Konsantrasyonun Gücü

Meditasyon ve dikkatlilik kelimeleri kafamızda yoganın ve Budist rahiplerinin resimlerini çağrıştırıyor. Fakat belki çok farklı bir resmi anımsatmaları gerekir. Geyik avcısı modundaki kavisli bir piroyu tüttüren, bu adam Sherlock Homes’in ta kendisi. Dünyanın en büyük kurgusal dedektifi Holmes, konsantrasyonun ehemmiyetini bilen birisidir. Dr. Watson’ın ortaya koyduğu gibi ‘beynini vakanın dışına atar’. Holmes çok görevli bir dünyada, her işi tek bir iş gibi yapan en mükemmel örnek.

Ekseriyetle, yeni bir vaka sunulduğu vakit, Holmes deri koltuğuna yaslanır, gözlerini yumar ve sükut içinde yalvarır bir vaziyette uzun parmaklı ellerini birbirine bağlar. O orada en pasif aktif dedektif olabilir. Onun düşünceye yaklaşım tarzı, bilişsel psikolojistlerin dikkatlilik derken kastettikleri çok şeyi ihtiva eder.

Gerçi, bu kavram antik Budist, Hindu ve Çin kültürü kökenlidir. Ampirik psikoloji bahis konusu olduğunda, dikkatlilik maneviyattan ziyade konsantrasyonla ilgilidir: aklını sakin ve huzurlu hale getirme kabiliyeti, dikkatini içinde bulunduğun zamana odaklamak ve zihni dağıtan şeyleri başından savmak. Bunun açık ve kesin ifadesi, 1970’li yıllarda, bilinçli düşüncenin, yetişkinlerde bilişsel işlevlerin araçlarını ve hatta hayati işlevlerindeki gelişmelere öncülük ettiğini gösteren psikolojist Ellen Langer’in çalışmalarının ürünüdür.

Şimdi, biz bu dikkatlilikten edindiğimiz faydaların çok daha öteye ulaşabileceğini ve Professor Langer’in önceden tahayyül ettiğinden daha fazla fayda elde edilebileceğini öğreniyoruz. Hatta kısa süreliğine de olsa, dikkatlilik, temel nöral düzeyde nasıl hissettiğimiz ve nasıl düşündüğümüze ilişkin hayranlık uyandıran değişimleri meydana getirebilir.

2011’de, Winconsin Üniversitesinden araştırmacılar günlük meditasyonun, düşüncenin ön beyin lobu faaliyetinden, bilişsel bilim adamlarının pozitif olarak iddia ettiği ve duygusal durum odaklı yaklaşım doğrultusunda ilişkilendirilen bir yapıyla değiştirilebildiği gibi, bizi dünyadan soyutlamaktan ziyade ona angaje olmamızı ifade ettiğini gösterdiler.

Katılımcılara gözleri kapalı bir şekilde rahatlamaları, bütün dikkatlerini bulundukları ana vermeleri ve zihinlerine doğabilecek herhangi bir düşünceyi serbest bırakmaları ve kabullenmeleri için talimat verildi. Daha sonra onların, önümüzdeki beş hafta boyunca 9 ila 30 dakikalık meditasyon eğitimi alma seçenekleri vardı. Onlar ikinci kez imtihana tabi tutulduklarında, egzersizleri ve eğitimleri günde ortalama sadece 5 ila 16 dakika olmasına rağmen, nöral aktivasyon yapılarının, ön lob asimetrisinde çarpıcı bir biçimde sol tarafa kaydığı gözlendi.

Günde beş dakika kadar az bir süreyi Holmes tarzı yoğun durağanlığa ayırdığınız zaman daha mutlu bir görünüm sizin ise de, bu hususi imtiyaz, melankoli nöbetleriyle ve kesin bir yüzde yedi çözümle yaptığı flörtlerle Holmes’un kendisiyle birlikte boşa gitmiş görünüyor. Hızlı bir biçimde incelendiği takdirde tezatlığın yanıltıcı olduğu görülecektir: akli melekeleri için bir hedef yoksa, Holmes depresiftir. Ona bir vaka verildiği takdirde ruhsal dengesi düzelir.

Fakat, dikkatlilik, duygu düzenini geliştirmenin ötesine gider. Dikkatlilik üzerine bir egzersiz, modern hayatın vebası olan çoklu görev hastalığına karşı yardımcı olabilir. Elbette, dikkatimizin muazzam olmasını istiyoruz, fakat o öyle değil. Çoklu görev sürüp giden bir söylenti ve efsanedir. Bizim yaptığımız hızlı bir şekilde görevden göreve dikkat objelerimizi gerçekten değiştirdiğimizdir. Sonuç olarak iki kötü şey meydana gelir. Biz olabildiği kadar dikkatimizi tek bir şeye vermeyiz ve dikkatimizin kalitesini ve meziyetini bu sürekli değiştirmeye kurban ederiz. Dikkatimiz yerinde olduğu zaman, bazı dikkat zayıflıkları kendi ahengiymiş gibi ortadan kaybolur.

