İsmail Beşikçi: 21. Yüzyıl Kürtlerin Yüzyılı Olacak

 

Türk sosyolog ve yazar İsmail Beşikçi bilimsel araştırmaları ve Kürt meselesi üzerine fikirlerinden dolayı 17 yıl hapis yattı. Rudaw’la yapılan bu röportajda İsmail Beşikçi, “ Muhtemelen bağımsızlıklarını elde edemeyecek olsalar da 21. Yy. Kürtlerin yüzyılı olacak” dedi. Beşikçi, Kürtler için birliklerini korumak ve güçlendirmenin çok önemli olduğuna inanıyor. Kürtlerin uluslararası düzeyde meselelerine sahip çıkmaları gerektiğine inanıyor. Diyor ki; “Lüksemburg 30.000 nüfusuyla bağımsız bir devlete sahipken neden kırk milyon nüfuslu Kürtler sahip olmasın?” Beşikçi askerlik görevini Türkiye Kürdistan’ında yaptı. 38 yıl sonra döndüğü Diyarbakır’a Rudaw’la görüşmek için geldi.

Rudaw: Türkiye’de ne zaman mesele Kürt sorununun çözümüne gelse öyle görünüyor ki bir adım ileri iki adım geri metaforuna dönüşüyor. Bazen sorunlar tam çözülecekmiş gibi olsa da çözülemiyor. Türk devleti gerçekten bu sorunu çözmek istiyor mu?

İsmail Beşikçi: Türk devletinin Kürt sorununa yönelik özel bir projeksiyonu yok. Bu nedenle, zaman içinde kendiliğinden çözülür umuduyla probleme yaklaşım gecikiyor. Bunun nedeni ise Türk devletinin zaman geçtikçe Kürtlerin asimile olacağına inanmasıdır. Büyük bir Kürt nüfus Türkiye’nin batısında yaşıyor. Devlet gelecek iki üç jenerasyonun asimile olacağına ve Türk olacağına inanıyor. Bence devletin planı bu. Son dönemde, devlet çocukların okula başlama yaşını altıdan beşe düşürmeye yönelik çalışmalar yaptı. Bunu Kürt sorununa ilişkin olarak yapıyor. Bu politikayla Kürtleri asimile etmeyi hedefliyor. On yıl önce devlet Kürtlerle ilgili niyetini açıkça ortaya koymuyordu. Bununla birlikte bugün ve yakın geçmişte Kürtler arasında milliyetçilik gelişiyor. Ancak bugün söz konusu Kürt sorunu olduğunda devlet gerçek niyetini açıkça belirtiyor.

Rudaw: Kürtler, Türk kimliği içerisinde asimilasyonu engellemek için ne yapmalıdır?

İsmail Beşikçi: Onların her alanda Kürtçe konuşup yazmaları ve dillerini en iyi seviyede bilmeleri gerekir. Devlete yönelik sert eleştiri yapmalıdır Kürtler. Bulgaristan’da 1985 – 88 yılları arasında Türkler, çocuklarına Bulgarca isim koymak zorunda bırakılıyorlardı. Onlara Bulgarca isim koydukları taktirde hayatlarının daha da kolaylaşacağı söyleniyordu. Bu politika Türk STK’lar ve basın tarafından ciddi bir şekilde eleştirildi. Bulgaristan 1988’de buna son verdi ve şimdi problem yok. Daha sonra Bulgaristanlı Türkler kendi siyasi partilerini kurdular. Bulgaristan şu an bir Avrupa Birliği üyesi. Yakın zamana kadar, Türkiye’de Kürtler kendi çocuklarına Kürtçe isim koyamıyorlardı, özellikle içinde Kürtçe harfler (Q, X, W) bulunan isimler yasaklanıyordu. Bu harfler kanunen de yasaklandı. Kürtler hükümeti eleştirmekte akıllıca davranmak zorundalar. Çocuklarına Kürtçe isim koymakta ısrar etmeliler. Hatta çocuklarının isimleri devlet kayıtlarına girmese bile Kürtçe isimleri en azından kendi aralarında kullanmalılar. Örneğin, senin çocuğunun adı Welat olmalı.

Rudaw: Anayasaya göre bazı kırmızı ve şüpheli çizgiler var. Örneğin; Kürtler anadilde eğitim talebinde bulunurken Türk iktidar partisi bu talepleri reddediyor. Yeni anayasa taslağında bu problemler nasıl tanımlanacak?

İsmail Beşikçi: Bu hükümet olduğu müddetçe yeni anayasa yapılamayacak. Hükümet anayasayı halen Türk milliyetçiliği ve Atatürk ilkeleri temelli düşünüyor. Yeni anayasada Kürt kelimesine hoşgörü olmayacak. Bu hala devletin zihniyeti ve politikası. Üyelerinin çoğunun bu zihniyete sahip olduğu bir parlamentonun anayasa yapabileceğine inanmıyorum. Hükümet, TRT 6’yı (devlet destekli Kürtçe TV kanalı) kurarak ve okullarda Kürtçe seçmeli dersler koyarak Kürt sorununun çözümüne yeteceğini düşündü. Bu seçmeli Kürtçe dersleri Kürt illerindeki yöneticiler, güvenlik görevlileri, devlet memurları ve diğer Türk yetkililer için seçmeli olabilir, ancak sayıları yirmi milyonu bulan Kürtler için Kürtçe eğitim zorunlu olmalıdır. İlkokuldan üniversiteye kadar eğitim dili Kürtçe olmalıdır. Bu şu an Irak Kürdistan’ında oluyor. Orada oluyorsa neden burada olmasın? Barış ve Demokrasi Partisi (BDP), Türk devletinin bu çifte standardını eleştirmelidir.

