakta, çünkü Bekaa’ya egemenler ve tüm kaçakçılık güzergahlarındaki faaliyetlere son verebilirler.

Hizbullah güçleri göze batmamaya çalışıyorlar. Ancak, sınırın dışındaki Kaa kasabasında ufak bir Hizbullah camisinde bir iki ambulansın ve park halinde koyu camlı birkaç siyah Cherokee ciplerin görülmesi gibi kimi ipuçlarının olduğunu Arsal’daki yetkililer belirtiyorlar. Ayrıca, yaralı Hizbullah militanları, hızlı bir şekilde bir ambulansla ve bu Cherokee ciplerin eskortuyla tüm kontrol noktalarından durmaksızın geçerek, sınırın diğer tarafına götürüldüğünü söylüyorlar.

Müslüman Kardeşler’in Lübnan’daki kolu İslami Grup’ta önemli bir figür olan Şeyh Hüsam el-Gali, Lübnanlıların tüm savaşlara katılmadığını, sadece stratejik olanları dikkate aldıklarını belirtti. Ayrıca, Hizbullah’ın Suriye ordusuna taktiksel tavsiye ve eğitim sağladığını söyledi.

Bekaa sakinleri geçimlerini kiraz, sigara ve araba yedek parçalarının kaçakçılığından sağlıyorlar. Bu yüzden, uzmanlara göre, bu savaş, sadece yaşlı yüzlere yeni bir kırışık sağladı. Aşiret kültürünün hakim olduğu bölgenin sakinleri sonu gelmeyen kan davalarına sebep olabilecek çatışmalardan kaçınıyorlar ve uzmanlara göre bu hal yorgun ateşkesin hala bölgede hakim olmasının sağlıyor.

Şeyh Gali, kaçakçılığın nesillerdir sürdürülen bir aile mesleği olduğunu, şu sıralarda ise en karlı kaçakçılık çeşitlerinin militan ve silah kaçakçılığı olduğunu söyledi.

Trablusşam’da 20’li yaşların ortasında, kaslı ve kızıl renkli, fırça gibi sakala sahip eski bir militan olan Ahmet, yaz boyunca Humus ve El Kuseyr’de, kolundan vuruluncaya kadar ve kalçasından ve bacağından şarapnel parçasıyla yaralanana dek muhalif güçlerin yanında savaştığını belirtti.

Ahmet, telefonundan birkaç amatör video gösterdi. Videolarda üzerinde dini simgeler bulunan siyah kafa bandını alnına bağlamış halde ele geçirilmiş bir tankın üzerinde mücadele ediyor ve kontrol noktalarına saldırıyor.

Trablusşam’daki Ahmet ve diğer savaşçılar; “Hizbullah, Suriye’de Sünnileri öldüren militanların, cihat yaptığını ilan ettiğinden beri, mezhepsel anlaşmazlıkları körüklüyor” diyorlar. Ek olarak, Ahmet ve diğerleri, Orta Doğu’daki Pers egemenliğine karşı savaştıklarını belirtiyorlar.

Son olarak, Ahmet; “Biz Lübnan’ı yıkıma uğratmak istemiyoruz, bu yüzden Suriye’de savaşıyoruz. Ayrıca, biz gerçekten Lübnanlılar ile savaşmıyoruz, İran’a sadık olanlarla savaşıyoruz” diye konuşuyor.

Çeviren (Tüm Metin): Serdar Yeşiltay

(NYT, Lebanon’s Shiites and Sunnis Battle in Syria, but Not at Home, 19 Aralık 2012)

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org