19 Mart 2013: İfade Özgürlüğü

Murat: Sofuoğlu: İfade Özgürlüğü ve ‘Türk’ Liberalizmi

“İfade Özgürlüğü” konferanslarını ‘basma’ ve basmak isteyenleri ‘bastırma’ isteklerinden kurtulduğumuz zaman gerçek anlamda kendimizi ifade edebildiğimiz özgürlük ortamlarına da kavuştuğumuz vakit olacak.  Süreç Araştırma Merkezi olarak 26-27 Şubat tarihlerinde İstanbul Üniversitesi’nde Hukuk Fakültesi’nin desteğinde ve genç hukukçu arkadaşlarımızın öncülüğünde gerçekleştirdiğimiz “İfade Özgürlüğü” konferansı sonrası medyamızın toplantıyı yansıtma biçimleri karşısında Ekopolitik’te yaptığımız çalışmalarımız aklıma geldi. Soldan ve sağdan bir yaylım ateşi altındaymışız gibi hissettim. Tarihi pek çok hadise ile dolu olan ve Türkiye’deki üniversiteler içinde belki en politize olmuş olanlarından ve kendimin de mezunu olduğu birinde böylesi başlıklı bir toplantı organize etmenin sorunlu olabileceğinin farkındaydık; ancak bir toplantının bu kadar yanlış aksettirilebileceğini tahmin edemezdik.

Taraf: Yıldıray Uğur: Yolda kalan Mezopotamya Ekspresi’ne…

Bütün ömrünü ibadetle, Allah yolunda çalışarak geçirip son nefeste şeytana uyarak imansız giden âlim kıssaları vardır. İmanı muhafazanın zorlukları bahsinde ibreti âlem için anlatılır. Galiba bir gün gelecek ve bir ömür “Kürt sorununa çözüm” diye yazıp, konuşup tam sorun çözülecekken şeytana uyanların kıssaları da siyasi basiretsizlik bahislerinde ibreti âlem için anlatılacak. Neredeyse 21 Mart oldu. Köprüden önceki son pişmanlık çıkışını da geçtik. Tarih, Şehit Aileleri Dernekleri’nin, Türk Ocakları Başkanı’nın destek verdiği barışa, liberallerin mırın kırın ettiğini yazacak. Gerçekten hem çok yazık hem de çok ayıp olacak. Ve daha kötüsü Türkiye demokrasisinin bugünkü düzeyine gelmesine, sivilleşmeye, Kürt sorununun çözümüne bugüne kadar büyük katkıları olmuş liberal-sol aydınların bir kısmı son düzlükte önyargılarına, sosyolojik kibirlerine ve aktör olma heveslerine bütün bu birikimi kurban edip, kendilerini tarihten tasfiye etmekteler.

Yenişafak: Salih Tuna: Cengiz Çandar’ı kazanmamız lazım

Dil devrimi marifetiyle kökleriyle irtibatı kesilen bir ulusun ahfadı olduğumuzdan mıdır nedir bu topraklarda aydın kolay kolay yetişmiyor. Yetişenler de daha çok müstağrip maalesef. Hele Cengiz Çandar gibisi hiç yetişmiyor. Zaten yetişmesi de mümkün değil; birçok özelliği her kula nasip olmaz Allah vergisi mesabesinde. Daha evvel bir kitabını tanıtmak maksadıyla dercetmiştim, tekrar edeyim: 'Türkiye'de ne kadar vitrine çıkmış insan, tanınmış sima varsa ya Cengiz Çandar'ın üniversiteden sınıf arkadaşı, ya bir alt devresi, ya çocukluk arkadaşı ya da asker arkadaşı. Dünyada da ahbaplık etmediği sima yok nerdeyse. Hulasa, Deniz Gezmiş'ten Morton Abramowitz'e kadar baş döndürücü bir çevre…/ İçine doğduğunuz çevreyle mukayese ettiğinizde kendinizi 'baldırı çıplak' yahut 'çarıklı erkan' hissetmeniz işten değil.'

Radikal: Cengiz Çandar:Önce Hasan Cemal sonra ‘Nevroz…’

İşimiz 'devlet aklı'nı izlemek değil. Zira 'devlet aklı', ona hükmedenler ve savunanların kimliğine bakarak değişmez. Türkiye, dünkü yazımda altını çizdiğim gibi, adeta doludizgin ve büyük bir iyimserlikle, geleceğe dönük umutlarla 21 Mart’a yani ‘Newroz’a yol alıyor. İstanbul’da dünkü coşkulu kutlamalar, 21 Mart’ta Diyarbakır’da nasıl bir ‘barış ve birlik festivali’ yaşanacağının ön habercisi gibiydiTabii, bu yılın ‘Newroz’una eşlik edecek ve ‘barış umutları’nı yeşerten dramatik gelişme, Abdullah Öcalan’dan beklenen deklarasyon. Daha doğrusu, bu deklarasyonun, ‘ateşkesten ötede’ bir ‘çatışmasızlık’ ilanını; yani ‘sürekli bir ateşkesi’ ve Türk kamuoyunun asıl beklentisi olarak PKK’nın ‘sınır dışına çekilmesi’ni içermesi bekleniyorEyüp Can, bugüne dek kendisini hiç yanıltmamış kaynaklarından aktararak, Öcalan’ın ‘geri çekilme sınırı’ olarak 16 Haziran tarihini belirteceğine dünkü yazısında yer verdi.

Taraf: Melih: Altınok: Hasan Cemal Hadisesi

Hasan Cemal’i medyada “eski tüfek”denenlerden ayrı tutarım.  Yasemin Çongar’ın harika tabiriyle mavi yengeç gibi kabuk değiştiren Türkiye’ye katkısı büyüktür. Zira, bu değişime “yetmez ama...”larıyla destek veren sol demokratların dönüşümünde etkili oldu. Özellikle Cumhuriyet’i Çok Sevmiştimve Kimse Kızmasın Kendimi Yazdımisimli “ilk”niteliğindeki kitaplarıyla, son üç beş yılda “başka bir sol mümkün”diyenlerin cüretini harladı. Onu, ortodoks soldaki mevzilerini terk edip demokratlığa terfi eden pek çok aydından ayıran da, değişen siyasi tavrını savunurken “dününün”yükünden kurtulma basireti gösterebilmesidir. Kendisiyle yüzleşeceklere, Marx’ın deyimiyle, geçmiş kuşakların bıraktığı mirasın üzerlerine bir kâbus gibi çökmesinin “kaderleri”olmadığı hatırlattı. Türkiye solunun tam göbeğinde şekillenen bireysel tarihini reddetmedi ama kıyasıya eleştirdi. Samimi bir özeleştiri verdi.

Anahtar Kelimeler: 

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org