2 Nisan 2013: Çözüme Giderken Direnç Gösterenler 2

Çözüme Giderken Direnç Gösterenler 2

Zaman: İhsan Dağı: Devlette sürece direnenler mi var?

Ne oldu da şartlar değişti? Acaba devlet içinde çekilmenin ‘hukukî’ bir dayanak olmadan yürütülmesine karşı bir direnç mi var? Önce şunu söyleyelim; sürecin stratejik hedefine ilişkin bir görüş ayrılığı yok. Çözüm iradesi güçlü, çözüm çerçevesi sabit. Ancak detaylarda bazı pürüzler olduğu anlaşılıyor. Bunların başında PKK’nın sınır dışına nasıl çekileceği konusu var. Öcalan PKK’dan çekilmeyi talep etmiş, Kandil de bunu kabul etmişti ama süreç henüz başlamadı. Biz sürecin başlama ve bitiş takvimiyle ilgiliyken PKK çekilmenin teknik ve lojistik, bu süreci ‘gözetleyecek’ devlet görevlileri de hukuki boyutlarıyla ilgililer. Karayılan çekilmenin zaman alacağını, militanlarının ikna edilmesi gerektiğini söylerken devlet tarafında da çekilmenin ‘hukuki dayanağı’ sorgulanıyor. Çok geniş bir arazide yaklaşık iki bin silahlı PKK’lı Türkiye’yi terk ederken güvenlik güçleriyle ve savcılarla karşılaşabilirler. Ne yapacak bu devlet görevlileri? Sanırım bu Ankara’ya da soruluyor.

Milliyet: Güneri Civaoğlu: Çekilme düğümüne İskender kılıcı

PKK silahlı unsurlarının sınır ötesine çekilmesi sürecin “bam tellerinden biri...” Şöyle ki: “Kandil ve BDP yasal bir düzenleme istiyor.” Başbakan Erdoğan ve yakın çevresi “bunun imkansızlığını, yasal bir düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olacağını” söylüyor. Başbakan “çekilmenin silahları gömdükten sonra silahsız olabileceği” görüşünde. Özellikle Kandil “silahlarla birlikte” diye dayatacağı izlenimlerini veriyor. Öcalan’ın İmralı’da 3 BDP milletvekiliyle konuşması çelişkili. O da önce “Parlamento kararı” diyor, Sırrı Süreyya Önder “Parlamentonun böyle bir yetkisi yok” açıklaması üzerine bu kez “Parlamento’da komisyonlar kurulmasından” söz ediyor.

Bugün: Gülay Göktürk: Silahlı mı silahsız mı?..

Ne deniyordu: Eğer bu çıkış yasal bir temele dayandırılmazsa, bütün güvenlik bürokrasisi yasalar nezdinde suç işlemiş olur. Karakoldaki komutan gözünün önünden silahıyla geçip giden PKK'lıyı seyretmek zorunda kalır. Ve bugün olmasa da yarın pekâlâ hakkında suç duyurusu yapılabilir. Erdoğan son açıklamasıyla, bu problemi çözmüş oluyor. Elinde silah, sırtında üniforma olmayan birtakım insanlar, zaten hep yaptıkları gibi sınırdan geçip giderken güvenlik güçleri ile karşılaşsalar ne olacak? Polis ya da asker nasıl teşhis edecek onların PKK'lı olduğunu, dağdan indiğini? Dağdaki PKK'lıların ne sayısını bilen var ne de bir isim listesi var elde. Dolayısıyla eğer ellerinde silah olmazsa, hukuki bir sorun da olmayacak.

Yeni Şafak: Ali Bayramoğlu:  'Geri çekilme krizi'nin arkasında ne var?

Şu soruyla başlayalım: Barış sürecinin neresindeyiz? Kamuoyu açısından kuvvetli bir noktadayız. Anketlerde ortaya çıkan yüzde 58'lik destek toplumun önemli ölçüde bu süreci benimsediğini ortaya koyuyor. MHP'nin tepkileri, CHP içinden çıkan kimi ulusalcı sesler, 300 kişilik endişe dilekçesi de önümüzdeki döneme ilişkin kimi sıkıntı ve direnç pistlerini göstermekle birlikte, şu aşamada barışa ilişkin olumlu ruh halini etkilemiyor. Siyasi açıdan ise genel olarak olumlu, sürecin kurumlaşması bakımından ise sorunlu bir noktadayız ve bunlar iç içe…Nitekim Diyarbakır'daki Nevruz'un doruk etkisi ve anlamı yerini hızla PKK güçlerinin nasıl çekileceğine ilişkin bir 'kriz'e bıraktı.

Milliyet: FikretBila: ‘Silahsızvesivilçıksınlar’

Asker vesivilkaynaklarBaşbakanErdoğan’ınPKK’nınsınırdışınaçıkışıylailgili ‘PKK silahbırakıpçıksınlar’ sözlerinedestekçıktı. Konuştuğum kaynaklar, Öcalan‘ın Nevruz mesajından sonra hazırlığa başlayan PKK’nın ülke sınırlarını ‘silahsız ve sivil kıyafetle terk etmesinin en doğru yöntem’ olduğu görüşündeler... Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, “PKK’lılar silahlarını bırakıp çıksınlar” çağrısı, güvenlik kurumları tarafından da en doğru yöntem olarak görülüyor.

Anahtar Kelimeler: 

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org