2012 yılında, Washington Üniversitesi’nden bir takım öncülüğündeki araştırmacılar, gerçek bir dünya koşullarında çoklu görev üzerinde meditasyon eğitiminin etkilerini incelediler. Araştırmacılar, bir grup insan kaynakları uzmanına adet gereğince yaptıkları eş zamanlı planlama türüyle meşgul olmalarını istedi. Her katılımcı bir telefon ve bir laptopla bir kişinin ofisine yerleştirildi ve birkaç tipik görevi tamamlamaları talep edildi: birçok katılımcının olduğu toplantılar düzenleme, boş konferans salonunun yerini tayin etme, yaratıcı bir toplantı gündemi belirleyen bir bildiri yazma ve benzeri. Bu bilgi, bu görevleri tamamlamak için gerekli mi? Görevler, normalde olduğu gibi e-maille, anlık mesaj aracılığıyla, telefonla ve bizzat teslim edildi. Bu listedeki işlerin 20 dakika ya da daha az bir süre içinde tamamlanması gerekiyor.

Herkese açık bu çoklu görev yarışmasından sonra, katılımcılar üç gruba bölündü: birine sekiz haftalık meditasyon kursu tahsis edildi (haftalık iki saat eğitim); diğer grup ilk başta bu kursu almasa da, ilerleyen zamanlarda almaya başladı; ve son grup ise sekiz haftalık vücut dinlendirme kursu aldı. Herkes, daha sonra bu çılgınlığın ikinci turuna katıldı.

Sadece dikkatlilik eğitimi alan katılımcılar gelişme gösterdi. İşin sonunda onlar çok daha az olumsuz duygular hissettiklerini bildirmekle birlikte, ayrıca konsantrasyon yetenekleri de mühim ölçüde gelişti. Dikkatlilik eğitimi alan bu katılımcılar daha uzun süre görevde kalmaya devam edebildiler ve daha az sıklıkla bir görevden diğerine geçtiler. Bu iş için harcadıkları toplam zaman diğer gruplarınkinden çok da farklı değildi, ancak, bu zamanlarını daha verimli kullandılar. Onlar ortalama olarak ayırt edilebilir bir başlangıç ve bitiş zamanı olan deneysel davranışlar ihtiva eden 40’ın üzerinde farklı görevle meşgul oldular. Diğer gruplar ortalama 48 ila 50 görev için yaklaşık olarak 30 saniye harcarken dikkatlilik eğitimi alan grup her bir aktivite için 36 saniyelik bir ortalamada çalıştı. Ayrıca bu çalışmada onlar, görevlerinin içinde neyi daha iyi icra ettiklerini de diğer katılımcıların aksine farkına hatırladılar.

Dikkatlilik eğitiminin konsantrasyona faydaları sadece davranışsal değil, fizikseldir de. Son yıllarda, dikkatlilik, beynimizin dikkat ağları içindeki ve ilaveten dikkat bölgesi ve orta ön bölgeleri arasındaki bağlantıları geliştirdiğini gösterdi. Bunlar bizi dikkat dağılmasından kurtaracak gelişimlerdir. Başka bir ifadeyle, dikkatlilik, dikkat ağlarımızın normalde olduğundan çok daha az kesintiyle daha iyi iletişim kurmasına yardımcı olur.

2012 yılında Emory Üniversitesi’nde bir çalışmada, geliştirilmiş meditasyon uygulaması, dikkati denetleyici ve işleyen bellek ile kendi duygularımızı, düşüncelerimizi ne kadar iyi denetleyebileceğimizle ilişkilendirilen sağ insulada bulunan alın korteksi arasındaki gelişmiş bağlantısallıkla ilişkilendirildi. Ve bu durumda ise bizim iki büyük dikkat ağlarımız (zihnin uyanık halindeki) olarak anılan dış dünyaya odaklı yönetici (aktif) zihin ve iç dünyaya odaklı default (pasif) zihin işin önemli bir kilit noktasıdır.
Bu gelişmiş bağlantısallık bizi sadece bir görevden diğerine daha rahat geçebilmemizi ve dikkatimizi kontrol edebilmemizi sağlayan unsur değil, ayrıca sınırlı olan dikkat kaynaklarımızın tüm yönleriyle daha etkili idaresinin göstergesidir.