Rudaw: Siz bir Türk akademisyen olarak daima Kürtlerin birliğinden bahsediyorsunuz… (Beşikçi sorunun hepsini beklemedi.)

İsmail Beşikçi: Biz Ortadoğu’da Kürtlerin konumunu anlamak zorundayız. Kürdistan 1920’den beri ayrıştırılmış ve bölünmüş. Self determinasyonun başka her şeyden daha fazla konuşulduğu bir dönemde Kürtler felaketlerle yüzleşiyordu. Self determinasyona izin vereceklerine parçalara ayırdılar. Bölünmüş Kürdistan, Kürtler için korkunç bir yıkım oldu. Kürdistan parçalandı ve sınırlarına mayınlar, dikenli teller ve casus uçaklar yerleştirildi. Kürtlerin, bugün dünyada 208 devletin olduğunu anlaması gerekir. Bunlardan 40’ının nüfusu bir milyondan daha az. 24 devletten oluşan Avrupa Birliği üyeleri Lüksemburg, Malta ve Kıbrıs’ın nüfusu yarım milyondan daha azken Kürtlerin nüfusu 40 milyon. Kürtler sorularına uluslararası seviyede cevap aramalıdır. Bir milyondan daha az nüfuslu devletler var iken onlar kendi yasal statülerinin neden olmadığını sormak zorundadır. 47 üyeden oluşan Avrupa Komisyonu’na Monako, San Moreno ve Andorra gibi ülkeler üye ve mezkur devletlerin nüfusları 30.000 – 35.000 arasında. Böyle büyük nüfus ve coğrafyaya sahip olmalarına rağmen neden Kürtlerin kendi devletleri olmasın? Kürtler daima neden böylesi yıkımlara maruz kaldıklarını sormak zorundadır. Kürtler Avrupa’yı da eleştirmelidir. Avrupa, bu küçük nüfuslu ülkelere devlet derken 40 milyonluk Kürtlere “terörist” diyor.

Rudaw: 21. Yy Kürtlerin bağımsızlık kazanma yüzyılı olacak. Sizce bu yüzyıl Kürt yüzyılı mı?

İsmail Beşikçi:
Evet, ben öyle olacağını düşünüyorum. Kürt sorununda dış faktörler önemli rol oynadı. 1995 ve 1996 yıllarını düşünün. Bu yıllarda Kürt sorununun geleceği ile ilgili bir senaryo yazsaydım, Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) genel sekreteri Celal Talabani’nin Irak Cumhurbaşkanı olacağını asla tahmin edemezdim. O zamanlar bunu düşünen birinin olabileceğini de düşünmüyorum! ABD müdahalesi olmasaydı Kürtler –kaplan bile olsalardı- Saddam’ı deviremezlerdi. Suriye’de de benzer durum yaklaşıyor. Suriye Ulusal Konseyi (SUK), 11 aydır Esad rejimiyle savaşıyor. Esad ve ordusu Kürt şehirlerinden çekildi ve Kürtlerin bu şehirlerde kendi yönetimlerini ilan ettiklerini gördük. Bundan böyle, SUK yönetime gelse ya da Esad aynı kalsa da Kürtler kazanımlarını kaybetmeyecek. Çünkü bu kazanımlar dışsal faktörlerle ilişkilidir.

Rudaw: Kürtler neden birleşik bir söylev geliştirmiyor? Taleplerdeki bu dağınıklığın sebebi nedir?

İsmail Beşikçi: 1920’lerde bir Kürt devleti kurmak çok kolaydı. Fakat bugün çok zor. Bölünmenin üzerinden yüz yıl geçti. Bugün artık Kürt sorununa burnunu sokan çok sayıda insan var ve bu sayı her geçen gün artıyor. Yine de Kürtlerde milliyetçilik bilinci geliştikçe bu sayı azalacaktır. Şunu söyleyebiliriz ki, Kürdistan’ın ayrışmasıyla ilgili daha iyi bir anlayış yerleştikçe, Kürdistan’ın farklı parçalarındaki Kürtlerin yakınlaşması daha kolay olacaktır. Fikir ayrılıkları Kürtlere karşı çok etkili biçimde kullanıldı. 1915’te de Ermeniler benzer durumla yüzleştiler. Lozan Antlaşması, Kürtlerin felaketiydi. Türk devleti, 1922’den beri Lozan’ın sağladığı uluslararası garantiyle Kürtlerin varlığını inkar ederek onları asimile etmeye çalıştı.

Rudaw: “Demokratik özerklik” hakkında ne düşünüyorsunuz?

İsmail Beşikçi:
Federalizm kavramı daha net. Kürtlerin kendi aralarındaki ilişkilerin gelişmesi için çok önemlidir. Bunun meydana gelmesi için bir sınır çizilmelidir. Demokratik özerklik açık bir kavram değil; federalizm daha net. Zira federalizmden bahsederken bir sınırdan bahsederiz, Güney Kürdistan ve Filistin gibi.

Çeviren: Mehmet Alaca

(Rudaw, Ismail Beşikçi: This is the Century of the Kurds, 27/09/2012)

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org