Sıradan meditasyon uzmanlarıyla yapılan gelişmiş durağan halin işlevsel bağlantısallığıyla ve genel olarak gelişmiş bağlantısallıkla, dikkatlilik eğitiminin beynin default ağını bile etkilediği görünüyor – durağan hal denilen durumda olduğumuz zaman bağlantıların ağı aktif kalır –. Belirli miktarda dikkatlilikten sonra, default ağı bizim ruhsal vaziyetimiz hakkında daha tutarlı bilgiye erişime ve etrafı kuşatan çevreyi denetlemek için gelişmiş bir yeteneğe sahip olur.

Bu etkiler akla uygundur: dikkatliliğin nüvesi dikkatini verme kabiliyetidir. Bu Holmes’un, tam olarak neden parmak uçlarını birlikte hafifçe tıkırdattığının ya da ince bir sigara dumanını soluduğunu açıklıyor. O dikkatini tek bir şeye odaklar. İcra etmekte olduğu fiilde duraksamasına rağmen, o, bir yolunu bulup, enerjik meslektaşlarının tekrar tekrar çok ilerisinde ortaya çıkar. ‘Korku Vadisi’ romanında, yaşlı dedektif Mac, kayıp bir bisikletçiyi aramak üzere tüm bu ülkenin şehirleri etrafında boş boş dolanıp durmaktadır. Holmes ise cinayetin işlendiği odadan ayrılmadan bütün olayı çözer. Bu, onun dikkatliliğiyle alakalıdır. Dikkatlilik sizi yavaşlatır gibi görünür, fakat aslında düşünmenize ivme kazandırmak için ihtiyacınız olan imkanları size verir.

Bir Holmes ve bir Watson arasındaki fark esas olarak, usuldür. Dikkat sınırlı bir şeydir, bu doğru, lakin eğitilerek daha iyi hale getirilebilir. Daha fazla Holmes tarzı konsantrasyon için, düşünce metotlarımızın tadili vasıtasıyla, biz son derece modern dünyaya bağlı, bitmek tükenmek bilmeyen çoklu görevlerin çeşitli taleplerinin üstesinden daha iyi gelebilmek için nöral alanı takviye edip geliştirebiliriz. Ve hatta, geçmişte dikkatlilikle ilgili herhangi bir çalışmamız ve egzersizimiz olmasa bile, elde edilen yararların nasıl da hızlıca dikkate şayan hale geldiği bizi şaşırtabilir.

Yakın zamana dek, 20’li yaşlara geldiğimizde, beynimizin sinir bağları temel olarak tamamlandığı kabul edilirdi. Fakat yeni deliller, ihtiyarlık döneminde de bir şeyler öğrenebileceğimizi ve aynı zamanda beynimizin yapısının değişmeye ve gelişmeye devam edebileceğini ortaya koyuyor. 2006 yılında, bir grup psikolog, yetişkinlerde nöral aktivasyonun (özellikle de alın korteksindeki aktivasyon) dikkat kontrolüyle ilgili beş saatlik eğitim oturumunun ardından, çok daha genç bireylere benzemeye başladığını gösterdi. Onların beyni, çoklu görevleri koordine etmede daha liyakatli hale geldi. Edinilen bu eğitim, eğitilmemiş diğer aktivitelere aktarıldığında genel gelişimlerle ilgili bir semptomatik olduğu görüldü.

Benzer değişimler default ağında (beyinin durağan hali) da gözlendi. 2012’de Ohio Üniversitesi’nden araştırmacılar dikkatlilik ölçümlerinden yüksek puan alan yetişkinlerin default ağlarında, özellikle de beynin büyük bilgi işleme merkezlerinden ikisinde bağlantısallığın arttırdığını ispat etti. Ve bu tip artan bağlantısallığın iyi bir şey olduğunu zaten biliyoruz. Ancak bu hususi neticelerden daha fazlası var. Dikkatlilikle bağlantılı bir gelişim gösteren bu hassas alanlar Alzheimer hastalığının bölgesi olarak bilinir.
Sonuçlar boşuna umut da verebilir. Dikkatliliğin hastalıktan koruyucu bir etkisi olabilir. Zira o bilişsel zayıflamaya(işlev bozukluğu) en hassas olan alanları güçlendirebilir. Holmes’un farklı yaklaşımı doğrultusunda daha fazla düşünmek için tek bir birleşik görev icra etmeyi öğrendiğimiz zaman, gözlemsel maharetimizi geliştirmekten daha fazla şeyi yapabiliriz. Böylelikle daha akıllıca bir akıl sağlığına kavuşma durumuna da kaç yaşında olduğumuzun önemi olmadan belki de yatırım yapmış olabiliriz.

(NYT, The Power of Concentration, Maria Konnikova, “Mastermind: How to Think Like Sherlock Holmes”)

Anahtar Kelimeler: 

Çeviren: 

Serdar Yeşiltay

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org